:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı? 
Dr.Ali Can   ( dralican@hotmail.com )

Laiklik, kendini laik olarak tanımlayan bir çok kişi tarafından, dinle devlet işlerinin ayrılması olarak tanımlamaktadır. Madem böyle ise devletin örgütsel yapısı her hangi bir dine göre düzenlenemez; devletin dini yoktur, hizmet sunarken herhangi bir dine veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Ama vatandaşlar değişik dinlere veya dünya görüşlerine sahip olabilirler. Devlet bunlardan hiç birini kendisine model alamaz.Laik sistemlerde toplumun bireyleri istedikleri dine inanabilirler ve inançlarının gereğini de özgürce yapabilirler. Bu din ve vicdan hürriyeti kapsamına girer ve bizim anayasamızda da bu böyledir. Ben istersem solucan dinine mensup olabilirim ve bu dinin gereği, eğer günde yüz kez kıvrılmaksa bunu yapmaya hakkım var ve bu hakkımı da laik düzenin güvence altına alma zorunluluğu vardır.Bunu bana yasaklarsa,işte o zaman düzen laik olma özelliğini kaybeder. Laik düzende doğrudur baş örtüsü sorunu olmaz, çünkü laik devlette kılık kıyafet serbesttir. Laik düzende diyanet işleri diye devletin bir kurumu da olamaz, çünkü devlet dine ve dindarlara karışmaz. Onlar kendi vakıf ve dernekleri aracılığıyla kendi işlerine ve inançlarına ilişkin gerekli faaliyetleri yürütürler.Devlet onların inancında fazlalık veya eksiklik de bulmaz. Kısacası karışmaz. Laik düzen de baş örtülü kızlar veya her hangi bir dini sembolle bir vatandaş her hangi bir devlet kurumuna girebilir mi ? Oradan hizmet alabilir mi ? Elbette alır.Eğer almazsa laiklik elden gider. Çünkü orası kamusal alandır. Kamusal alan: Vatandaşların özgürce hizmet aldıkları ve hizmet verdikleri yerlerdir. Hiçbir şekilde hiçbir bireye her hangi nedenle yasaklanamayan yerlerdir. Eğer bireyin ve toplumun can güvenliğini tehdit eden bir durum varsa, zaten insan hayatı her şeyin üstünde olduğu için özel durum uygulanabilir. Aksi takdirde kesinlikle sınırlandırılamaz. Kamusal düzeni finansa eden toplumun bütün bireyleridir. Bürokrasi ve bürokratlar vatandaşa hizmet için vardır; finansal giderlerini de vatandaş karşılamaktadır. Bu nedenledir ki, kamusal alan toplumun ortak alanıdır. Almanca’da kamusal alan “Öffentlichkeit” yani açıklık olarak kavramsallaşmıştır. İngilizce ‘de ise “Public places” dir. Yani halkın alanlarıdır. Biz de halka hizmet veren yerler“kamusal alan” olarak tanımlanır. Peki kamu kim? Halk. Devlet ne ? cevap:Halkın örgütlü biçimidir. O zaman, halkın alanını halka kapamak, laikliğe uygun, ama açmak laikliğe aykırıdır gibi, bir düşünce ortaya çıkmaz mı? Kimin peki bu alanlar? Soralım bakalım halktan kaç kişi bu kavramı anlamaktadır. Amaç anlaşılmaz olsun ki, tevili ve manipülasyonu kolay olsun. Efendim, biz baş örtüsüne karşıyız; nedeni de yerli olmayıp, ithal olmasıdır. Tamam, öyle değil ama öyle olduğunu kabul edelim. Peki, kravat, pantolon, ceket, şapka yerli mi? Demek ki insanlar ve kültürler bir etkileşim içindedir ve bu tip değişimler de gayet normaldir ve olması de gerekir.Sayın Baykal gibi siyasetçiler de, yani aslan sosyal demokratlar, efendim aslında biz kapalıya falan karsı değiliz, biz siyasetçilerin bu konuyu istismar etmesine ve dış güçlerin bir oyunu olduğu için karşıyız diyorlar. Peki siyasetçinin görevi vatandaşın sıkıntılarını istismar derler diye görmezlikten gelmesi veya CHP geleneğinde olduğu gibi yasaklayarak çözümlemek mi olmalı.Siyaset toplumu devletin gücüne karşı halkı korumak ve önünü açmak için yapılır. Siyaset çıktılarına bakılmaksızın, sonuçlardan kimler olumlu veya olumsuz etkilenirse etkilensin. Belli normların halka dayatılması veya zorla kabullendirilmesi değildir. Eğer böyle yapıyorsanız, halka ve devlete karşı görevlerinizi yapmadığınız için ihanet içinde olursunuz. Sadece siyaset üzerinden yaşanılmaz. Siyasetçinin toplumsal kaygıları ve halkın önündeki engelleri kaldırma yolunda idealleri de olur. Yoksa , neden sataştığını bile bilmeden ve savunduğu ilkeleri bile yorumlamaktan aciz kişilerin hezeyanlarına karnımız tok. Ben dahil, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir yıl önce ki cep telefonunu kullanmak istemiyoruz artık. Neden mi? Yenileri çıktı da ondan. Sayın Baykal sizin fikirlerinizi kim tüketir? Yoksa zorlamı satmayı düşünüyorsunuz? Nereye kadar? Gerçi geçen gün grup toplantısında, belki istemeden oldu, bazı değerlerin halka sorulmadan, halka rağmen uygulandığını ve dayatılması gerektiğini de ifade ettiniz ama buna rağmen bunun da modası geçti; başarılı olabileceğinizi sanmıyorum. Karşınızda artık kendini yetiştirmiş bir toplum var; kül yutmuyor. Ülkenin bunca acil işlerine rağmen şimdi bu baş örtüsünün sırası mıydı, sorusuna gelince: Bu konu da CHP ve taraftarları haklı ama bu sorunun nedeni hükümet değil, baş örtüsüyle üniversiteye girmeyi engelleyenler. İnsanların inancına ve vicdani kanaatlerine karışanlardır.Hatta bunu haklı bulanlardır.İşte asıl bu davranış ve tutum laikliğe aykırı sayın Baykal.Ben şahsen laikliğin zedelenmemesinden yanayım ama laiklik ilkesinin içi boşaltılmış maalesef. Her türlü siyasi faaliyetin halk için olduğu mantığından hareketle,toplumu hesaba katmadan yapacağınız her türlü siyaset sizi ve partinizi sıfırlayacaktır.Bireyi ve toplumu yaşat ki, devlet yaşasın! Yazık. Bu ülkenin sosyal demokrat bir partiye ihtiyacı var. Şu an da bu boşluğu Ak Parti doldurmuş durumda. Peki CHP nerelerde dersiniz.Ne bileyim ben nerede olduğunu, 50 yıldır CHP’nin içinde fiilen siyaset yapanlar bile bilmiyorlar. Bütün dünyada geçerliliğini yitiren ve akıl mantıktan yoksun “Statüko” ne alemde dersiniz. Görünen gerçek bu ,yerseniz?
Saygılarımla…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

