:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Kadınlar erkekten ne duymak ister? 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )


Bu, önemli bir durumdur. Karşı cinsle ilişkilerde, karşı tarafın sizden neyi duymak ve sizde neleri görmek istediğini kabaca bilmek kadar kritik bir durum düşünmek olanaksızdır. Şayet yeteri kadar zekanız olduğundan kuşkunuz yoksa ve sisli-puslu da olsa kadının evrensel doğasına ilişkin kimi çizgileri görebiliyorsanız, sorunun yanıtını kendi başınıza da bulabilirsiniz; ancak yine de biraz yardıma ihtiyacınız olabilir. Şimdi, kadınların bir erkeğin dudaklarından bizzat duymaktan çok keyif alacakları birkaç şeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Kadınlar, duymak istedikleri bu sözleri kendilerine ölünceye dek bağlı kalacağınızın bir kanıtı olarak algılayacaklardır. Bu teminatı aşağıdaki sözlerle, ama eylemlerinizle de destekleyerek sunmadığınız zaman sorun yaşayacaksınız demektir. Dilerseniz, bu genel teminatı maddeler halinde ayrıntılandırmaya çalışalım…

I. “Seni cinsel bir sevgiyle değil, romantik bir tonda ve yalnızca sen olduğun için seviyorum.” Bir başka deyişle, “Senin bedeninden çok, ruhunu ve kişilik özelliklerini seviyorum…”
Kadın, bunu erkeğin her kadında bulabileceği şeylerin (vücudundaki erojen noktaların) erkeğin kendisine sıkıca bağlanması için yeterli olmayacağı yönündeki mantıklı öngörüden yola çıkarak istemektedir. Kadın, sevdiği erkeğin gözünde tek ve özel olmak ister. Eğer erkek kendisini göğüsleri güzel olduğu için, bacakları muntazam olduğu için veya iyi seviştiği için seviyorsa, bu özellikleri bulabileceği pek çok kadınla karşılaşması kesin olduğundan dolayı, onun gözünde özel olmadığı sonucuna varmakta zorlanmayacaktır. Ayrıca, güzel göğüsler, muntazam bacaklar veya seksüel performans görecelidir. Elindeki kadının tadına baktıktan sonra, erkeğin o iflah olmaz merakı ve hayal gücü diğer kadınlara yönelmek için fazla vakit kaybetmeyecektir. Zaten kadınlar, diğer kadınlarla girmiş oldukları ve asla kopamayacakları amansız rekabette sonsuza dek galip gelemeyeceklerini (en azından yaşlanmaya başladıklarında) çok iyi bilirler. Bu yüzden, yarışı kendilerini daha iyi kanıtlayabileceklerine inandıkları başka bir alana kaydırmaya çalışırlar. Yanınızdaki kişiyi, diğerlerine göre önemli artı özellikleriniz olduğunuza ikna etmek daha kolay ve emin bir yol gibi görünmektedir.

II. “Sen, diğerlerinden farklısın/üstünsün…”
Kadınların ilginç bir özelliği de, kimi zaman, garip bir biçimde, ortada hiçbir neden olmasa bile birbirlerinden nefret edebilmeleridir. Sürekli ve kendilerince zorunlu bir rekabet halindedirler. Erkeklerin, bunu anlaması kolay değildir. Sadece üç bayanı aynı eve yerleştirmiş olsanız, orada ciddi bir kavganın çıkması için üç gün bile beklemenize gerek yoktur. Bu nedenle, “öteki kadınlar”dan farklı ve üstün olduğunu bilmek, bir kadın için kesinlikle harika bir duygudur. Dolayısıyla, bu güzel duyguyu ona sık sık yaşatmak, aynı şekilde sizinle mutlu bir gelecek hayalleri içinde kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır.

