:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek….. 
Dr.Ali Can   ( dralican@hotmail.com )



Şöyle bir düşünürsek, evrende var olan her şey insan için yaratılmış; insan ise Allah (c.c.) için.Bayramlar Allah’ın varlığını birliğini ve yaratılanların mutlak hakimi olduğunu bir kez daha idrak etmek ve yaratana şükretmek için lütfedilmiş istisna günlerdir. Bugünler, insanları ve diğer yaratılmışları Allah için, hiçbir karşılık beklemeksizin sevmek ve sevgimizi bir kez daha onlara sunmak için önemli günlerdir.Kendi arzularımızdan fedakarlık yapıp, diğer insanlara öncelik verdiğimiz, her türlü kin ve garaz gibi yanlış, nefsani ve şeytani alışkanlık ve duygularımızdan sıyrıldığımız günlerdir bugünler. Bu konuda ne kadar başarılıyız tartışılır ama en azından bu duygu ve düşüncelerin bilincinde olmalıyız.Fakat bayram öncesi ve sonrası özellikle şehirlerde yaşadıklarımızı göz önüne getirirsek, durumun hiçte öle olmadığını rahatlıkla görebiliriz. Gerçi bu sadece böyle önemli günlerin arifesinde değil de, genelde yaşadığımız bir durum maalesef. Nedeni ne baktığımız zaman, hep aynı cevapla karşılaşıyoruz: eğitimsizlik. Peki bu eğitimi kim veriyor, nerde veriyor, nasıl veriyor, hiç sorguluyor muyuz acaba? İnsanlar fırsatçı, saygısız, acımasız, duyarsız ve bencil , hatta görgüsüz hala gelmişler. Şehir kültürünü, hizmet kültürünü, trafik kültürünü tanımayan yani toplumsal yaşamdan uzak bir yığın haline gelmişiz. Hani biz Müslüman’dık! Hani Müslüman, “din kardeşini kendisinden önde tutmuyorsa, hakkıyla iman etmiş sayılmaz” düsturuna inanmıştık ve iman etmiştik. Peki nerede bu inancın gereği???
Tam bir tenakuz içindeyiz.Müslüman saygı değer ve saygılı insandır.Peki biz niye birbirimize saygılı değiliz. Hani Müslüman birbirinin mütemmimi, yani eksiklerinin tamamlayıcısıydı. Peki bir Müslüman diğerinin eksiğini söyleyince neden hayati tehlike riskiyle karşı karşıya kalıyor ve bu nedenle uyarma cesareti gösteremiyor ve de görmezden geliyor? Bakıyorsun, eğitimlisi (!) eğitimsizi aynı davranışı sergiliyor. Bir fark görmek çoğu zaman pek mümkün olmuyor.İnsanların belli alanlarda bilgi almış olmaları, hatta o alanda uzman olmaları, onların toplumsal yaşamın her alanında uygun davranışlar göstereceği anlamına da gelmiyor maalesef. Peki bu davranışları bu toplumun bireyleri nerelerde öğrenecekler Allah aşkına bilen varsa beri gelsin! Çocuklarımızı küçük yaştan itibaren tamamen kuru bilgilerin ezberlenmesi doğrultusunda yönlendiriyoruz. Onlara, şu adabı muaşeret denilen, toplumsal ilişkilerde nasıl davranacağımız konusunda kim bilgi verecek? Aile de mi, okulda mı, yoksa toplumsal çevrede mi verilecek bunlar? Peki ama bu öğretici konumundakilerde bu hasletler var mı dersiniz? Toplum içinde yaşamak sorumluluk gerektirir, sorumluluk!
Yaptığımız yanlışların farkında mıyız? Farkında olup uyarınlar ne kadar umurumuzda? Yaptığımız yanlışlıkları, kendimizden menkul değerlendirmelerle ayrıcalık olarak addediyoruz galiba. Burnumuzdan kıl aldırmıyoruz hani.Yoksa halimizden çok memnun muyuz? Toplumsal bilinç bence her konu da olduğu gibi bu konuda da son derece önemlidir. Çocuklarımızın maddi gelecekleri kadar da manevi geleceklerine de yatırım yapmamız gerekmez mi? Aksi takdir de katlanılmaz bir toplum içinde yaşamak zorunda kalmamız bence kaçınılmaz sonuç olacaktır.Bu konuda hepimize bireysel olarak sorumluluklar düşmektedir. Devlet adına sorumlular, ebeveynler ve en önemlisi de özellikle ilk öğretimde görevli olan arkadaşlara çok büyük görev ve sorumluk düşüyor.
