:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir 
Dr.Ali Can   ( dralican@hotmail.com )


Aslında bu yazımı geçenlerde yaptığım ve “suyun dahi tadını bulamadığım” Avrupa seyahatim üzerine yazmak istiyordum ama bazı yasakçı bazı dinazorların taassubu ve kör inadı bu konuyu ötelememe neden oldu. Bir azınlık üniversitelerdeki baş örtüsü serbestisine bilim ve laiklik adına karşı koyuyor. Ama gerçek anlamda, aklı selim, objektif düşünebilen - ki bu şekilde yaklaşmazsanız bilime, realiteyi farklı algılar ve gerçeklikten uzaklaşır, hatta kendinize bile yabancılaşırsınız - hiç bir ciddi bilim insanı böyle bir davranış içine girmez ve bunu onaylamaz. Analitik düşünemeyen, halkından kopuk , evrensel değerlerden bihaber, ideoloji çukuruna düşmüş , sosyal ve teknolojik alandaki ilerlemelere sadece bakan bu acınası insanlar aslında bilinçli olarak İslam’a karşı çıkıyorlar. Bunu açık ve net olarak halka karşı ifade etmekten korktukları için, kurnazlık yaparak, hakikati farklı yorumlar gibi yaparak, kısacası kıvırarak konuşuyorlar. Aslına bakarsan söylediklerine kendileri bile içten inanmıyorlar.Bu zihniyete göre toplumun İslam’ i kimliği ve yansımaları görüntüden uzak olsun ki, zamanla gönülden de ırak olsun.İslam’ i kimliği ile hiç bir kimse devlet imkanlarından faydalandırılmasın ki, arkadan gelen kuşaklar Müslümanlığını bıraktıktan sonra hayata atılsın. Böylece,yıllar sonra Müslümanlık adına toplumda hiçbir şey kalmasın.Bu şekilde bir çıkışın ve davranışın yorumu budur.Yoksa bu insanlar “bizde Müslüman’ız” derken bu kadar akıldan ve insaftan yoksun çıkışları nasıl yapabilirler.Adamlar İslam’a dair en ufacık bir şey gördüğü zaman” kırmızı görmüş boğa” gibi saldırıyorlar.Ama buna karşın Hristiyan kültürünün ve inancının içinde yüzüyorlar. İslam’a karşı “modern” lik adına savundukları ise Hıristiyanlıktır. Bu insanların işgal ettikleri makamların adı bile Kilise jargonudur. Sormak lazım bu zevata acaba Hristiyan olsalardı, nasıl bir yaşam biçimini savunacaklardı.hep söylerim tarih boyu toplumları, içinden çıkarmış oldukları elitist azınlıklar yönetir. Kurnazlık ve güçle topluma egemen olmuş bu güç, bütün evrensel değerleri eğitim seviyesi düşük olan bu topluma içini boşaltarak , kendinden menkul ve arzu ettikleri doğrultuda yorumlar yaparak,hatta bu yorumlara da vatanperverliklerinden (!) olsa gerek yabancı dilde yaparak,halkımızı ve toplumu yıllarca sağ olsunlar aydınlattılar (!). Yanlış anlaşılmasın ama Üniversiteler tabiri caizse bir maya fabrikası, yüksek öğretim almış insanlar da maya gibidirler bana göre. Arzu etseniz de toplumun bütün bireylerine ekonomik ve toplumsal nedenlerden dolayı yüksek öğrenim imkanı veremezsiniz.Ama bu öğrenimi yapanlar gerçekten bu öğrenimi tahsil etmişlerse, bundan mahrum kalan büyük kitleyi kendine benzetebilir, zaten öyle de olmalıdır.Tıpkı çok miktarda sütün, gerek peynire, gerekse yoğurda az bir maya ile dönüştüğü gibi. İstenilen niteliklere toplum olarak ne ölçüde sahip olduğumuz ve gerçekleştirebildiğimiz ortada. Ürettiğimiz mayalar, istenilen yoğurdu ortaya çıkarıyor mu acaba? Yoksa sütün oranı katılan maya miktarında artış mı gösteriyor? Üzerinde maya etiketi yazması bazen maya olmaya yetmiyor. Üniversiteler bir toplumun belkemiğidir.Belkemiği olmayan bir toplum nasıl ileri hareketler yapabilir.Millet olarak sorunumuz, demokratikleşme ve özgürlüktür. Korkularımızdan ve komplekslerimizden sıyrılıp kendi değerlerimizden güç alarak, kendi kimliğimizle dünya toplumlarıyla bütünleşmemiz gerekmektedir.Varlığımızı millet olarak ancak kendi kültür ve inanç değerlerimizle sürdürebiliriz. Aksi davranışlar bizim emperyalist kültürlerin içinde yok olup gitmemize yardım edecektir. Çağdaşlık diye dayattığınız kültür ve yaşam biçimi, batının “Nudizm” (çıplaklık) üzerine kurduğu zihniyet ve Protestan yaşam biçiminden başka bir şey değildir.Her türlü insan davranışı bir inancın ve dünya görüşünün yansımasıdır. Bu demektir ki, insanlar asla inançlarının ve kabullerinin dışına çıkamazlar. Yani bizatihi varlıklarıyla bir simgedirler. Simgelerin dışına çıkamazlar. Çıkarlarsa kendileri olmazlar. Halbuki her türlü birey davranışının amacı var olduğunu hissetmek ve hissettirmektir. Siz insanları yok sayar, ortaya çıkmalarına ve kendilerini gerçekleştirmelerine izin vermez ve yasaklar koyarsanız, işte o zaman çatışmaya meydan vermişsiniz demektir.Bu da akıldan ve mantıktan yoksun bir davranış olmakla beraber, ülkeye ve topluma büyük zararlar vermenize neden olur. Peki bu malum “elit” bunun böyle olduğunu sizce bilmiyor mu? Bal gibi biliyor ama adamların görevi bize ait olanı yok etmektir. Nostaljik Türk Sinemasında çok rastlanan kenar mahalle çocuklarının, sosyete arkadaşlarının arasında, kendi anneleri veya babalarından utandıkları ve tanımazdan geldikleri gibi bu zihniyet bizden olandan ve bu milletin inancı olan İslam’ dan utanmakta ve nefret etmektedir. Tek düşüncesi var, o da kendilerince bu “ayıptan” bir şekilde kurtulmak lazım. Ama bu da öyle ulu orta ben İslam’a karşıyım demekle olmuyor. Geriye bir şey kalıyor, o da bazı evrensel değerlerin içini boşaltım kendilerince yorumlamak ve toplumun kafasını karıştırmaktır. Ama ikna edebilmek için kitleleri “biz de Müslüman’ız” demeyi de ihmal etmiyorlar. Ama fırsatını bulunca da “keşke Türkler Müslüman olmasalardı”, “İslam toplumları geri bırakıyor” gibi ifadeleri de etmekten geri durmuyorlar.Peki Hristiyan olsaydınız ne yapacaktınız acaba! Buna düpedüz İslam düşmanlığı denir. Takke düştü, kel bir göründü, pir göründü!
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

