:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )

Nedendir bilmem; kahvaltı haberlerine bayılırım. Geçen gün kahvaltı haberlerinden sonra pek kalabalık kanallarımız arasında fellik fellikgezerken, bir TV kanalında konuk olmuş ve o anda ''türbe ziyaretleri'',''büyü'' ve doğal olarak ''şirk'' üzerine yorumlar yapan bir ilahiyatçınınkonuşmaları dikkatimi çekti. Türbelere ziyarete giden insanları cahillikle ve şirkle suçlayan bir bayan ilahiyatçımız, bir süre sonrahızını alamayıp büyü ile uğraşanları da şirke girmekle suçlamıştı.Elbette ki, her iki grup için de aynı gerekçeyi öne sürüyordu:Allah'tan başkasından yardım isteme gafletinde bulunmuş olmak…''Aha!'' şeklinde istem dışı bir nida koptu dudaklarımdan ve ekledim:''İşte bir boyacı! Bir eline bir kutu boya almış; diğer eline de birfırça… Önüne geleni boyayıp geziyor!''

Bir an, TV kanalına canlı telefon bağlantısına geçme isteği duydum;ancak programın yapımcısı tanıdığım ve sevdiğim bir insan olduğu için,söyleyeceğim şeylerin onun açısından herhangi bir komplikasyona yolaçabileceği endişesiyle vazgeçtim.

Merak edecekler için baştan söyleyeyim ki, hiçbir zaman bir tasavvufekolüne girmeyi düşünmedim. Yalnız, dudak uçuklatacak türden bazıistem dışı deneyimlerim oldu. Doğrusunu isterseniz, yukarıda sözünüettiğim olayla ilgili olarak zor bir sorunla karşı karşıya değiliz.Düşünen ve sorgulayan bir beynin sıradan insanları suçlayıp duran budüz mantığı deşifre etmesi hiç de zor değildir. Allah dostlarınıziyaret esnasında dualar ederek birtakım taleplerde bulunmayı ''ölüdenbir şey isteme'' diye tanımlayarak şirk olduğuna hükmeder vegenellerseniz, mantıksal olarak evde otururken kendi çocuğunuzdan birbardak su bile isteyemez hale gelirsiniz. Çünkü, her nerede ve hangidurumda olursa olsun, ''isteme''nin şekli, içeriği ve amacı aynıdır. Ohalde, bir şeyi diri olandan istemek şirk olmuyor da, ölüden istemekmi şirk oluyor? Böyle saçma bir ayırım olabilir mi? Bunu söyleyenkimseler, günlük hayatlarında hiç kimseden hiçbir yardımistemediklerini söyleyebilirler mi?

Örneğin, arabanız yolda kaldığıvakit, yoldan geçen birine, ''Bana yardım eder misin?'' demekle, birtürbeye gidip orada medfun bulunan zata ''Bana filan sınavı kazanmamdayardımcı olur musun?'' demek arasında ne gibi bir fark olduğunu izahedebilir misiniz? Dikkatle düşünürseniz, birinci durumda şirkegiriyorsanız ikinci durumda da girmediğinizi, birinci durumda şirkegirmiyorsanız ikinci durumda da şirke girmediğinizi açıkçaanlayabilirsiniz. Aradaki tek fark, birinci durumda yardımı bircanlıdan, ikinci durumda ise bir ölüden istemiş olmanızdır, hepsi bu…

Allah her şeyi yalnızca yaratan değil, aynı zamanda yönetendir. Tevhitibaresinin ilk parçası olan ''Allah'tan başka ilah yoktur'' sözünün biraçılımı da budur. Şu halde, yardım isteme konusunda O'nun onayıolmadan hiç kimsenin size en küçük bir yarar ya da zarargetiremeyeceği temel niyetinden kopmamak koşuluyla, yardım istemeninde, yardımı kimden istediğinizin de hiçbir önemi yoktur. Kaldı ki,insanların ziyaret ettiği ve sizin ''ölü'' dediğiniz kimselerin çoğusizden çok daha diridir. Bildiğiniz gibi, insanoğlu şeytandan dahaaşağılık ve meleklerden daha üstün olabilme yeteneği ile yaratılmıştır.

