:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Bu kitaplar kaça?-1 
Memduh Nihat Ada   ( memduh_nihat@mynet.com )

Bu kitaplar kaça?
Soru aynen böyle.

İki aydır, Ankara Ulustaki merkez tren garında kitap standında çalışıyorum.

Salaklığın, sersemliğin, ahmaklığın, geri zekalılığın ve kitaba ilgisizliğin zirvesi bir sorudur bu: Bu kitaplar kaça?
Bu soruyu soran insanların olumsuz tanımları yaş, cinsiyet ve yüz mimiklerine göre daha da çoğaltılabilir.

Kasketli, köylü amcam “bu kitaplar kaça?” diye sorduğunda can sıkıntısından ve vakit geçirmek için soruyor diye düşünürken, on yaşındaki kız çocuğu sorduğunda, yaşına uygun bir gayretkeşlik ve muziplik diye düşünüyor ve geçiştiriyorum.

Ama lakin boynunda yumruk kadar kravat olan beylerle kuaförden az önce çıkmış hanım ablalar sorunca bu soruyu verecek cevap bulamıyor, bön bön bakıyorum.

Zihnimden, siz kaç liralık kitap aramıştınız dan tutunda gönlünden ne koparsa ver cevapları geçiyor geçmesine ya sözde anlayacak olana söylenir diyor ve susuyorum.

Tek başına kravat ve makyajın ölçü olmayacağını bilmiyor değilim ama şunu çok iyi biliyorum ki bu eleştirdiğim insanlarla arkadaş böyle salakça bir soru olur mu tartışmasına veya üşenmeyip kitaplar üzerine tartışmaya girsem kütüphaneleri aşındırdıklarını ve yüzlerce kitap okuduklarını söyleyeceklerine eminim.

Marul kaça der gibi kitaplar kaça denilmez ki. Ya da oduncudan meşe odunu almıyorsun ki babam, tonu kaça bu odunun diye sorasın.

Birliradan otuzliraya kadar çeşit çeşit halis-mulis yayınevi kitapları satıyoruz. Korsanımız yok!

İtiraf etmem gerekirse daha çok popüler kitaplar satmaktayız.
İki aydır tek bir adet Cemil Meriç satmamış olmamız üzücü bir ölçü.
Bu sıralar emekli paşa ve emekli subaylarımız yazıyor ve halkımız da sular-seller gibi okuyor. Yine bunun yanında masonlar, Yahudiler ve dönmelerle ilgili kitaplar ile damarlarımızdaki kanın akışını hızlandıran “çılgın” kitaplarda hala ve ısrarla revaçta.

“Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi” isimli kitabıyla raflarda arzı endam eden Emin Çölaşan “delikanlısını” da unutmayalım. O delikanlı ki patronuna ve editörüne utanmadan küfür ediyor. Yanlış anlaşılmasın! Küfür ettiği için utanmasını istemiyorum. Utanmazlığı ve aymazlığı şuradaki, en hafifinden “benim gibi halkın içine çıkamazlar” dediği insanlarla upuzun yıllar boyunca çalışır ve asgari ücretlinin beş yılda aldığını ayda cebine indirirken patronu ve editörü için tek kelime etmeyen ve çekip gitme erdemini gösteremeyene ne denir? Siz ne derseniz deyin ama ben adam demem!

Ancak şunu da söylemeden geçersem bana yuh olsun!
İşte bu küfürbaz, dedesinin astığı adamların çokluğu ile övünen fildişi kulesi delikanlısının kitabı seksen baskı yapıyor ve satıyor. Kim okuyor? Bu tren garından uzaylılar geçmiyor ki uzaylılara satıyorum diyeyim.

Mütevazı olayım derken küstahlık yapmadan ya da tam tersi mütevazı olmayı hastalıklı bir çehreye büründürmeden en başta şunu sizlerle paylaşmak isterim ki ben gayretli bir okuyucuyum.

Yılda –özellikle son yedi-sekiz yıldır- çoğu roman olmak kaydıyla yüzün üzerinden kitap okuyan biriyim. Beni yakından tanıyanlara sık sık itiraf ettiğim gibi ben iyi hamalım! Hamal olduğumu söylediklerime şunu da söylerim, siz hamallık yapmayın!

