:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Hollywood ve Türkler 
Nadide Ü.Altıparmak   (  )

Şimdi okuduğunuz yazıyı Pazar günü ana haberi izlerken yazıyordum ve konum belliydi. Ama izlediğim bir haber yazımın konusunu değiştirdi. Hiçbir şey tesadüf değildir, tevafuktur sözü doğru, evrenin dilini okumak gerek.

İzlediğim haber Ermeni ve Irak’ta ki Kürt lobilerinin Hollywood’dan faydalanmaya, kendilerine destek aramak için beyazperdeyi kullanmaya karar vermeleriyle ilgiliydi. Hazır olun bir, iki yıla kalmaz “Gece yarısı ekspresi” vakaları yaşarız.

Aslında beyazperdeyle ilgili yazı yazacaktım, konularım içindeydi. İzlediğim bir program bu konuda yazma fikrimi tetiklemişti. Programda 2005/Kasım ayında Ürdün'de düzenlenen otel saldırılarında vefat eden ünlü Suriyeli film yönetmeni Mustafa AKKAD anısına İstanbul’da düzenlenecek organizasyonla ilgiliydi. Mustafa AKKAD ismi çağrışım yapmayanlar için Çağrı ve Ömer Muhtar filmleri desem hatırlarlar herhalde. Mustafa AKKAD, önemli 2 filmin yönetmeniydi. Ve günümüzde İslam’ın anlatılması için birçok gönüllüden daha çok hizmet etmiş, birçok insanın Müslüman olmasına filmleriyle vesile olmuş bir insandı. Birçoğumuzun hayatında bu filmler önemlidir. Çağrı filmi bana mübarek Ramazan ayını çağrıştırır. Yıllar önce Çağrı filmini, sahur vaktinde verirlerdi, Ramazan’ın ilk günü başlar,son günü biterdi ve ben o saatte sahura kalkar, ezbere bildiğim ama izlemekten zevk aldığım sahnelerini yarı uykulu gözlerle izler, bir yandan yemeğimi yerdim, içimdeki o coşkuyla ertesi gün daha bir huzurla orucumu tutardım. Hala Çağrı filmi Ramazan ayının, kandil günlerinin vazgeçilmezidir, hala büyük bir zevkle izlerim. Çağrı, bir klasiktir. Alternatifi düşünülmeyecek kadar klasikleşmiştir, her nedense !!!

Beyazperdenin gücünü İslam için Mustafa AKKAD kadar etkili kullanan bir insan daha yetişmedi. O programı izledikten sonra Türkler ve Müslümanlar neden beyazperde yok sorusuna cevaplar ürettim kendimce, o programın akabinde birkaç programda da bu konuya değinildi, aklın yolu bir.

Şimdi bizim etkisini bildiğimiz ama kullanmadığımız beyazperde, bize karşı kullanılacak, bir film diyip geçmeyin lütfen, ciddiye almalıyız. Şimdiden Rambo filminden tanıdığımız filmin etkisiyle kahraman ilan edip desteklediğimiz Sylvester Stallone, Ömer Şerif, Mel Gibson, Angelo Banderas gibi ünlülerle anlaşılmış, yapım aşamasına geçilmiş ve kesenin ağzı açılmış, 100 milyon dolar kadar!!! Ünlülerin etkisini kabul etmek lazım, reklâmlar da boşuna mı onca para ödenerek ünlülerle çalışılıyor. Çünkü insanlar beğendikleri insanı örnek alır, davranış taklidinde bulunurlar; onun gibi giyinerek, yiyerek, düşünmeye çalışarak benzemek isterler. İlk adımda sağlam adım atılmış.

Ayrıca beyazperdeyle ilgili paylaşacaklarım dikkatinize değer. 2003 yılında AKTİF İş Adamları ve Sanayicileri Derneğinin ”Etkili Reklâm Stratejileri” semineri katılmıştım, konuşmacı çok güzel örnekler vermişti, Hollywood’un etkisiyle ilgili. Hatırlarsınız “Kuzuların Sessizliği” filmi hâsılat rekorları kırmıştı, Jodie Foster’a Oscar getirmişti. Film belki dikkate değerdi ama asıl dikkate değer olan afişleri ve bazı film kareleriydi. Afiş büyüteç altına alınıp, irdelendiğinde gözle ilk bakışta göremeyeceğiniz mesajlarla yüklüydü. Çalışma detayları yakınlaştırılarak, onlarca kez büyütülerek incelendiğinde kafatası resimlerini görebiliyordunuz. Çok profesyonelce yerleştirilmişti. Siz görmüyordunuz ama beyniniz algılıyordu. Nasıl mı? İnsan gözü belirli mesafedeki yazıları okur diye biliriz değil mi aslında öyle değilmiş, şimdi sizin masanızda bulunan birçok yazıyı ve resmi gözünüzün görmediğini zannettiğiniz halde okuyorsunuz, hafızanızda yer etmeyen bu yazılar ve resimler beyne yönlendiriliyor beyninin %10’unu kullanan insanda bunları hafızasında tutmuyor ama bilinçaltı algı oluşturuyor.

Özellikle insanın beyni ölüm, doğum ve cinsel içerikli 3 objeye algıda seçici ve odaklanıyor. Dikkat ve merak oluşuyor, yönleniyorsunuz. Sonuç mu film gişe rekorları kırıyor ve ödül alıyor.

Ermeni ve Irak’ta ki Kürt lobilerinin desteği ile çekilecek filmlerde hümanist bir yaklaşım sergilenmeyeceği malumunuzdur. Birde yukarda belirttiğim riskler var, film karelerine bilinçaltı mesajların yerleştirilmeyeceğini kim bilebilir, nasıl engel olunabilir, bu zehrin panzehiri ne olabilir. Artık bundan sonrası yetkili mercilerimizin işi...
İşin garibi, bizde anlatılacak o kadar gerçek varken, biz gerçeği bile anlatamadık daha.