Bazılarının şeytandan daha usta birer kötülüktaktisyeni veya eğitimcisi olabilmesine karşıtlık içinde, ''veli''(Allah'ın dostu) denilen kimseler olanca fedakarlıkları ve soyluçabalarıyla meleklerin seviyesine ulaştıkları zaman, Allah tarafındanmeleklere özgü kimi özelliklerle takviye edilmişlerdir. Örneğin,zamanın ve mekanın bildik fiziksel kayıtlarından azade olmak gibi…Dünyada herkesin birbirini boğazladığı maddi olanakların başkakaynaklardan sonsuzca önlerine serilmiş olması gibi… Şu halde,meleklerden daha üstün makamlara ulaştıklarında, onlara verilmemişbirtakım özellik ve olanaklara kavuştuklarını da kolaylıkla öngörebiliriz.

Bu, özünde onların Güllerin Efendisi'nden öğrenerekilke edinmiş oldukları ''sorun çözme'' ve ''insana hizmet etme''arzularına verilmiş tanrısal bir yanıttır. Çünkü, erişim ve maddiolanak engellerinin ortadan kalkmasıyla daha faydalı olabileceklerdir.İşte Allah, tükenmez hazinelerinden bir lütuf olarak sevdiği yakındostlarına böylesi tasarruf yetkileri vermiştir.Bunu şaşkınlık ve ironi ile karşılayanlara hayret ederim doğrusu!Bakın! Allah'ın belli görevlerle istihdam ettiği büyük meleklerivardır değil mi? Yani memurları… Örneğin, doğa olaylarını yönetmekiçin görevlendirmiş olduğu memuru Mikail'dir. Vadesi dolan insanlarınruhlarını teslim almak için görevlendirdiği memuru Azrail'dir. Peki,cevap verir misiniz bana?

Allah doğa olaylarını kendisi yönetemiyor muda, Mikail'i görevlendiriyor ya da insanların canlarını almaya güçyetiremiyor mu da bu iş için Azrail'i görevlendiriyor? Şimdi ikincisoruyu soruyorum: Allah'ın icraatını yürütmede meleklerine bu denlitasarruf yetkileri vermiş olmasına şaşırmıyorsunuz da, ''en onurlu veen soylu'' varlık olarak tasarlayıp aynı unvanla tanımlayarakmeleklerden üstün tuttuğu insanlardan edindiği yakın dostlarınabirtakım tasarruf hak ve yetkileri vermiş olmasına nedenşaşırıyorsunuz?

Baylar! Tıpkı bir devlet başbakanının bakanlar kurulundan başlayıptaşradaki teşkilatlarına varıncaya dek verdiği kararları uygulayanveya yürüten memurları olması gibi, Allah'ın da belirli bir hiyerarşiiçinde istihdam ettiği memurları vardır. Dahası, meleklerden dahaüstün kılınmış birer insan olmaları nedeniyle, Allah dostlarınıntasarruf sahibi kılınmış olması çok daha doğal ve anlaşılabilir birşeydir. Evrenin Sultanı'nın icraatında meleklerden ve daha doğalolarak insanlardan seçtiği sayısız memurlarını istihdam ediyor olması,O'nun için bir zaaf değil, görkemli saltanatının farklı birdışavurumudur…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 13 yorum yapılmış )