III. “Senin için her şeyi yaparım!...”
Kendisinden daha büyük veya güçlü bir şeyi kullanabilmenin veya yönlendirebilmenin, insan egosuna güçlü bir haz pompaladığı bir gerçektir. Sözgelimi, bazı kimseler arabayla güç gösterileri yaparken buna benzer bir zevk duyarlar. Sergiledikleri davranışın özünde, “büyük bir şey”e hükmettikleri yönünde bir ileti vardır. Bu bağlamda, en azından fiziksel olarak kendisinden mutlak surette daha güçlü olan bir erkeğe hükmetmenin ya da onu kullanabilmenin, bir kadın için aynı kökenden gelen bir haz kaynağı oluşturması şaşılacak bir şey değildir. Bu durumda erkek, kadına kendisini kullanması için ne kadar kredi tanırsa, onu o ölçüde mutlu etmiş olacaktır. Ayrıca, onun için her şeyi yapmaya hazır olan erkek, onun zayıf yönlerini telafi eden bir mekanizmaya dönüşmüş olacağı için, özgüveninin artmasını sağlayacaktır. Bunu, etrafında tehlikelerin kol gezdiği bir kişinin, yanına birkaç koruma, üzerine de iyi bir silah alarak çarşı-pazarda belirgin bir rahatlık içinde dolaşmaya başlamasına benzetebiliriz.

IV. “Yanında yaşlanmak ve hep yalnızlığını paylaşmak istiyorum…”
Yalnızlık, kadının temel varoluşsal acısıdır. Bu, erkek için de geçerli olmakla birlikte, kadın için çoğu kez bir kabus derecesinde şiddetli bir ruhsal acıya dönüşebilmektedir. Erkeğe duyduğu gereksinimin arka planında yatan asıl faktörlerden biri de budur. Kadınlar yalnız yaşamaya, özellikle de yalnız yaşlanmaya hiç tahammül edemezler…


Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 16 yorum yapılmış )

