:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

İnin O Şatodan Aşağıya! 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )


Canım yurdum, yirmi yılı aşkın bir süredir lanet olası bir terör belası ile mücadele ediyor. Şüphe yok ki, bu derecede gürültü çıkaran bir terör örgütünü uluslar arası bağlantılardan soyutlayarak değerlendirmek olası değildir. Devletin, bütün kurumları ile iyi bir eşgüdüm içinde yürütmekte olduğu yoğun diplomasi destekli silahlı baskının bir noktada terör örgütünü felç edeceğine inanıyorum.

Benim burada üzerinde durmak istediğim, sokaktaki adamın bile söz konusu örgütün siyasi kanadı olarak bildiği DTP adlı partinin polit bürosunda oturan kişilerin temsil ettiklerini söyledikleri Kürt kökenli vatandaşlarımızla olan ilişki biçimidir.
Hemen şimdi söyleyeyim: Bu şahıslar, görüş olarak “sosyalist”tir. Nedeni pek bilinmez; ama hiç kimse işin bu tarafını gündeme getirmez.

Zaten, dini duyarlılığı olan bir hareket olsaydı, bugün çok daha geniş ve sıkı bir zemine kavuşmuş olabilirlerdi. İkincisi, bu insanların hepsi de kendini “elit” sayar. Bu iki açıdan bakıldığında, hiçbirinin güneydoğuda yaşayan kültürel doku ile sıkı bir duygusal veya organik bağı yoktur.

Öylesine yüksek şatolarda oturuyorlar ve beslendikleri toplumda eğitim düzeyi o kadar düşük ki, halk onları bir türlü göremiyor. Geçtiğimiz günlerde içlerinden biri birkaç şey söyledi de, beyinlerinin ana teması konusunda biraz fikir sahibi olabildik. Abdullah Öcalan’ın eski avukatlarından Hasip Kaplan adlı şahıs, güneydoğu illerinde yapılan dini etkinliklerden şikayet ediyordu. Böylelikle, şatodan inmiş sayılmasa da, en azından oradan başını uzatarak kendini bir parça açığa vurmuş oldu; oysa o yörede yaşayan insanlar da kendini “Müslüman” olarak tanımlar; pek çoğu bir tasavvuf ekolüne mensuptur ve bağlı bulundukları Şafii hukukunda namazı terk etmek dinin dışına çıkmaya yakın bir anlam taşıdığı için, kimi anne-babalar namaz kılmayan çocukları ile aynı sofraya oturmak bile istemez.

Şimdi… Kimi zaman kandırarak, kimi zaman da malum teröristleri devreye sokmak suretiyle tehdit edip yıldırarak bu mazlum insanlardan aldıkları oylarla inşa ettikleri devasa şatolara kurulup oturan bu şişman kedilere sormak isteriz: Birbirinizle baş başa kaldığınız zaman, bu zavallı insanların inandığı Allah’a sırtınızı dönersiniz. Canı kadar sevdiği peygamberi ile alay edersiniz. Onların mezhebine söver, yaşam biçimini aşağılarsınız. Paçavralar içinde olduklarını ve ağızlarının koktuğunu söylersiniz. Güneydoğu bölgemiz, kişi başına düşen milli gelirin en düşük olduğu halde, siz birinci kalite Amerikan sigaralarınızı birinci sınıf restoranlarda yediğiniz pirzola tabaklarında söndürürsünüz. Seçimden seçime veya mitingten mitinge şatolarınızdan çıkıp onlara ateşli nutuklar atarak ırksal kökenlerine ilişkin duygularını manipüle eder gidersiniz; ama bir dahaki seçime kadar da, pek çoğu sizi TV kanallarından başka yerde göremez. Allah aşkına söyler misiniz; sizin bu insanlarla ne işiniz olur?!

Herkes emin olmalıdır ki, güneydoğu bölgemizde eğitimin kalitesi ve eğitimli insan oranı arttıkça, tıpkı CHP’nin Anadolu kentlerinden silinip atıldığı gibi, bu cingöz ve havalı baronlar da Kürtler arasında barınamaz hale gelecektir. O zaman da, o güzel şatolarından inmek isteyecek değiller elbette; ancak yöre halkı onları eninde sonunda bünyesinden bir balgam gibi söküp atacaktır.

Ben, Hasip beyin iyi bir çıkış yaptığı kanısındayım. Bu tür çıkışlara devam ettiği sürece, insanların onun gibilerin iç yüzünü ve nerede oturduğunu daha iyi anlamasına bir nevi bir hizmette bulunmuş olacaktır…






Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 3 yorum yapılmış )

[ 2007/12/12 15:29 ]
Yapilan arastirmalarda kırsal yasami seven ve kırsal hayati tercih eden veya tercih etmek zorunda birakılan halkimizin ne laiklikten ne de seriattan haberi var .Onlarin tek bildikleri sey bogazlarindan gecen lokma sayisi.Sen bu insanlara laikligi, din düsmanligi gibi algilalamalarina zemin hazirlarsan tabiki anadoluda bitersin.Dogu kökenli vatandaslarimiz,kardeslerimiz üzerinden rant kapisi saglayanlar buna devam edeceklerdir.Kürt sorunu var diyerek sizin anlattiklariniza gözyuman bu hainler,insallah bir gün şatodan asagiya, bu halk tarafindan düsürülecektir....
Alev [ 2007/12/06 11:40 ]
Etnik kökenleri ayrıcalık unsuru kabul ederek, diğer birleştirici kaynak olan inancıda yok etmeye çalışanların gerçek yüzlerini gösteren oldukça çarpıcı bir yazı. Yaptıkları açıklamalarla ''Biz sizi savunduk ama bizi mecliste istemediler'' türü söylemlerle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan kaybettikleri oyu tekrar toplama telaşında olan DTP’lilerin aslında gerçekte o çok savundukları halklarına ve kendi değerlerine ne kadar da uzak olduğunu dile getiren yazınız için kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam.
Tülay LALE [ 2007/12/05 14:44 ]
Yazınızın bitiminde iç yüzlerini görme ile alakalı sözlerinize ;yazınızı okuyan birçok insan gibi inşallah demeden edemedim. Ama şunu da iyi biliyorum ki bu iç yüzünü görme meseles biraz zor. Yani yıllardır göremedilerse , iç yüzlerini göremediysek bundan sonra da göreceğimizi pek sanmıyorum ama bu duaya amin demekten başka da bişey gelmiyo elimden.Yıllardır çıkarlarını savundukları halk üzerinden prim yapan insanlar ne derlerse desiner veya ne yaparsa yapsınlar bir şekilde iç yüzlerini gizlemeyi başardılar ve başarmaya devam edecekler gibime geliyor.Çıkarlarının savunulduğunu düşünenlerde ezilmeye ve üzerlerinden pirim yapılmasına göz yummaya devam edecekler gibi.Oysa fazla da zor değil gerçeği görmek. Bakmayı bilmek lazım.Ama bakarken de görmeli kuşkusuz.Ve artık şu terör illetinden kurtulmak için el ele verilmeli ve beraberce savaşılmalı.Sadece içerde değil destekçileri şüphesiz. Dışardan da hem de azımsanamayacak destekler gördükleri çıkartıldı ortaya defalarca ; ama nafile. Umarım artık bakan gözler görür;görür de kurtulmak için sarfedilen çabalar sonuca ulaşır...

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com