[ 2008/06/03 13:39 ]
her gün belki 40 kere fatiha süresinde iyyake nabudu ve iyyake nestain diyoruz.her namazımızda bunu söylüyoruz öyleyse yaradımı yaratılandan değilde yaratandan istemeliyiz.
LATİFE [ 2008/04/09 11:08 ]
Aradaki tek fark, birinci durumda yardımı bircanlıdan, ikinci durumda ise bir ölüden istemiş olmanızdır, hepsi bu…
bİ ARA GERÇEKTEN BİLİNÇLİ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNMEYE BAŞLAMIŞTIM :-(
[ 2008/02/23 00:19 ]
Dinin pratiğini en güzel şekilde yaşayan yıldız insanlar olan sahabeler arasında kendilerinden önce ölen arkadaşlarından yardım istemek gibi bir vaka olmuş mu?
savaş [ 2008/02/22 19:02 ]
suzi ye kesinkle katılıyoum.saçmalık.verilen örneklerle ancak ilkokul çocuğu kanarörnekler konuyu kanıtllayıcı kılmamış gülünç kılmış.nerdeeee çok gerektirmeli neydi sarmal mıydı !...
suzi [ 2008/02/22 14:09 ]
kesinlikle çok saçma bağlantılar kurmaya çabalamışsınız,eğer bilmiyor iseniz bu kadar net konuşmaya kalkmayın. ayrıca dikkat ediyorum her yazdığınız konuda kendi düşüncelerinizi başkalarına aşırı derecede empoze etmeye çalışıyorsunuz...
[ 2008/02/21 17:20 ]
Bursa işgal edildiğinde Orhan Gazinin türbedarı bastonuyla türbeye vurarak: Kalk Orhan, kalkda Bursa ne hale gelmiş gör ve Bursa' yı yine kurtar.Gece olunca türbedar rüyasında Orhan Gaziden okkalı bir tokat yer: Ahmak, Cihad ölülerin değil, dirilerin vazifesidir, koş cepheye.Ölülerden yardım isteyiniz hadisi zayıf bir hadistir.Ömrü boyunca alınteri dökerek çalışan peygamberin hayatına terstir birkere.Lütfen saçmalamayınız.''İnsana çalışmasının dışında bir esas yoktur.''Necm Suresi.
fuat [ 2008/02/21 15:42 ]
türbe'ye gidip dua etmek güzel tabi fakat dua için başvurulacak kapı tekdir.önemli olan niyetteki hassasiyet.
keşke insanımız bu inceliği yakalayabilse ve haber konusu olmaktan vazgeçse
bilinçli ve mantıklı insanların oluşturduğu toplum insanına ihtiyaqcımız var ve onların yetişmesi için iyi donanıma sahip MUALLİMLERE...
[ 2008/02/21 10:50 ]
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Allah'dan naklen anlatıyor: '' Allah şöyle buyurdu; 'Yaklaşanlar, kendilerine farz kıldığım ibadetlerin edasında olduğu kadar hiç bir şeyde yaklaşamazlar...Gerçekten bir kul Bana nafilelerle de yaklaşır. Böylece Bana yaklaşanı severim. Sevince de o kulun kulağı olurum, eli olurum,ayağı olurum... Böyle ki oldum, Benimle işitir... Benimle görür... Benimle konuşur... Benimle tutar... Benimle yürür.''

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu: ''İşlerde şaşırırsanız kabirler ehlinden yardım isteyiniz.''


