:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Sınavlar ve öğrencilerin geleceği 
H.Tekin Gökmenoğlu   ( htgokmen@hotmail.com )

Önümüzdeki ay milyonlarca evladımızın geleceğini doğrudan ilgilendiren iki sınav OKS ve ÖSS.
Sınav sonucu bakımından belki OKS da hedeflenen sonucu alamamış olmanın lise döneminde telafi şansı var ama ÖSS artık her şeyin belirlendiği bir sınav durumu görüntüsü veriyor.

Bugün artık hem kazanmak çok zor, hem de okumak. Bunlardan daha da zoru, okulu bitirdikten sonra, yaptığı tahsille ilgili iş bulmak.

Çevremde gördüğüm yüzlerce kişiyi, yaptıkları tahsil ve edindikleri ve edinemedikleri iş bakımından değerlendirdiğimde, eğitim sistemimizi insan harcama ve doğrama sektörü olarak görmekten kendimi alamıyorum.

Mühendis olan kuruyemişçiler mi dersiniz, ekmek arası peynir satan ilâhiyatçılar mı dersiniz, semt pazarcılığı yapan biyologlar, ayakkabıcı kimyagerler mi dersiniz.

Mübalağa değil, İlâhiyat hocalarımızdan biri, mezunlardan bir öğrencisiyle karşılaşınca, onun bakkallık yaptığını öğrendiğinde, bakkallık yapmak için ilâhiyat diplomasına ihtiyaç var mıydı? diye sormuş.

Yine yıllar önce İlâhiyat öğrenciliğim esnasında, Ankara’da Diyânet İşleri Başkanlığında çalışan ziraat mühendisi bir arkadaş sınıf arkadaşlarımdan birine, -Fakülte bitiyor, mezun olunca ne yapmayı düşünüyorsun? diye sorduğunda, arkadaşım bir çiftlik kuracağı cevabını vermiş. Mühendis arkadaş, -Olur mu? Bir ilâhiyatçının çiftlikle ne alakası var? dediğinde, arkadaşım –Ee demiş, ziraatçılar Diyanette çalışırsa biz de çiftlikte çalışırız, demiş.

Binlercesini örnek vereceğimiz bu vakıalar, yukarıda söylediğim insan harcama ve doğrama olayı yanında, ülkenin kaynaklarını en şiddetli biçimde israf etme sorumsuzluğunun da sonucudur.

Verdiğim bu örnekler yüksek tahsil yapabilme şansına ulaşmış insanlarımızın trajedisidir.Bunun yanında asıl sosyal kitleyi, üniversite hayali ile 11-12 senesini aldığımız, ama kontenjana giremediği için başının çaresine bak diye sokaklara bıraktığımız, artık bir sanat ve meslek edinme yaşını ve şansını da çoktan yitirmiş gençlerimiz oluşturuyor. Bu durum, bana sorarsanız dünyadaki en büyük insan hakları ihlâlinin başında geleni.

Bu sorumsuz kaynak israfı ve insan hakları ihlalinin önlenmesi için en fazla 6 yıllık bir temel eğitim-öğretimden sonra, 5 - 6 yıllık orta öğretim isteğe bağlı olmalı ve kesinlikle ve kesinlikle özelleştirilmeli. Devlet orta öğretime devam eden çocuk başına, ailelerine eğitim ödeneği vermeli, aileler çocuklarını, bugün “dershanecilik” sektöründe olduğu gibi istediği özel okula göndermelidir.
Böylece dershaneciler özel okul sektörüne geçmiş olacaklar, oluşacak rekabetle eğitim-öğretim kalitesi yükselecek ve önemli bir kaynak israfı engellenecektir. Devletçe tek kuruşu karşılanmayan ve aile bütçelerine çok büyük yük getiren, haksız rekabet vesilesi olan dershanecilik sektörü de böylece ortadan kalkmış olacaktır. Mevcut okul binaları bu sektöre geçecek müteşebbislere kiralanabilir. Hatta bu sektörde kullanılması şartıyla satılabilir.

Devlet böyle bir yol tutması halinde sadece denetim görevi yapacak, milli eğitim için harcadığı ama çoğu boşa giden büyük bir kaynak israfından da kurtulacaktır. Maaş, ücret elektrik, su, yakıt ödeneği olarak trilyonları bulan ödeneğin bir bölümü dediğimiz şekilde çocuk başına ailelere verilse, aile en sağlıklı biçimde çocuğunun eğitimi için gerekeni yapar. Bu paranın doğrudan aileye verilmesi gerekmez. Ailenin seçmiş olduğu okula, devlet tarafından havalesi yapılabilir. Okulların başarısı aileler tarafından takdir edilip öğrenci gönderildiği için başarı ve kalite ister istemez yükselecektir.

Şu günlerde gidin yaklaşık 1,5-2 aydır liselerin son sınıflarında geçmiş yıllarda olduğu gibi pek ders yapılmıyor. Dershaneler ise en hummalı günleri yaşıyor. Tüm bu çarpıklıklar, bir türlü el atılmayan ve el atılmaya cesaret edilemeyen sistemdeki tıkanıklardan kaynaklanıyor.

Elbette böyle bir proje, üzerinde çok daha ayrıntılı düşünülmesi ve planlama yapılması gereken bir projedir. Ama daha fazla israf ve insan hakları ihlalinin engellenmesi için biran evvel masaya yatırılması gereken bir projedir.







Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 3 yorum yapılmış )

denka [ 2007/06/02 20:03 ]
sayın hocam adımıza eğitimci diyoruz ama yalan eğitim yapmayan eğitimci nasıl olunur.öğretimciyiz ama öğretim tekniğini bilmiyoruz.Milli eğitim bakanlığı diyoruz.Neresi milli neresi eğitimci bu kadar yanlışın arasında doğruyu aramak karanlık odada kara kedi aramak gibidir.fazla uzatmayacağım zira bu konu satırlara sığmaz.emekli olmuş bi öğretmen olarak vijdanen rahat değilim desem yetermi saygılar
adviser [ 2007/05/31 23:11 ]
fırsat eşitliğine dayalı eğitim sisteminin öncül koşulları ve bilgi rekabet düzeyini belirlemedeki aşamalar dikkate alındığında bugünkü eğitim sistemimizin öğrencileri eşit bir yaklaşımla sınava tabi tutmadığı açıkça gözler önüne serilir. yani sınav sonucuna dayalı fırsat eşitliğinden önce öğrencilere sınav öncesi eşit imkanlar sağlamak, sosyal durumuna ve maddi imkanlarına bakılmaksızın bütün öğrencileri eşit derecede eğitim olanaklarından istifade ettirmek öğrencilerin bilgi ve becerilerini ölçmede daha objektif bir kriter olur. bugünkü eğitim sistemimizde bunun acı sonuçlarını maalesef hep beraber görmekteyiz. maddi durumu iyi olan bazı ailelerin çocukları daha ortaöğretimdeyken özel dersane ve özel ders imkanlarından istifade ederek bilgi yönüyle yeterli donanıma sahip olurken bu imkanlara sahip olmayan bazı ailelerin çocukları bilgi ve beceri yönünden yetersiz kaldığı için zorlu sınav yarışında hep gerilerde kalmaktadır. bir de buna yök sistemimizin yanlışlıkları eklenince öğrenciler daha fazla güçlük ve sıkıntılarla başbaşa kalmaktadır...
eğitim meselesi teknik bir konu olmakla birlikte sayın hocamın dile getirdiği teorik yaklaşımların pratiğe dökülmesinde birçok faydaların olacağı kanaatindeyim. çünkü zikredilen aksaklıkların giderilmesi bu yolla mümkün gözükmektedir.
-- [ 2007/05/31 14:20 ]
hocam yazınızda kendi kendinizle çeliştiğinizi gözlemledim.kusura bakmayın ama ziraatçinin ilahiyatta çalışmasıyla orta öğretimin özelleştirilmesinin ne alakası var? diyelimki orta öğretim özelleşti; diyelimki devlet bahsini ettiğiniz masrafları aileye verdi yada okula havale etti ;diyelimki orta öğretimin kalitesi çok yükseldi (özelleştirerek olacağına ben şahsen kesinlikle ama kesinlikle inanmıyorum) o zaman ziraatçi ilahiyatta çalışmayacak çiftlik kurup ziraat mi yapacak? bence bunun yöntemi bu olamaz yöntem yeni iş sahaları açıp istihdamı artırmaktan geçer.
sizin söylediğiniz gibi uygulamayı hükümetimiz zaten bu sene yapmadımı ? devlet okullarının yakacak ihtiyacını , temizlik işlerini vb. gibi ihtiyaçlarını okul aile birliği vasıtasıyla veliler yaparken ;özel okullara öğrenci başı 1000 ytl yardım yapılmadımı?dahası orta öğretimi özelleştirirseniz buralar eğitimhane olmaktan öte ticarethane olurki asıl işi ikinci planda kalır.yani cevher olan çocuklar aralardan seçilip yukarılara fırlattırılarak vitrinler yapılır ;cevher olması muhtemel çocuklar geri planda kalarak okuma şansını kaybedebilirler.hatta buna birde dayı amca torpilleride eklenir ve bunun parası çok bunla fazla ilgilenelim bunun parası az boşver muhabbetleride başladımııııı..... vay orta öğretimin haline
SAYGILARIMLA

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2007.07.23 -  Büyük Birlik AKP de Gerçekleşti
 2007.07.19 -  Zamane gençliği
 2007.07.06 -  Bereketli, Hareketli, Heyecanlı Temmuz
 2007.06.14 -  Bir Kazan Kaynar Su
 2007.06.05 -  Şimdi de Millet Konuşacak
 2007.05.30 -  Sınavlar ve öğrencilerin geleceği
 2007.05.22 -  Oy Kullanmayacağım!.. Ta ki…
 2007.05.15 -  Arşivini Silen- Suçundan Kaçan Anket Kurumları
 2007.05.07 -  Mumcu ve bir Temel fıkrası
 2007.05.02 -  İktidarı Vaftiz Ettiler
 2007.04.25 -  HAYIRLI OLSUN
 2007.04.17 -  BBP Ne Yaparsa, Ne Yapar?
 2007.04.10 -  Hukuksuz Siyaset
 2007.04.03 -  Halimiz ve Kutlu Doğum
 2007.03.28 -  Bugünkü Konya
 2007.03.20 -  Konyalı-Kastamonulu Çanakkale’de Şehadet Arkadaşı
 2007.03.13 -  Tescilli Konyalı
 2007.03.06 -  Yeni Vatan-ı Aslî Konya
 2007.02.27 -  Her Ay Konya-Ankara (Konya'da çeyrek asır 3)
 2007.02.20 -  Ankara'daki Konya (Konya’da Çeyrek Asır 2)
 2007.02.13 -  KONYA’DA ÇEYREK ASIR (I)
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com