:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Herkese merhaba! 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )


Bilirsiniz, her şeyin bir ilki vardır. Bereket versin ki, ilkler iyi olmak zorunda değildir. İlginç ve iddialı olmak zorunda hiç değildir. Dahası, biraz acemice, biraz sıkılgan olması daha alışıldık bir durumdur. Cüretkar bir ilk çıkış, genellikle bir parça yadırganır bizim toplumumuzda… Seyahat ettikleri otobüse sonradan binen herhangi birine baktıkları gibi içten pazarlıklı ve küçümseyici gözlerle bakarlar size. Akıllarından, bir dolu sevimsiz, itici çağrışımlar geçer. Bağlam açısından yapılması gereken en usluca şey, sizi rahatsız eden nesne veya kişiyi yok saymaktır. Toplumun bitmek tükenmek bilmez isteklerine her zaman boyun eğmek, sizi sıkıcı bir hayatın pek geniş kapısından içeriye buyur edecektir. Buna karşın, tıpkı anne-baba gibi, ona karşı çıkarken bile saygıda kusur etmeye gerek yoktur.
Dediğim gibi, genel olarak toplum “Sayın Her Şeyi Bilen” değildir. Ne var ki, tek başına birey ara sıra kendi istemiyle, ama çoklukla da korku duyarak itaat eder ona. Bu, genel bir çizgidir. Şüphesiz, bütün toplumları ayrı ayrı çok iyi tanıyor değilim; ancak bu noktada Anadolu toplumunun, özellikle yaşamsal karar aşamalarında çok da ortalık yerde olmayan pek çok değişkeni fark edip incelikle hesaplarcasına en doğru olana odaklanmasını sağlayan güçlü bir sağduyusu olduğuna gönül rahatlığı ile inandığımı söyleyebilirim. Buna, bir tür sezgi de denebilir belki ve genelde doğru ve dengeli bir şeylere işaret eder. Zira, yakın tarihimiz bize bu toprağın insanlarının çoğunluğunun kendi iradeleri ile aynı anda herhangi bir yanlış üzerinde ittifak ettiklerine dair fazlaca bir kanıt-olgu sunmuyor.
Kendime gelince… Bu konuda konuşmayı pek beceremem. Neden bilmem, beni en çok terleten soru “Kendinizi tanıtır mısınız?” sorusudur. Belki de, en iyi bildiğimiz şeyler hakkında konuşmamız istendiğinde şaşırıp bocalıyor olmamız, o güne dek hep gereksinim dışı kalmış olması nedeniyle konuya hazırlıksız ve antrenmansız yakalanıyor olmamız yüzündendir. Aramızda, durup dururken işaret parmağını şakağına dayayıp gökyüzünün mavi olduğundan kuşkulanmaya ya da bunu nasıl kanıtlayabileceği üzerinde kafa yormaya başlayan biri var mıdır acaba? Demek istediğim, sözgelimi bir radyo veya TV programında ya da bir toplantı sırasında bu soruya muhatap olduğumda genellikle elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemediğimi, dilimin kilitlendiğini hissetmişimdir; ama şu anda o kadar da kötü durumda değilim. Çünkü, bu satırları yazarken hiçbiriniz yanımda değildiniz…
Doğası gereği, yazmanın ayrı bir rahatlığı vardır. Bu yönüyle, tıpkı karanlıkta başınızı yastığınıza koyduğunuz zaman, yanınızda kendi duygu ve düşüncelerinizden başka şeyin olmadığı zamanları andırır. Bilgisayarınızın başına oturup yazmaya başladığınız vakit, o güne kadar aklınızın ucundan geçmemiş olan bir yığın düşünceler, duygular, imgeler, şekiller, kavramlar zihninizin çeperlerine çarparak özgürce dans etmeye başlar. Üstelik çoğu kez, bu dansın düzensiz ritimleri içinde oldukça anlamlı ve dokunaklı bulgulara rastlarsınız. Bu bereketli özelliğinin yanı sıra, yazmanın bir de zorba bir tarafı vardır. Sizi, pek de kibar sayılamayacak bir biçimde zorlar hep. Tuhaf bir şekilde, karşılaştığınız ya da çıkarsadığınız ilginç bir şeyi yazmadığınız zaman daha fazla yaşayamayacağınızı hissetmeye başlarsınız. Yalnızca, onu paylaştığınız zaman rahat bir nefes alabilirsiniz…
Yukarıda da görüldüğü üzere, ben Mert Aslan… Aslen, Akdenizli (Çukurova) ve eğitimciyim. Lisans alanım ve mesleğim yabancı dil (İngilizce) öğretimi; ancak aynı dil yeteneğinin bir yazar olabilmek için de işime yarayabileceğinin farkına vardığım gün, zaten yıllardır özene bezene biriktirdiğim bazı düşünce ve tezlerimi yazmaya karar verdim ve tam bir yıl sonra, yani 2006 yılının başında Beyaz Yayınları’ndan “Bay Türk’ün Kadınları” adlı ilk kitabım ortaya çıkmış oldu. “Bay Türk’ün Kadınları”, Kişisel Gelişim’in alt başlıklarından biri olan Karşı Cinsle İlişkiler üzerinedir ve bu alanda yazılmış diğer pek çok kitabın kadınları ve erkekleri öfkelendirmeme kaygıları ile karşıtlık halinde, akademik seviye ve terbiyesini koruyarak suya sabuna fazlasıyla dokunan, kadın ve erkeklerden sözünü esirgemeyen radikal, protest bir çıkıştır. Yakında, ikinci baskısını bekliyoruz. İkinci olarak, bu kez doğrudan kişisel gelişim ile ilgili, fakat mektup-roman yazınsal tarzında ikinci bir kitabım önümüzdeki ay yine İstanbul’da bulunan farklı bir ulusal yayınevinden (Erguvan Yayınları) çıkacak. Ayrıca, 12 Eylül askeri darbesini izleyen süreçte askeri yönetimin aradığı kişiler listesinde yer alan bir siyasi suçlunun gerçek yaşam öyküsünden esinlenen bir roman olan üçüncü kitabımı tamamlamış ve kimi yayınevleri ile görüşmelere başlamış bulunuyorum. İtiraf edeyim ki, belirli tonlarda siyaset ve felsefe dışında, aynı zamanda son derece sıradışı ve dokunaklı bir aşkın öyküsünü içeren bu romanın filme uyarlanması en büyük hayallerimden biridir. Bu romanı yazarken, kimi zaman yazdıklarımın başına oturup ağladığımı itiraf etmekte bir sakınca görmüyorum; ama yine de “Erkek Adamın Kitabı” uyarınca (!) bunun için bana gülmeyeceğinize inanmak isterim…
Demek istiyorum ki, yazmak çoğu zaman da düşsel bir mutluluğa dönüşüyor. Ardından, üretmenin ve paylaşmanın sevinci o mutluluğa katılıyor. Ve ben, buna bayılıyorum…
Lisans ve yüksek lisans alanlarım dışında, Kişisel Gelişim, NLP ve Karşı Cinsle İlişkiler alanlarında da araştırma ve çalışmalarımı sürdürüyorum.
Bundan böyle, “www.haberkonya.com” sitesinde hayatı paylaşmak dileği ile herkese yürekten muhabbet ve saygılarımı sunuyorum… Sevgiyle kalın…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 10 yorum yapılmış )