Değerli Hocam ne güzelde izah etmişsiniz konuyu...Allah c.c. razı olsun.
[ 2008/02/20 11:05 ]
Vah...vah...vah...sözlerinin bir komplikasyona yol açacağı endişesiyle vazgeçmiş.Bence açıp bu büyük buluşunu! onlara haykırmalıydın.Buraya yazı olarak döşenmekten ziyade onlarada haykırmalıydın.Yoksa korktun mu? Yoksa hesabına mı öyle geldi? Yada yazmak dahamı kolay...
M.EMİN [ 2008/02/19 10:58 ]
fark var da hocam.siz hocasınız değil mi?YA TÜRBEYE GİDECEĞİNİZE ELLERİNİ AÇIP DUA ETMEK DANA MANTIKLI VE EN AZINDAN EVRENİN TEK GÜCÜ OLMASI DOLAYISIYLA ALLAHTAN NİYAZ DİLEMEK DAHA GARANTİ DEĞİL Mİ.HOCAM SİZ İLİŞKŞLER KONUSUNDE YAZMAYA DEVAM EDİN
Tülay LALE [ 2008/02/19 09:16 ]
Merhaba, öncelikle düşüncelerinize saygı duyduğumu belirtmeliyim ancak malesef katılmıyorum. Yazınızda yaptığınız örneklemeleriniz arasında bana kalırsa balantı yok. Yani ihtiyaç duyduğumuzda bir arkadaşımızdan bir dostumuzdan veya hrngi bir kişiden ardım isteme ile türbelere gidip de yardım dilmenin arasında farklar var bana göre. Nedenine gelince insanların her konuda bilgi sahibi olması veya herşeye gücünün yetmesi gibi birşey öz konusu olmadığı için tabiki yetmediğiniz yerde o konuda bilgi sahibi olan kişilerden yardım almak kadar doğal bir şey olamaz.Ancak diğer konuya gelince, insanlar bazen yanlışlıkkar yapabiliyor.Türbelere giderek isteme durumunda insanlar farklı düşüncelere eğilim österebiliyor.Bu da dini konularda yeterince bilgili olmadığımızdan kayklanıyor.Ben de şimdi size soruyorum bir kişinin türbeye giderek dilek diledkten sonra bez,ip v.b gibi şeyler bağlaması;mum yakması,para atması doğru mudur? Ben de türbelere giderek sadece orda yatan zatı muhtereme dua edilmesini söyleyenler ve savunanlardanım.Bizler ne isteyeceksek direk yüce yaratandan isteriz.Tamam türbedeki muhteremlerle benim aramda ilim irfan v.s. gibi konularda farm var ancakAllah katında elinizi açtığınızda af ve dua sırasında hepimiz eştiz. Yani bizler birşey isteyeceksek direk yaraandan isteriz araya herhangi bir acı katmadan. Yani sizce çocuğu olmayan bir bayanın türbeye gidip ''Allahım bu zatı muhteremin hatırı çin bana bir evlat ver'' demesi ve bir de bez bağlaması doğru mudur?Allah'ın bu bayanın duasını unutması ,duymaması veya önemsememsi gibi bir şey söz konusu olabilir mi ki türbedeki zat araa konulup bır de unutlmasın diye bez bağlanır?Allah'ın kuunu dinlemesi duasını kabul etmesi için arcıya veya torpile gere yoktur bence.Zaten hayatımızda bu aracılara o kadar alışmışız ki;işe girerken tanıdık bulma,bir ihalede torpil ayarlama ... Bunu manevi haata da uygulamaya alışmak bence anlamsız. Hak katında herkes eşittir ve herkesin duasına cevap verlir.Sevgilele...
Murat [ 2008/02/18 13:32 ]
Görüslerinize katilmiyorum, elbette mantikli bir acilim yapmissiniz, ancak toplumlarin nasil saptigini hesaba katmamissiniz.. Bu konuda dinin temel kaynagi olan Kur`an ne diyor hic merak ettiniz mi bilemem. Ancak ölüler le dirilerin bir olmadigi konusunda ayetlere bakmani rica ederim..
Selametle
Can [ 2008/02/17 20:58 ]
sevgili mert bu konuya ilahiyatçı olmadığınız halde mantıklı bir yaklaşım göstermenizden dolayı tebrik ederim. Maalesef yeni türedi, bir kaç kitap okuyunca kendini alleme-i cihan sananlar var. Söz de ilahiyatçı ve irşadçı.... aslında o insanlar, o türbede metfun bulunan insanları Allah (c.c.) katında hayırlı bir kimse ve Allah (c.c. ) veli kulu olarak kabul ederek, onun hatırına yine cenabı Allah'tan istiyor. Yarabbi şu veli kulun yüzü suyu hürmetine veya hatırını felan işimin olmasını sağla gibi. vs. sevgiler...

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com