:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

17 mi Büyük Yoksa 83 mü?... 
Dr.Ali Can   ( dralican@hotmail.com )



Türkiye’de öteden beri hep 17 büyük olmuştur.Bu 17 rakamı aslında tam öyle süzülmüş bir rakam da değildir. Yani gerçekte daha az; şöyle 5 -7 gibi.Bütün yazılarımda da değindim gibi; sıkıntıların özünde şu sorular yatmaktadır:Türkiye’yi halk mı yoksa küçük bir azınlık mı yönetecek? Halkın seçtikleri iktidar olacak mı, yoksa azınlığa tabi mi olacak?
Şimdiye kadar halkın seçtikleri hiçbir zaman halk adına iktidar olamadı.AK Parti hükümetleri de henüz tam anlamında iktidar olamadılar. Şimdi iktidar olma savaşı veriliyor.Top yekün bir savaş. Bürokrasinin, sermayenin medya öncülüğündeki millete karşı savaşı.Bu savaşta Makyavel’in prensipleri geçerli; iktidar için her yol mubahtır mantığı.Yıllardır vatan millet diyerek, batının ve emperyalizmin Türkiye’deki temsilciliğini yapanlar, görünüşte bizden gibi ama kafanın içi onlardan.Truva’nın atı artık biliniyor.Takke düşüp, kel görününce ne yapacaklarını şaşırdılar.Kimi resmi sıfatını bir tarafa bırakıp, aleni olarak yıllardır halk adına halka küfredenleri kutluyor;kimisi halkı (!) (%17) %83’ karşı sokağa dökmeye çalışıyor. İktidardan (!) uzak kalmayı hazmedememenin öfkesiyle ne dediklerinin bile farkında değiller. Yani her yolu mubah sayıyorlar. Bütün siyasete ait kavramların içini boşalttılar ve kendi istedikleri doğrultuda anlamlar yükledir.Bunu da yandaşları, sözüm ona hukukçular ve akademisyenlerle mantıksal ve bilimsel bir kimliğe büründürmeye çalıştılar. Kamusal alan diye bir şey tutturdular, halkı, halkın kendisine hizmet etsin diye kendi parasıyla yaptırdığı kurumlardan yine bu kurumları çalıştırsın diye maaşa bağladığı kişilerce uzak tuttular. Halkın çocuklarının okuyarak bir yere gelmelerini olmadık saçmalıklarla engellediler.Olmadı! Olmadı kardeşim, olmadı işte! Kamusal alan yalanı, %17’nin , pardon %5 ‘in “bidon kafalıların”, “göbeğini kaşıyan kıllıların“ değerleri kendinden menkul “üstün insanların” alanlarına girmelerinin engellenmesi çabasının sonucu zoraki ortaya çıkmış bir kavramdır.Şimdi tutturdular vay efendim cumhurbaşkanın hanımının başörtüsü rejim için tehlikelidir. Bin yıldır Müslüman olan bu toplumun bütün kadınları daha düne kadar başörtülü idi. Anadolu’yu Türk yurdu yapan ecdadın, Çanakkale’de göğsünü düşman toplarına siper eden şehitlerimizin ve gazilerimizin hanımları, bacıları ve kızları baş örtülüydü. Peki şimdi bu insanlar bu vatana ihanet mi ettiler ?Bunlar “dincimiydi”? Yoksa özde baş örtünün çıkarılmaması uğruna mı savaştılar ?Bir düşünmek lazım!Bu milletin ortak değeri nasıl olurda bu millet için tehlike olur? Anlaşılması mümkün değil!Ama eğer başörtüsü bir semboldür diyorsanız, yani inancın sembolüdür,İslam’ın sembolüdür diyorsanız, zaten bu millet Müslüman bir millet öyle İslam’ı tehlike gibi görür bir durumu yok. Başörtüsünü hakikaten gelenek değil de, inancından dolayı örteninkini, yani bilinçli olanını, Hint erkeklerinin başına sardıkları “turban” ile eş değer tutarak:”Yahu, biz baş örtüsüne değil, türbana karşıyız ”diye bir slogan tutturdunuz olmadı. Bazı şöhret ve makam heveslisi, sözüm ona ilahiyatçıların ağzından İslam’da örtünmenin ve tesettürün olmadığını ilişkin” TV’den TV’ye koşturtarak konuşmalar yaptırttınız, olmadı. Öbür yandan da cenazelerinizde hanımlarınız başlarına yarım yamalak bir örtü iliştirerek geldiler.Madem dinimizde örtünme yok, bu neyin nesi? Tam bir lahana turşusu. Siz bu ülkede Cuma Namazı kılanı tehlikeli gördünüz, ama vakit namazı kılıp da, Cuma Namazı yerine sadece o günün öğle namazını kılanı daha da tehlikeli gördünüz. Neden mi? Çünkü bu davranış bir şuurun ve bilginin sonucudur. Dar’ül harp olan, yani İslam’a savaş açılan bir ülkede Cuma namazının farziyeti kalkıyor da, ondan kılmıyorlar, diye yorumluyorsunuz. Beylerin savaşının şuurunda olmuş oluyor yani. Tehlikeli olan yanı budur.Bu ülkenin medyasını sınıflandırdınız:”Dinci” ve dinci olmayan diye. Eğer sizin değerlerinizin empoze edilmesine hizmet ediyorsa, ne ala! Yok halkın lehine yayın yapıyorsa, “dinci”.Bir “yanlış” sözün yanlış olabilmesi, bir davranışın “uygunsuz” olabilmesi,her hangi bir şeyin “iyi” veya “kötü” olabilmesi, kimin ağzından söylenmiş olduğuna , kimin işine yaradığına bakarak , bazen ağzınıza sakız yaptınız, bazen ise, duymadınız, görmediniz bile.Çünkü sizin misyonunuz bunu gerektiriyordu. Hani her yol mubah ya! Peki siz kimsiniz beyler? Hangi değerlerin peşindesiniz? Savunduğunuz değerler kimin değerleri? Sakın kültür emperyalizminin farklı boyuttaki silahşörleri olmayasınız? Cumhurbaşkanı‘nın eşinin başının kapalı olması benim için ve bu milletin %83 gibi bir çoğunlu için tehlike olmadığı gibi, sevindirici bir durum: İlk defa kendine benzeyen, kendisi gibi düşünen ve giyinen birinin olması büyük anlam taşımaktadır.Ama yüzde % 17’ de de rahat olsun, “laiklerin” (!) yaptığı gibi bir değer insanlara asla dayatılmayacaktır. Aksi takdirde onlardan farkı kalmaz. Nerden bilelim derseniz? Göreceğiz! Şurası bir gerçek: Laik geçinenlerin, Batının değerlerini bu millete dayattıkları bir gerçek, ama Cumhurbaşkanlığından bu millete şeriatın dayatılacağı ise bir hayal.Sayın Abdullah Gül mevcut Anayasa çerçevesinde görev yapacaktır.Bu millet buna inanıyor. Siz söyler misiniz lütfen! Sizin asıl niyetiniz İslami olanı yok etmek mi? Bunu açıkça söyleme cesaretini kendinizde deşifre olma korkusuyla bulamayıp, laf kalabalığı yapmayı mı tercih ediyorsunuz? Belki milletin kafasını karıştırabiliriz, diye mi düşünüyorsunuz? Merak etmeyin bu millet sizi çok iyi anladı.Bu çabalarınız hep oldu, sayılarınız ve gücünüz azalarak da devam edecek ama bu sefer bu yalanlara ve korkulara millet boyun eğmeyecek. Kısacası % 17 , %83’den daha küçük.Bunu artık öğrenin demiyorum, çünkü biliyorsunuz, ama işinize gelmiyor.Sadece hazmedin diyorum!


Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

HÜLYA [ 2007/11/16 15:50 ]
Milyonlarca insanın sesinin fısıltısının bile gelemediği seslere ses kattığınız için en içten teşekkürleimi sunuyorum.. Sesimizin sesiniz olarak yankılarının devamını diliyorum..

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.03 -  Davos ve sonrası…
 2009.01.08 -  Medyada manipülasyon örneği Ergenekon
 2008.12.29 -  Toplumsallaşmak büyük bir değerdir
 2008.12.05 -  Elit Üniversiteler…
 2008.10.01 -  Kartelin telaşı demokratik değil, ticaridir.
 2008.07.31 -  Züğürt tesellisi!
 2008.07.09 -  Dağ fare doğurmamalı, değilse …!
 2008.06.09 -  Gördünüz mü, ülkeyi kim yönetiyormuş?
 2008.05.27 -  Krizin krizi!
 2008.04.01 -  Yüksek Yargı üyelerini halk seçsin!..
 2008.03.15 -  Yeter artık! Rahat bırakın ülkeyi ve toplumu!...
 2008.02.29 -  Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir
 2008.02.01 -  Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı?
 2008.01.14 -  Değişim….
 2007.12.24 -  Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek…..
 2007.12.03 -  Liberal Düşünce Topluluğu
 2007.10.27 -  Artık Aklımızı Başımıza Alma Zamanı gelmedi mi, Ne Dersiniz?
 2007.09.28 -  Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba?
 2007.09.11 -  Ötekini kabullenmek…
 2007.08.25 -  17 mi Büyük Yoksa 83 mü?...
 2007.08.17 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa- (2)
 2007.08.06 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa-1
 2007.07.24 -  Kimler ve neden kayıp ettiler,ben söyleyeyim mi?...
 2007.07.07 -  Soğan Hikayesi!.....
 2007.06.11 -  İşsizlik ve ÖSS…
 2007.05.28 -  Peki, siz hangisini istersiniz?...
 2007.05.18 -  Korku,…
 2007.05.16 -  PRAMİT!..
 2007.05.15 -  Muhtıra
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com