:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız? 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )

(Aşağıdaki yazı, okuduğu yazıya bir filozof dinginliği içinde odaklanabilen kimseler için yazılmıştır.)

Sevgili Okurlarım…

Allah’a yönelen göksel aşkın da, bir erkek veya kadına yönelen yersel aşkın da ortak dışavurumları vardır. Bunlar, insan hayatında çoğu kez iç içe geçerler. Birbirlerinden kolaylıkla ayırt edilemezler ve her nasıl olursa olsun, aşka düşenler suçlanamazlar…

Aşk, her şeyden önce, Allah’ın doksan dokuz isminin (özelliğinin) simgesel bir özetidir.

Aşk, tanrısal bir kıvılcımdır. Tüm güzelliği ile evrenin yaratılışındaki en büyük gerekçe ve onun içinde var edilmiş olan bütün varlıkların hamuruna katılmış olan berrak ve kutsal sudur. Evrenin bir tek varlıkta yansıması ve o yansımanın uzayarak asli kaynağına geri dönecek olmasıdır. Eğer bütün varlıklar aşkla tasarlanmamış ve Güllerin Efendisi “Aşık olan ve bir kor gibi içinde saklayarak onun acısıyla ölen kimse şehitlerdendir” dememiş olsaydı, birileri Evrenin Sultanı’nın aşıkları kıskandığını düşünebilirdi…

Aşk, meleklerin yeryüzünün sakinlerine en kalbi selamıdır.

Sevgilinin bedeni, yalnız başına hayal sınırlarınız içinde yer alan tüm dünyayı doldurmaktadır. Onun yokluğu ise, o koskoca dünyayı ıssız bir çöl haline dönüştürmüştür. Eğer ruhunuz aşktan dolayı hüzünle doluysa, o ne büyük ve ölümcül bir boşluktur!

Ruhun düşsel bir katmana geçivermesi için, başını önüne eğmiş bir güzelin kıvır kıvır saçlarının arasından seçilebilen kızıl dudaklarındaki ışıltılı gülümseyişe bir saniyecik tanıklık etmek yeterlidir. Böyle bir varlığı sevmek, onu iyilik ve güzelliğin an alımlı renkleri içinde saydamlaştırmaktır. Ona karşı hissettiğiniz tüm arzular dua gibidir. Onu sevdiğiniz sürece, bedeniniz nerede ve hangi durumda olursa olsun, vecd halindeki ruhunuz onun önünde diz çökmüş durumdadır.

Aşıklar hicrana düştükleri vakit, birbirlerini gündoğumunda, günbatımında, göklerde uçan kuşların şarkılarında, ağaçların dallarından süzülen çiğ damlalarında, bahar çiçeklerinin kokularında ve bir kelebeğin zarif kanatlarında bulurlar. Onlarla selamlaşır ve haberleşirler. İlkbahar, onların birbirlerine yazdıkları bir mektup olur. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, birlikte çarpan yürekleri gökteki dolunayın üzerinde buluşup sevişebilir…

Aşk, daima sonsuzdur. Kalbin içindedir. Evrenin sonundadır. Arı-durudur; kirletilemez. Bütündür; bölünüp parçalanamaz. Her şey aşk sayesinde varlığını sürdürür. Hemen her şeyi, aşk sayesinde anlarız.

Aşk, yaşamın en saf halidir ve ölümlülere ölümün ötesine geçebilme kudretini bağışlar. Tanrısaldır veya mecazidir; ama aynı kaynaktan çıkmakta ve sonunda dönüp aynı kaynağa yönelmektedir. Bir an düşünsenize? Ölmenin, görkemli bir düğünle aşkın evrensel ve sonsuz kaynağına geri dönmekten ibaret olması nasıl da büyük bir tesellidir!

Aşk, göklerde dayanıp döşenmiş cennetlerden alınıp yeryüzünde yaşayan fanilerin hayatına katılmış kutlu anlardır. Bu faniler, ancak sevgililerinin içlerine işleyen arzulu bakışlarının önündeyken şu ölümlü ikametgahta hacim kapladıklarını ve sonsuzluğa dokunduklarını duyumsayabilirler.

Aşkın bize dünyada tattırdığı zevkleri arttırabilecek olan tek şey, daha çok aşktır. O yüce mutluluğa eklenecek olan en güzel şey ise, onun sonsuzluğa eriştirilmesidir.

Aşk, yirmi dört saat boyunca onu düşünmektir. Öyle ki, adeta kendi varlığınızı yadsımaktır. Baktığınız ve dokunduğunuz her nesnede onun ışıklarını görmektir. Onu anımsatmayan her şeyi yok saymak ve onun içinde yer almadığı her yeri zifiri karanlık olarak algılamaktır.