Burdur 15 [ 2008/02/11 19:52 ]
Sayın Hocam, herşeyen önce sizin gibi düşünen insanlar elinde işlendiğim için Rabbim'e şükrediyorum. Arkanızda sizler gibi düşünen binlerce genç var inanın buna. Daha geçen yıl öğrenciliğimde şahittim gençliğin 'başörtüsü' konusundaki muzdaripliğine... Yazık... Biz gençler bile görebilirken böyle bir 'Başörtülü girmek yasak' saçmalığını; özgürlükten, demokrasiden bahsedilen bu güzelim diyarımızda aydın geçinen, kendini 'Kemalist' gösteren bazı kuklalar tarafından görülmemesi ne tuhaf ve acınacak bir durum. Şunu söyleyebilirim ki; özgürlüğün ne olduğunu bilmeden kendini özgürlük savaşçısı kabul eden boş kafalar sadece o büyük önderin ismi altında bilinçsizce sığınan çaresizdirler... Gerçek Kemalist benim! Her türlü özgürlüğe, din ve vicdan hürriyetine sonuna kadar açığım. YETER ARTIK KÖHNEMİŞ BEYİNLERİN, GEÇLER İÇİN KURMAYA ÇALIŞTIKLARI ANLAMSIZ ÖZGÜRLÜĞE, HER TÜRLÜ KISITLAMALAR İÇİNDE KENDİLERİNİN ÖZGÜRCE YAŞADIKLARINI DÜŞÜNDÜKLERİ...
Hocam, gençliğin haykıramadıklarını bizim yerimize güzel bir üslupa dile getirmişsiniz. Allah sizden razı olsun. Eski öğrenciniz Mustafa...


 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.03 -  Davos ve sonrası…
 2009.01.08 -  Medyada manipülasyon örneği Ergenekon
 2008.12.29 -  Toplumsallaşmak büyük bir değerdir
 2008.12.05 -  Elit Üniversiteler…
 2008.10.01 -  Kartelin telaşı demokratik değil, ticaridir.
 2008.07.31 -  Züğürt tesellisi!
 2008.07.09 -  Dağ fare doğurmamalı, değilse …!
 2008.06.09 -  Gördünüz mü, ülkeyi kim yönetiyormuş?
 2008.05.27 -  Krizin krizi!
 2008.04.01 -  Yüksek Yargı üyelerini halk seçsin!..
 2008.03.15 -  Yeter artık! Rahat bırakın ülkeyi ve toplumu!...
 2008.02.29 -  Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir
 2008.02.01 -  Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı?
 2008.01.14 -  Değişim….
 2007.12.24 -  Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek…..
 2007.12.03 -  Liberal Düşünce Topluluğu
 2007.10.27 -  Artık Aklımızı Başımıza Alma Zamanı gelmedi mi, Ne Dersiniz?
 2007.09.28 -  Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba?
 2007.09.11 -  Ötekini kabullenmek…
 2007.08.25 -  17 mi Büyük Yoksa 83 mü?...
 2007.08.17 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa- (2)
 2007.08.06 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa-1
 2007.07.24 -  Kimler ve neden kayıp ettiler,ben söyleyeyim mi?...
 2007.07.07 -  Soğan Hikayesi!.....
 2007.06.11 -  İşsizlik ve ÖSS…
 2007.05.28 -  Peki, siz hangisini istersiniz?...
 2007.05.18 -  Korku,…
 2007.05.16 -  PRAMİT!..
 2007.05.15 -  Muhtıra
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com