:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba? 
Dr.Ali Can   ( dralican@hotmail.com )



Bu sorular biraz sıradanmış gibi gelebilir ama ne yaptığımız ne olduğumuzla, yani kimliğimizle doğrudan alakalıdır.Bizler sosyal hayattaki konumumuzu bizzat kendimiz tayin ediyoruz.yaptıklarımız ve yapmamız gerekirken yapamadıklarımız bizi biz yapıyor.
Ramazan gelince aklıma, bütün kutsallığının, bereketinin, esrarın ve coşkunluğunun yanı sıra, şu iftar vaktinde sofralara yetişme telaşı içinde yollara dökülen araçların oluşturduğu yoğun trafik gelir nedense. Orucun faziletini hikmetini anlatacak değilim size burada; bunun için yeterli bilgiye de sahip olduğumu düşünmüyorum. Buna rağmen birkaç söz etmek istiyorum: Oruç, her şeyden önce bireylere, ruh inceliği, sabır, hoş görü, diğer gamlık (empati) , huşu ve sevgi gibi mefhumların daha iyi oturmasını sağlamaktadır. Ama insanların iftar vaktinde trafik ortamında sergiledikleri davranışlar, oruçlu olan birinin asla yapamayacağı türden; galiz ifadeler hakaretler, küfürler, kavgalar ve kaotik bir trafik. Tek düşünülen ve kilitlenilen amaç: Bir an önce iftar sofrasına varmak. Bunu gerçekleştirmek için insanlar oruçlunun yapamayacağı her türlü davranışı sergiliyorlar.Oruçlu olmanın da bir anlamını bırakmıyorlar. Bazen uzun uzun düşünüyorum: İnsanlar acaba neden eylem ve davranışlarının asıl gayesinden bihaber yaşıyorlar diye.Aklıma hep şu geliyor: Acaba sistem halkımıza davranış şablonları mı ezberletiyor. Papağan usulü. Nerede, ne zaman, nasıl davranılacak? Bütün bu sorulara karşılık gelen davranış biçimleri öğretiliyor ve aynen taklit edilmesi mi telkin ediliyor? Mesela ramazanda oruç tutulur, iftar edilir.Ama neden? İşte burasını hiç düşünülmüyor ve düşünülmesi de sanki istenilmiyor.Sadece ezberleyen ama asla sorgulamayan bir toplum.En lüks arabanın alınacağını bilebilen ama nasıl ve nereye park edileceğini bilmeyen; ehliyetin almasını bilen ama aracın kullanımına ilişkin bir trafik kültürü olmayan insanlarla karşı karşıyayız.Sanki beynine sınırlı bir cips yerleştirilmiş onun dışına çıkamıyor. Şu trafiğin haline bir bakın lütfen! Eğitimlisi, eğitimli olmayanı, hepsi aynı yanlışın parçaları olmuşlar. İç dünyalarındaki karmaşıklığı ve bilinç altlarındaki komplekslerini, yine farkında olmadan trafiğe yansıtıyorlar. Duyarlı insanların onlarla birlikte yaşamak zorunda kalmaları, gerçekten acı verici bir hakikattir.Geçenlerde yüksek sesle yasak olduğu halde yol kenarına park eden araç sürücülerini uyaran bir polis otosuna yaklaştım ve anons yapan bayan polis memuruna: “Hanım efendi insanları rahatsız ettiğinizin farkında mısınız?” diye sordum. Memur hanım, beklemediği bir soru ile karşılaşınca şaşırarak: “Ne yapalım, uyarmak zorundayız!” diye cevap verdi. Yani bu rahatsızlığa katlanacaksınız demek istedi. Bir rahatsızlık veren kaldırılırken, diğeri üretiliyor.Neden böyle oluyor, biliyor musunuz? Biz çözüm üretmesini bilmeyen bir toplumuz, çünkü düşünemiyoruz; düşünmekte zaten yasak, bu kadarı yasak olmasa da, öyle sanılıyor; ayrıca alışkanlıklar da kolay bırakılmıyor. Böyle yapacaksın denilmiş, öyle yapıyoruz. Getirisi, götürüsü tartışılmamış, düşünülmemiş ve ikinci bir emre kadar sadece harfiyen uygulanıyor. Toplumsal yaşam denilen şeyden eser yok. Nereye gitsen böğürtlen çalısına bulaşmış gibi dalanıyorsunuz ama buna karşın bir suskunluk sarmalıdır gidiyor. Bir yanlışı düzeltmek adına ikaz etmeye cesaret edemiyorsunuz. Okullar açıldı demiştim: Şu ilk öğretim öğrencilerinin ilk ders başlamadan önce söyledikleri “Andımız’ın “ içeriğinden acaba büyük bir heyecanla söyleyen öğrencilerden kaç tanesi bir şey anlıyor? Veya içeriğine uygun, verilmek istenilen mesaja uygun olarak çocuklarımız günlük yaşamlarında ne kadar uyuyorlar dersiniz? Bunlar sadece, okulda ders başı yapmadan söylenilmesi gereken birkaç söz olarak mı veriliyor yoksa başka bir amacı var mı? Merak ediyorum doğrusu, eğitim denilen olgu bu mu ola? Kısacası, bir şeyler yapıyoruz ama yaptığımızın hiç mi hiç farkında değiliz. Farkında olsak, böyle mi olurdu ahval ? Bahçıvanlar bu bahçeyi iyi tımar edemiyor anlaşılan.Belki de istenilmiyor. Hatta belki de iyi bir bahçe nasıl olur onu da bilmiyoruz, ki bu yanlışları içselleştirmişiz ve rahatsızlık bile duymuyoruz.
Sistem ve toplum bize belli ortamlarda ve durumlarda nasıl bir davranış göstereceğimizi ezberletmiş ve biz de aynen uyguluyoruz düşünmeden, sorgulamadan. Burada bu denir veya yapılır. Pekala neden yapılır, o davranışın amacı ne bunu bilemiyoruz? Hatta bizi belli olgunluğa, hoş görüye, sabıra ve yek diğerine saygıya götürecek olan bu eylem, tersi bir durum sergileyebiliyor. Kısacası hayatı anlamıyoruz ve ezberden yaşıyoruz.
Bir ara TRT’de bir reklam vardı, sözleri aynen şöyleydi: “Kirli yaşıyoruz, ama temiz gibi yapıyoruz”. Çok beğendiğim ve şu an ki toplum davranışlarımıza tıpa tıp uyan bir söylem doğrusu.
Bizim doğru rehberlere ihtiyacımız var!
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