Bu yazdıklarımı ne kadar içselleştiririz bilinmez ama ben demek istediklerimi birkaç örnekle özetlemeye çalışayım. Geçenlerde bir köy okulunun önünden geçerken gördüğüm bir manzara: öğretmen (!) minik öğrencilerin önünde okul duvarının üzerine oturmuş bacak bacak üzerine atmış, çayını yudumlarken sigarasını da tellemiş, minicik çocuklar da ona hayran hayran bakıyorlardı. Köylülere sordum bu ne iştir diye: “Hocam diğerleri de içerde kağıt oynuyorlar kahvede” dediler. Bir başka olay: Konya’daki Belediye görevlileri inşaatlardan dolayı kapalı olan yollar için verilen tali yolların işaretlenmesini neden önemsemiyorlar? Özellikle yollara yabancı olan ve transit geçen sürücüler nasıl yol bulacaklar hiç düşünmüyorlar mı? Bilmiyorlarsa hiç mi yurt dışına falan gitmiyorlar, bir araştırma yapsınlar nasıl yapıldığı konusunda lütfen!
Ya bu trafik sorununa ne denilmeli? Minibüslerin durak dışı yolcu almalarını mı, oldukça yavaş seyretmelerini mi, durdukları yerden ani çıkışlar yapmalarını mı, hangisini ele alalım? Peki kim çözecek bunları? Yoksa trafik polislerinin suç vaki olduğu halde ceza yazmak yerine, yasak yere park eden araçları kaldırmak adına kulakları tırmalayan ve rahatsız edici anonsları mı çözecek?Yoksa “ne yapalım kardeşim burası Türkiye, zamanla her şey düzelir” deyip geçecek miyiz? Bu durumlardan rahatsız olmayan var mı ? Şayet yoksa ve bilinen şeylerse, neden acaba bireysel bazda da olsa bir şeyler yapmıyoruz? Yani kısacası şunu söylemek istiyorum: Biz ne zaman sokağa çıktığımızda rahatsız edilmeden evimize döneceğiz? Bereket versin yine en rahat olan yerleşim yerlerinden biri Konya. Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek, sanki düzelecek gibiyiz! BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.03 -  Davos ve sonrası…
 2009.01.08 -  Medyada manipülasyon örneği Ergenekon
 2008.12.29 -  Toplumsallaşmak büyük bir değerdir
 2008.12.05 -  Elit Üniversiteler…
 2008.10.01 -  Kartelin telaşı demokratik değil, ticaridir.
 2008.07.31 -  Züğürt tesellisi!
 2008.07.09 -  Dağ fare doğurmamalı, değilse …!
 2008.06.09 -  Gördünüz mü, ülkeyi kim yönetiyormuş?
 2008.05.27 -  Krizin krizi!
 2008.04.01 -  Yüksek Yargı üyelerini halk seçsin!..
 2008.03.15 -  Yeter artık! Rahat bırakın ülkeyi ve toplumu!...
 2008.02.29 -  Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir
 2008.02.01 -  Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı?
 2008.01.14 -  Değişim….
 2007.12.24 -  Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek…..
 2007.12.03 -  Liberal Düşünce Topluluğu
 2007.10.27 -  Artık Aklımızı Başımıza Alma Zamanı gelmedi mi, Ne Dersiniz?
 2007.09.28 -  Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba?
 2007.09.11 -  Ötekini kabullenmek…
 2007.08.25 -  17 mi Büyük Yoksa 83 mü?...
 2007.08.17 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa- (2)
 2007.08.06 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa-1
 2007.07.24 -  Kimler ve neden kayıp ettiler,ben söyleyeyim mi?...
 2007.07.07 -  Soğan Hikayesi!.....
 2007.06.11 -  İşsizlik ve ÖSS…
 2007.05.28 -  Peki, siz hangisini istersiniz?...
 2007.05.18 -  Korku,…
 2007.05.16 -  PRAMİT!..
 2007.05.15 -  Muhtıra
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com