Bir Dost [ 2008/03/11 08:18 ]
Sayın Yazar, artık eylem zamanıdır- söz üçtu gitti

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.03 -  Davos ve sonrası…
 2009.01.08 -  Medyada manipülasyon örneği Ergenekon
 2008.12.29 -  Toplumsallaşmak büyük bir değerdir
 2008.12.05 -  Elit Üniversiteler…
 2008.10.01 -  Kartelin telaşı demokratik değil, ticaridir.
 2008.07.31 -  Züğürt tesellisi!
 2008.07.09 -  Dağ fare doğurmamalı, değilse …!
 2008.06.09 -  Gördünüz mü, ülkeyi kim yönetiyormuş?
 2008.05.27 -  Krizin krizi!
 2008.04.01 -  Yüksek Yargı üyelerini halk seçsin!..
 2008.03.15 -  Yeter artık! Rahat bırakın ülkeyi ve toplumu!...
 2008.02.29 -  Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir
 2008.02.01 -  Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı?
 2008.01.14 -  Değişim….
 2007.12.24 -  Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek…..
 2007.12.03 -  Liberal Düşünce Topluluğu
 2007.10.27 -  Artık Aklımızı Başımıza Alma Zamanı gelmedi mi, Ne Dersiniz?
 2007.09.28 -  Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba?
 2007.09.11 -  Ötekini kabullenmek…
 2007.08.25 -  17 mi Büyük Yoksa 83 mü?...
 2007.08.17 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa- (2)
 2007.08.06 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa-1
 2007.07.24 -  Kimler ve neden kayıp ettiler,ben söyleyeyim mi?...
 2007.07.07 -  Soğan Hikayesi!.....
 2007.06.11 -  İşsizlik ve ÖSS…
 2007.05.28 -  Peki, siz hangisini istersiniz?...
 2007.05.18 -  Korku,…
 2007.05.16 -  PRAMİT!..
 2007.05.15 -  Muhtıra
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com