Kitaplar ve yazarlar konusunda herkesin, yönlendirilmeden kendi rengini, yazarını, tarzını bulması taraftarı olmakla beraber ortalama olarak kitap okumaya çalışan insanlarında öyle her okuduğunu tavsiye edenlerin tavsiyeleri doğrultusun da kitap okumamalarını da hassaten tavsiye ederim.

Büyüklerimizin “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” sözünü ben epey zamandır “Bana okuduğun kitabı söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” şeklinde söylüyorum. Dikkat buyurun. Bu sözü söylerken ilk akla gelen, bu soruya alacağım cevaplara vereceğim tepkiden daha çok kendimi afişe etmek, –bencillik değil- kendimin ne olduğunu, ne olmak istediğimi söylemek ilgilendiriyor beni. Kabul edersiniz ki bu tarz, eleştiriye çok açık soruyu sorduğum insan dönüp aynı soruyu bana soracaktır ve işte ben bu manada kendi ipliğimi pazara çıkarmaktayım.

Kitaplar ve okumak üzerine bir süre yazmak niyetindeyim. İste/me/yen okuyucularım beni terk edebilir!

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 5 yorum yapılmış )

T.K.İ [ 2007/11/24 19:14 ]
merhaba M.Nihat bey gerçekten yazınızı büyük bir hayal kırıklıgı ile okudum ..ama melesef insanlarımız böyle hiç kitap aşığı bulamazsınız ben elimden geldiği kadar kitap hediye etmeye çalışıyorum sevdiklerime ancak okursanız mutlu olurum diyorum gerisini bilmiyorum tabiyki yüreginize saglık gerçekten çok güzel bir yazı olmuş inşallah insanlarda kitap okuma sevgisi biraz olsun artar...
bahadır [ 2007/11/22 19:13 ]
sen ne güzel adamsın ey kardeşim tebrik ederim seni.
milat [ 2007/11/20 22:49 ]
tanrım, bana kitap dolu bir ev ile çiçek dolu bir bahçe ver diyen konfüçyüs yaşasa idi, seni pek çok severdi, eminim. Kitaplar kanadın olsun, yokülke'ne uçasın dilerim...
kumsal [ 2007/11/19 15:28 ]
çok güzel bir konuya temas etmişsiniz hocam.okumak ilerlemektir okumak anlmaktır okumak yhetenek haline dönüştü günümüzde ne yazıkkki fakat bilgisayar ve televizyon çıktı çıkalı kütüphanelere ve kitapçılara uğrayan kalmadı .Zaten yoktu ama maddi sıkıntı derdi eski insanlarımız şimdi artık kitap bulmak kolay fakat okuyan yok.yazarlarında çokluğu seçiciliği gerektiriyor artık.Dikkat etmek gerek bir kelimeyle anlatılacağı bir kitap haline getirmiş kitapları da okumanın tabiiki de bir faydası olmuyacağı gibi.Bu seçiciği öğrenmek içinde muhakkak okumak gerek görmek içingerekli kitaplar bizim gözümüz o yüzden günümüzde çok kör olduğu için oraya buraya çarpıp düzeni bozan çok.teşekkür ederiz bu konu üzerine çalışmalarınız için şimdiden.
HABERCİ [ 2007/11/19 12:41 ]
Güzel bir konuya değinmişsin Memduh Abi.....Bana bir anda cahiliye devrindeki Arapları anımsattın;günümüzde de onlara rastlamak elbette mümkün .....Hani evindeki kütüphanesi zengin görünsün diye kitap alanlar vadır ,kiloyla :....Maksat okumak değildir sadece boşlukları doldurmak...Siz yazmaya devam edin bizde okumaya devam edelim... SELAM veDUA