Duyduğunuz her sesi, onun sesine benzediği kadar işitmektir. Aşk, onun sizi sevmediğini söyleyen birinin sesini duymamaktır.

Aşk, aşırı bir duyarlılık halidir. O, yok yere gülmek ve bir hiçe duygulanmaktır. Yaşasın bizi saçlarımıza karlar yağdığı zaman bile çocuksu kılan bu tutku!

Aşk, sonsuz bir azamet ve sonsuz bir küçüklüğün buluştuğu yerdir. Onu var eden Allah’ın ve bir ateş olarak kalbine düşürdüğü insanın hazin bir buluşma noktası… Onu bitirmeye güç yetiren, onu başlatandır.

Seven kalpler olmasaydı, güneş, yıldızlar ve ay sönerdi.

Eğer aşıksanız, yanı başınızda onun bedeninin varlığını, bedeninizde onun dokunuşlarını, avuçlarınızda onun ellerini, burnunuzda onun ten kokusunu istersiniz. Yanı başınızda olduğunda, onu yokluğunda olduğu kadar özlemeye devam edersiniz. Yine de, aşkı bulmuşsunuzdur ve mutlu olursunuz. Mezarda bile yan yana olmak ve parmaklarınızın birbirine dokunduğu anın aşkın titreşimleri ile dolmak istersiniz. O da yetmez; cenneti istersiniz. O da yetmez; Allah’ı istersiniz. Aşka, sonsuzluk gereklidir...

Güneş size hem çok yakındır, hem de çok uzaktır. Çok uzaktır. Çünkü, hiçbir zaman erişemeyeceğiniz bir yerde durmaktadır. Çok yakındır. Çünkü, her an bedeninizi ısıtmakta ve saçlarınızı okşamaktadır.

Gerçekten seven bir kadın, tıpkı güneş gibidir. Ona ulaşmaya ya da dokunmaya çalışmamalısınız. Çünkü o, gözlerinizi kör edecek kadar ışıklı, çok uzaklardan sizi ısıtabilecek ve ruhunuzu okşayabilecek kadar güçlüdür. O, gizemcildir. Çözmeye çalışmamalısınız. Onu, kendisini açıkladığı kadar tanımalı ve fakat her gün sevginin suyu ile beslemelisiniz. O zaman, her sabah farklı renkte açan bir çiçek kadar güzel olduğunu anlarsınız. Bir gün sevgiyi hak eden bir sevgili bulursanız, onu ölünceye dek sevin. Unutmayın ki, aşkın acısıyla ölmek, size aşkla yaşamanın verdiği coşkunun aynısını bağışlayacaktır…

Böylesine masalsı bir aşkı, tanıyanlar için bütün güzelliklerin biricik kaynağı olan Evrenin Sultanı’nın ve yeryüzünün en seçkin ve nazik varlığı olarak eğittiği Güllerin Efendisi’nin hak ettiğinde hiç şüphe yoktur. İşin mecazi boyutuna gelince… Tek cümle ile özetlemek gerekirse, yasaklanmamış olduğu halde, erkekler için bu kutsal aşka alternatif olabilen ve de olan tek varlık kadındır.

Sevgideğer erkekler… Her şeye rağmen ve iki türüyle de aşk, şu yerkürede sürdüğünüz kısa ömürde yaşanması gereken en büyüleyici sarhoşluktur. Onu, mutlaka yaşamalısınız. Hakiki olanını yaşamak için, önünüzde hiçbir engel yoktur. Zira, Allah kendisine yürüyerek gelene koşarak gideceğini söyleyebilecek kadar lütufkardır; ancak onun mecazi olanını yaşamadan önce halletmeniz gereken küçük bir sorun var: Birlikte o aşkı yaşayabileceğiniz nitelikleri haiz bir kadın bulmak…

Yazık ki, kitaplar o yüce ve saydam ruhlu kadının hangi devirde ve hangi ülkede yaşadığı konusunda yeterince fikir vermiyor!

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 10 yorum yapılmış )