elice [ 2008/02/09 16:34 ]
yazmak insanın içini birine dökmektir aynı zamanda,bence de yazmaya devam etmelisiniz,insan öyle herkese içini dökemiyor dost arıyor,ama bazen bu şekilde insanlara bişeyleri aktarmak tabii ki sizi çok mutlu ediyo çünkü o insanların içinde sizi anlayanlar olucaktır tıpkı size yorumlarını ileten insanların sizi önemsemesi gibi,insan olarak gerçekten degerlisiniz,iyi günler dilerim
[ 2007/12/31 14:52 ]
Hocam by Türk ün kadınları adlı kitabınıza gerçekten çok merak ediyorum(kesinlikle okuyacağım). Tabi finaller bitsin sonra. Son çıkaracak olduğunuz kitabınızdan bu kadar etkilenmeniz güzel. Bakalım biz de sizin kadar etkilenebilecek miyiz? Yorumlarınızı bizimle paylaşmanız ve de okumak güzel.
Tülay LALE [ 2007/10/18 13:28 ]
İtiraf etmeliyim ki ''kendinizden bahseder misiniz?'' sorusu ben de de büyük bir korku yaratır. Aslında korku demek doğru olurmu bilmiyorum ama bu soru ile muhattap olmayı sevmiyorum desek daha doğru olur sanırım. Bunun iki sebebi var birincisi sizin de dediğiniz gibi en iyi bildiğimiz konularda konuşmak zordur. İkincisi de ben insanların kendilerinden bahsederken objektif olabileceklerini düşünmemdir. Belki bana kızanlar olacak ama durum bu. Kendisinden bahseden bir insanın kötü özelliklerini de ortaya çarşaf gibi serdiğini gördünüz mü hiç? Genellikle olduğu değil de karşısındaki kişinin hoşlanacağı bir kişilik çizilir.
ilk yorum için fazla uzatmayayım. size başarılar diliyorum. Yazılarınızın takipçisi olacam...
[ 2007/09/19 22:57 ]
Yorumları ile beni onurlandıran tüm arkadaşlara yürek dolusu teşekkürlerimi sunuyorum... MERT ASLAN
[ 2007/09/19 02:06 ]
Meraba ben Burcu Çelikbaş