Orta Asya’dan bugüne kadar kaç devlet kurmuş, ilmin beşiği olan kentler inşa etmişiz, âlimler, mucitler, mütefekkirler, gönül dostu olan erenler, deha liderler yetiştirmişiz, 72 fırkayı barındıran Osmanlıyla 624 yıl hükümranlık sürümüşüz, diz çöktüğümüz yerden Kurtuluş Savaşıyla destan yazıp, Cumhuriyet’le ayağa kalkmışız. Ama neslimize, insanlığa bir Malkoçoğlu filmini hediye etmişiz.

Bir Gece Yarısı Ekspresi yüzünden imajımızı yıllarca düzeltememişken, yenileri geliyor. Sinema sektörünü küçümsememek lazım, yabancı ülkelerde sinema kültürü bizim ülkemizdeki gibi değil. Ulaştığı kitle önemli bir kitle.

Ermeniler film çekerde lobi çalışmalarında başarılı olursa, benim ülkem haksız imajla algılanırsa içim titrer, doğrusu. Neden mi? Yarım milyon insanımız vahşice şehit edilmiş, yakın tarihte Avrupa’da Asala yüzünden kıymetli ataşelerimizi kaybetmişiz, ırkdaşlarımız olan Azerbaycanlılar Hocalı katliamı ile kıyım yaşamış ve biz Türkler dünyanın gözünde suçlu durumunda kalmışız, bu durum insanın içini titretmeye yeterde artar bile.

Düşünüyorum da bir çağı kapatıp bir çağı başlatmışız ama biz bunu bile beyazperdeye aktaramamışız.

Sizce anlatamadığımız, anlatmamız gereken daha neler var? Bunu eşinizle, dostunuzla, katıldığınız fikir meclislerinizde lütfen istişare edin… Bireysel etkileşim, toplumsal etkileşimi sağlayacak elbet ilk adım atılacaktır…

Vesselam…




Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 3 yorum yapılmış )

essalemet [ 2007/11/28 10:33 ]
Sizi kutlarım kısır döngüler içinde yazan bir yerde selamet, bir yerde selami diye rumuz kullanan sözüm ona uyanık kişinin takdirini almışsınız.
yorumcu [ 2007/11/27 13:07 ]
Bazen bir şeylere karşı gelerek değil onu kabullenerek engel olabilirsiniz... bu artk ne yetkililerin işi ne de başka bir mercinin... ille de bir imaj sorunumuz varsa öncce onu düzeltmeliyiz belki de? başımızı ellerimizin arasına alıp, ''bu kadar şaşaalı kelimelerle anlattığımız medeniyetimiz nerede hata yaptı?'' diye sormalıyız. uzaklaştığımız bir şeyler var ki bu gün buralardayız... sizi tebrik ederim güzel konu seçmişsiniz :)
selamet [ 2007/11/27 11:32 ]
hoşgeldin asena bir sen varsın birde taner aydın bu köşede okuduğumLokman ve alev hanımda a kalite yazsalarda sizlerin farklı ve çarpıcı yazılarınız

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2008.12.15 -  Yapboz
 2008.11.09 -  MUSTAFA
 2008.04.02 -  Adile Sultan
 2008.03.11 -  ASIM'IN NESLİ ve 120
 2008.02.13 -  Belediye Mevlana’yı tam anlatabildi mi?
 2008.02.05 -  Reklamcılar Sonunda Haber Oldu
 2008.01.29 -  2016 yılında Türkiye Süper Güç olacak
 2008.01.08 -  Kadınların gerçek dünyası üzerine bilinmeyenler
 2007.12.18 -  Konya’yı Değiştiren Adam
 2007.12.06 -  Fincan ve Kahve
 2007.11.27 -  Hollywood ve Türkler
 2007.07.24 -  Ulvi olan sükuttur, gayrisi zaaftır…
 2007.07.18 -  AKP- DP ve rakamsal gerçekler
 2007.07.02 -  Seçim ve Propaganda
 2007.05.10 -  Cumhura rağmen AKP CHP çıkmazı!
 2007.03.21 -  Er kişi niyetine !!!
 2007.01.30 -  Usul usul ve İstanbul - Musul
 2007.01.05 -  Keklik, Kahır ve Saddam!
 2006.12.29 -  BAYRAM ve CHRİSMİS
 2006.12.22 -  DERLEME
 2006.11.29 -  SALI 20:30 KINALI KUZULAR
 2006.10.18 -  KORKU VE CESARET
 2006.09.26 -  Kaldığımız yerden devam
 2006.08.09 -  Tatil dediğin böyle olur …
 2006.07.13 -  Çağın Dede Korkut'una
 2006.07.05 -  Kimin umurunda?
 2006.06.22 -  4. Türkçe Olimpiyatı’nın ardından ...
 2006.06.08 -  BİZ TÜRKLER
 2006.06.02 -  Fare Öyküsü ...
 2006.05.25 -  Üstad
 2006.05.18 -  Yorum Sizin! ...
 2006.05.08 -  Öyle bir lider ki...
 2006.04.26 -  Terazinin Bir Kefesinde Tesettür Bir Kefesinde Mayo
 2006.04.20 -  Kutlu Doğumun ardından ....
 2006.04.05 -  Ne günlere kaldık!
 2006.03.22 -  18 Mart bu yıl farklıydı....
 2006.03.15 -  Geliyoooor geliyor! İthal doktor Geliyoor!
 2006.03.07 -  ‘Medeniyet’ dediğin tek dişi kalmış canavar!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com