Deniz [ 2008/01/19 23:48 ]
''Birlikte o aşkı yaşayabileceğiniz nitelikleri haiz bir kadın bulmak…''
Çok güzel tespitler son kısımda çelişiyor,öncelikle kavuşma olsaydı aşk olmazdı.Yazı bütünlüğü aşk anlatılırken incitmeli bir kor ateş düşmeli ben duygu bulamadım.Birde cinsiyetlere reçete sunmaktan vazgeçmeli yazar,aynı şey çünkü kadınlar için de geçerli birlikte o aşkı yaşayabileceğiniz nitelikleri haiz bir erkek bulmak deseler ne diyeceksiniz bence yazar burda kadınları kırıyor .ne üzücü ki yazıyı okuyan kadınlarda olumlu yazarken bu ayrıntıyı görmüyor.Birde yorum kişiyi bağlar Mert Aslan başarılı bir yazardır bu eleştirilmeyecek manasına gelmez.Ama bir yazar çıkıpta cahilce yazılmış bir ironik yoruma cevaben hiç tanımadığı okuruna sen evlenme diyemez çünkü hakaret yok sinkaf yok olumlu eleştirilre hazırlıklı olalım Çünkü okunuyorsunuz ki insanlar yorum yazıyor.Birde yorumculardan yazarı korumaya çalışıp antitez üretmeye çelışanlar var komik oluyorsunuz.Altın çamura da düşse altındır inanadıklarınıza ve sevdiklerinize eleştiride gelse hemen kalkan olmayın.Çünkü onlar kendilerini anlatmak için yazıyorlar.SAygı ve anlayışla demokrasi dilinizde değil yüreğinizde olsun
marsjü [ 2008/01/18 18:32 ]
Aşk insana gelir çok güzel bi söz hocam, gercekten de öle ,siz de sevgiyle ve de aşkla kalın. TEŞEKKÜRLER
marsjü [ 2008/01/18 18:32 ]
Aşk insana gelir çok güzel bi söz hocam, gercekten de öle ,siz de sevgiyle ve de aşkla kalın. TEŞEKKÜRLER
kumsal [ 2008/01/18 16:27 ]
sevgili acısu;yazık adınıza çok üüzldüm aşka bakış açınıza oysaki sizde mevlana torunuyuz hepimiz aşk damarımızda var zaten bunu inkar edemeyizki hiç aşıkolmadığınıza da inanmam herkesin vardır bir aşk acısı bu kadar ruhsuz olmak içten bile değil ...
Mert Aslan [ 2008/01/18 12:10 ]
Sevgili Acısu... Eğer gerçekten aşkı parasal bir olgu olarak algılıyorsan, sana asla evlenmemeni öneririm. Evlenme ki, bir kadının hayatı cehenneme dönmesin... Mert Aslan
Mert Aslan [ 2008/01/17 23:24 ]
Sevgili arkadaşlar... Yaptığım aşk tarifi, kişisel değildir. Üstelik, insan aşka gelmez. Bilakis, aşk insana gelir ve haber vermeden gelir. Ona kalabalık bir metropolün kalbinde de, ıssız bir dağın eteklerinde de maruz kalabilirsiniz... Sevgilerimle kalın...
Acısu [ 2008/01/17 18:55 ]
breh breh breh... aşk neymişte habersiz imiş be yahu... aynı şehirde olmak, gökyüzünde aksini görmek, tanrısal bir.... biliyor musunuz aslına bakarsanız aşk cebinde parası olanında olmayanında yaşadığını sandığı ama neyi yaşadığını bilemediği bir kaos, kargaşa, karmaşa... Gerisi... Boş laf...
marsjü [ 2008/01/17 18:22 ]
hocam çok güzel bi yazı olmuş ellerinize sağlık. sunu demeden de gecemeyeceğim yoksa mert aslan aşka mı geldi?
kumsal [ 2008/01/15 10:59 ]
Aşk;sevgilinin ayak sesinden bile etkilnerek kapınıyı açmasını sabırsızlıkla beklerken duyulan haz,aynı şehirde yaşamayla bile yetinip gökyünde onun aksini görerek mutlu olmak,saatlerce hayaliyle oturup konuşmak,rüzgar saçını okşasa onun eli sanmak ,esen yelde nesini düşünmek ...fuzilinin de dediği gibi ben aşık değilim ama aşka aşığım diyordu galiba haklı;çnki aşk insanı yumuşatır aşk insanı güzelleştirir aşk hakka yaklaştırır.AŞK karşıklılı yaşanmaz birde tek taraflı yaşanır iki taraflı olurs akarşılıklı çıkara dönüşür galiba.
tesadüf bu aralar iskender palayı okuyodum iskender bey diyordu leyla mecnundan daha çok sevdi.Doğru bir tesbip sebebini şöyle açıklamıştı değerli yazar;mecnun aşkını kurd akuşa haykırmıştı oysa leyla en derin yerinde en diplerinde saklamıştı kaysın aşkını kahrında ölse bile kimseye söylememişti değeri eksilmesin diye aşkının okurken değil yazarken bile öyle içim ürperiyorki böyle aşkları ...
balaban [ 2008/01/15 07:02 ]
Aşk üzerine;
Halife,Leyla'ya dedi ki:''O sen misin ki Mecnun sana tutularak perişan oldu ve kendini kaybetti?Sen başka güzellerden daha güzel değilsin ki!''
Leyla,''sus çünkü sende mecnun değilsin.'' dedi...
Aşık ol,aşık!Aşık ol ki farklı olasın!
Kaleminize, yüreğinize sağlık Hocam...

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com