Öncelikle sizin yazılarınızı sırf kitaplarda değil internet ortamında bulmak,okumak çok güzel bir duygu.Hayırlı olsun size ve sizi sevenlere.Devamını bekliyorum.Her konuda olduğu gibi burda da Mert Aslan'ı ve farkını göstereceğinize inanıyorum.
Kendinizi tanıtır mısınız?Bence böyle bir sorunun karşılığı buyrun siz beni anlatın olmalı.Ve şimdi hocam ben sizi anlatayım affınıza sığınarak...
'Bay Türk'ün Kadınları' okuyucularından biri olarak gözlemlediğim Mert Aslan tek yazılarında değil her ortamda kendini,düşüncelerini rahatça ifade edebilen,gözlemleriyle insanlara nasıl davranacağını konuşacağını bilen,eğer bir söz söylüyorsa,fikrini beyan ediyorsa bunun arkasında hummalı bir araştırma yaptığını hissediren farklı bir kişiliğe sahip.Onun yazılarındaki samimiyeti sizde hissedeceksiniz.'İlginç ve iddialı olmak zorunda hiç değildir' bu ilkdi ama kitabınızdaki iddialı,cüretkar çıkışlarınızı bekliyorum.

Muhabbetleriniz tadında yazılarınızı yakından takip edeceğim.Her zamanki gibi başarılı olmanızı temenni ederim.
bulent eco [ 2007/09/18 15:40 ]
pek değerli hocamın ''bay türkün kadınları'' adlı kitabını okumuştum daha önce.yeni kitaplarının çıkmak üzere olduğunu öğrenmekten ve burada yazıyor olmasından çok memnunum..demek ki bundan sonra fikirlerini burdan rahatlıkla takip edeceğiz..hayırlı olsun diyor ve yeni yazılarınızı merakla bekliyoruz..berhudar olun..
ALPTEKİN [ 2007/09/18 14:25 ]
Tebrik ediyorum dostum burada olman bizleri çok onurlandırdı.Haberkonya okuyucuları bundan sonra sevgili dostumun güzel yazılarını takip etmeye hazır olsun.Hayatı ve insanları çok iyi anlayan biri olarak seni takdir ediyorum.Sevgiyle kal...
B. Aksoy [ 2007/09/18 00:59 ]
Değerli Mert bey, sizi daha önce yazmış olduğunuz kitabınızdan taniyorum ve burada gormekten de cok mutlu oldum. Yazilarinizi ilgi ve merakla bekliyorum...Hayirli ugurlu olsun...Akademik kisiliginizin ve birikimlerinizin burada dile gelip bize ulasmasi heyecan verici...

Basarilar diliyorum, artik sık sık ugrayacagim bir internet adresi daha oldu...

Alev [ 2007/09/17 15:45 ]
Fikirler paylaşıldıkça ve hayatlara etki ettiği sürece anlam kazanır. Düşünceleri kelimelerin güzelliğiyle nakış nakış beyinlere işleyen yazmanın - okumanın, düşünmenin- düşündürmenin gerekliliğini edebiyat gibi bir güzellikle insanlarla paylaşan Hocam'la aynı sitede yazmak ve gelişen süreçte yazdıklarını nasipse okumak şahsım ve haberkonya okuyucaları adına önemli bir şans. Bizlerle paylaşacağınız nice güzel yazılarda buluşmak temennisiyle
hakan [ 2007/09/17 15:26 ]
cüretkar bir ilk çıkış belki ama yazmanın rahatlığına sığınarak diyorum ki aslan gibi bir abime benziyorsun hocam hoşgeldiniz.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com