Ahmet Emre [ 2007/09/28 17:26 ]
çocuklarının isimlerini bile en moda ne ise onu veren, giyeceği elbisenin rengini o yılın modası olan renk olarak seçen bir toplumuz maalesef. Halbuki yaratıcı insanları renk renk, boy boy yaratmış her insana yakısşan bir renk, her bedene uyan elbisenin deseni modeli farklı olur.
Çocukalara bu yıllarda, DERİN, DORUK gibi isimler veriliyor modaya uygun olarak mesela. Anlamı ne çok düşünülmeden.

Ezbere yaşıyoruz ezbere özetle.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.03 -  Davos ve sonrası…
 2009.01.08 -  Medyada manipülasyon örneği Ergenekon
 2008.12.29 -  Toplumsallaşmak büyük bir değerdir
 2008.12.05 -  Elit Üniversiteler…
 2008.10.01 -  Kartelin telaşı demokratik değil, ticaridir.
 2008.07.31 -  Züğürt tesellisi!
 2008.07.09 -  Dağ fare doğurmamalı, değilse …!
 2008.06.09 -  Gördünüz mü, ülkeyi kim yönetiyormuş?
 2008.05.27 -  Krizin krizi!
 2008.04.01 -  Yüksek Yargı üyelerini halk seçsin!..
 2008.03.15 -  Yeter artık! Rahat bırakın ülkeyi ve toplumu!...
 2008.02.29 -  Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir
 2008.02.01 -  Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı?
 2008.01.14 -  Değişim….
 2007.12.24 -  Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek…..
 2007.12.03 -  Liberal Düşünce Topluluğu
 2007.10.27 -  Artık Aklımızı Başımıza Alma Zamanı gelmedi mi, Ne Dersiniz?
 2007.09.28 -  Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba?
 2007.09.11 -  Ötekini kabullenmek…
 2007.08.25 -  17 mi Büyük Yoksa 83 mü?...
 2007.08.17 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa- (2)
 2007.08.06 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa-1
 2007.07.24 -  Kimler ve neden kayıp ettiler,ben söyleyeyim mi?...
 2007.07.07 -  Soğan Hikayesi!.....
 2007.06.11 -  İşsizlik ve ÖSS…
 2007.05.28 -  Peki, siz hangisini istersiniz?...
 2007.05.18 -  Korku,…
 2007.05.16 -  PRAMİT!..
 2007.05.15 -  Muhtıra
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com