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.12 -  Otur oturduğun yerde
 2008.12.12 -  Kumar oynamıyor musun?
 2008.12.02 -  Biz aşkı Orhan Gencebay’dan öğrendik...
 2008.11.25 -  Su akar yatağını bulur...‏
 2008.09.09 -  Beyaz mendil
 2008.08.16 -  Su toplayan yerimiz, neremiz?
 2008.07.31 -  Yeşil taşı arıyorum
 2008.07.19 -  Yakınlık ne anlama gelir?
 2008.07.01 -  Ben korkağın tekiyim…
 2008.06.23 -  Ninem, ağzına sağlık...‏
 2008.06.16 -  Getire getire bunu mu getirdin?
 2008.06.09 -  Esin Abla ile Halil Emmi
 2008.06.04 -  Bin kaç oluyor?
 2008.05.22 -  Ne budala bir oyun!
 2008.05.14 -  Nasıl kıskanmam?
 2008.04.22 -  Hakemi gözüm ısırıyor!..
 2008.04.08 -  Ellerimi bir çocuğa verdim...
 2008.03.31 -  Çay daveti
 2008.03.24 -  Başka cumartesi
 2008.03.19 -  Bir Zeynep vardı...
 2008.03.15 -  Bacanak kardeşim (2)
 2008.03.06 -  Bacanak kardeşim (1)
 2008.02.29 -  Gül kanayarak açar!
 2008.02.23 -  Kelam bilmeden “kelam” etmek
 2008.02.19 -  Seninle…
 2008.02.16 -  Çiçekçilere uğrayın
 2008.02.11 -  Şenlik yapılsın!...
 2008.02.08 -  Biz ona masal deriz
 2008.01.31 -  Yükseklere nişan alanlar‏
 2008.01.26 -  İnsan bolluğu
 2008.01.17 -  Bataklık bekçileri
 2008.01.09 -  Yorgancı ile kuyumcu
 2008.01.03 -  Geceler içimde hece
 2007.12.28 -  Gülüm
 2007.12.18 -  İş teklifi...
 2007.12.17 -  Korkmak...
 2007.12.12 -  Zarlar atılmıştır!
 2007.12.05 -  Sevgilim olmayan uyku
 2007.11.29 -  Bu kitaplar kaça?-2
 2007.11.19 -  Bu kitaplar kaça?-1
 2007.11.12 -  Nedir baktığın dede?
 2007.11.06 -  Meşguldüm dönemedim, yoğundum yazamadım
 2007.10.29 -  Kızım sana söylüyorum!
 2007.10.21 -  Kalbime sordum
 2007.10.15 -  Rıfat
 2007.10.08 -  Eylül, yine gel
 2007.06.18 -  Hoşçakalın
 2007.06.02 -  Yaşamak galip geliyor
 2007.05.29 -  Orman yanıyordu
 2007.05.25 -  Söyleyeceklerim Var 2
 2007.05.22 -  Söyleyeceklerim var 1
 2007.05.17 -  Üşüyorum kapama gözlerini...*
 2007.05.14 -  Siyah yıldızlar
 2007.05.10 -  Sarhoştan yağ çıkarmak
 2007.05.07 -  İnsan değil misin usta?
 2007.04.30 -  Bir başka zemin...
 2007.04.28 -  Tabanca ile gösterilen penaltı...!
 2007.04.23 -  Güller mi düşüyor gözlerinden?
 2007.04.16 -  Bazı Aşkların Ölümdür Kafiyesi"*
 2007.04.09 -  Her tebessümün kankardeşi
 2007.04.01 -  Ömrümü içine alan parantez
 2007.03.26 -  Bizim mahallenin abisi
 2007.03.19 -  Yandı,bitti,kül...
 2007.03.13 -  Meşgul görünmekten bıktım.
 2007.03.05 -  Cesaretsiz adamın notları 2
 2007.02.27 -  Cesaretsiz adamın notları 1
 2007.02.22 -  Kaç tavuğunuz var?
 2007.02.12 -  Karakış
 2007.02.05 -  Geri dön çocuk!...
 2007.01.30 -  Ya taş, ya kuş...!
 2007.01.22 -  Uykusuzluk neler yazdırıyor insana…
 2007.01.16 -  Güzel abim...
 2007.01.08 -  Güneşin kızını isteyen fare
 2006.12.25 -  Doğum günüm
 2006.12.19 -  Çıldırın!
 2006.12.09 -  Yağmurumuz var
 2006.12.04 -  Bol nahtarlı bir hikaye
 2006.11.27 -  Temayül ve uçurum
 2006.11.20 -  Yazı ve hüzün
 2006.11.13 -  Ve sen...
 2006.11.06 -  Geceydi
 2006.10.30 -  Bir Türk Dört Japon
 2006.10.26 -  Bekliyorum…
 2006.10.16 -  İnadına gülümsemek
 2006.10.11 -  Kardeşimdi...
 2006.10.09 -  Başlarken…
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com