LATİFE [ 2008/04/09 11:10 ]
ALINTIII IIII IIIIIIII IIIIIIII,,, ,KLASİKLEŞMEYELİM LÜTFEN İSTİKRARLI YAPIMIZI BOZMAYALIM.
[ 2008/04/07 05:26 ]
Senin için her şeyi yaparım demek muhatap için ne kadar inandırıcıdır? Sonuçta her insanın gücünün bir sınırı vardır.Söylenilenler icraata dökülmezse yada devamlılığı yoksa o cilalı parlak lafların papağanın çığırtkanlığından bir farkı kalırmı? Samimiyet ve sıcaklık öyle bir iksirdir ki, hiçbir samimiyetsiz ve tutarsız insan bunu sonsuzadek gizleyemez.Peruk kelliği ne kadar saklayabilirse cilalı laflarda samimiyetsiz insanları o kadar saklayabilir.Sonuçta bir sam yeli eser ve kellik ortaya çıkar.İnsan, gücünün sınırlarını bilmeli ve ona göre söz söylemelidir.Yoksa ağzından çıkan laflar ilerleyen yıllarda ayak bağı olabilir.Taşıyamayacağı yükü yaratıcı bile yüklemezken insana insanın kendine bunu yüklemesi zulümdür. Ayrıca zor günlerin testinden geçmeyen sevgiler kuru birer iddiadan ibarettir. Cik, cik cik sevgicik oyunlarıdır.Ağır hastalıklar, mahrumiyetle geçen günler sevgiyi test etmeden cilalı sözler birer çığırtkanlıktan ibarettir.Bazıları sevginin edebiyatını yapar,bazıları yaşantısıyla sevginin destanını yazar.Konyanın bir ilçesinde yaşanmış bir olay vardı.Genç bir gelin, evlendikten altı ay sonra felç olan kocasına ölesiye kadar (yıllarca) bakmıştı.Bıkmadan usanmadan...Kocası öldükten sonra kayınbiraderlerinin miras konusunda kendisine attığı kazık üzerine baba ocağına geri dönmüştü.Felçli bir hastaya bakmak ne demek ancak yaşayan bilir.Günde en az bir kez altının temizlenmesi gerektiği düşünülürse gerisini söylemeye bile gerek yoktur.İşte sevginin destanı.Anadolunun bir çok yerinde sevginin destanı yazılır.Ainesi istir kisinin lafa bakilmaz sahsin gorunur rutbe i akli eserinde...
[ 2008/04/07 05:25 ]
Senin için her şeyi yaparım demek muhatap için ne kadar inandırıcıdır? Sonuçta her insanın gücünün bir sınırı vardır.Söylenilenler icraata dökülmezse yada devamlılığı yoksa o cilalı parlak lafların papağanın çığırtkanlığından bir farkı kalırmı? Samimiyet ve sıcaklık öyle bir iksirdir ki, hiçbir samimiyetsiz ve tutarsız insan bunu sonsuzadek gizleyemez.Peruk kelliği ne kadar saklayabilirse cilalı laflarda samimiyetsiz insanları o kadar saklayabilir.Sonuçta bir sam yeli eser ve kellik ortaya çıkar.İnsan, gücünün sınırlarını bilmeli ve ona göre söz söylemelidir.Yoksa ağzından çıkan laflar ilerleyen yıllarda ayak bağı olabilir.Taşıyamayacağı yükü yaratıcı bile yüklemezken insana insanın kendine bunu yüklemesi zulümdür. Ayrıca zor günlerin testinden geçmeyen sevgiler kuru birer iddiadan ibarettir. Cik, cik cik sevgicik oyunlarıdır.Ağır hastalıklar, mahrumiyetle geçen günler sevgiyi test etmeden cilalı sözler birer çığırtkanlıktan ibarettir.Bazıları sevginin edebiyatını yapar,bazıları yaşantısıyla sevginin destanını yazar.Konyanın bir ilçesinde yaşanmış bir olay vardı.Genç bir gelin, evlendikten altı ay sonra felç olan kocasına ölesiye kadar (yıllarca) bakmıştı.Bıkmadan usanmadan...Kocası öldükten sonra kayınbiraderlerinin miras konusunda kendisine attığı kazık üzerine baba ocağına geri dönmüştü.Felçli bir hastaya bakmak ne demek ancak yaşayan bilir.Günde en az bir kez altının temizlenmesi gerektiği düşünülürse gerisini söylemeye bile gerek yoktur.İşte sevginin destanı.Anadolunun bir çok yerinde sevginin destanı yazılır.Ainesi istir kisinin lafa bakilmaz sahsin gorunur rutbe i akli eserinde...
[ 2008/04/06 20:26 ]
Senin için her şeyi yaparım demek muhatap için ne kadar inandırıcıdır? Sonuçta her insanın gücünün bir sınırı vardır.Söylenilenler icraata dökülmezse yada devamlılığı yoksa o cilalı parlak lafların papağanın çığırtkanlığından bir farkı kalırmı? Samimiyet ve sıcaklık öyle bir iksirdir ki, hiçbir samimiyetsiz ve tutarsız insan bunu sonsuzadek gizleyemez.Peruk kelliği ne kadar saklayabilirse cilalı laflarda samimiyetsiz insanları o kadar saklayabilir.Sonuçta bir sam yeli eser ve kellik ortaya çıkar.İnsan, gücünün sınırlarını bilmeli ve ona göre söz söylemelidir.Yoksa ağzından çıkan laflar ilerleyen yıllarda ayak bağı olabilir.Taşıyamayacağı yükü yaratıcı bile yüklemezken insana insanın kendine bunu yüklemesi zulümdür. Ayrıca zor günlerin testinden geçmeyen sevgiler kuru birer iddiadan ibarettir.Cik, cik cik sevgicik oyunlarıdır.Ağır hastalıklar, mahrumiyetle geçen günler sevgiyi test etmeden cilalı sözler birer çığırtkanlıktan ibarettir.Bazıları sevginin edebiyatını yapar,bazıları yaşantısıyla sevginin destanını yazar.Konyanın bir ilçesinde yaşanmış bir olay vardı.Genç bir gelin, evlendikten altı ay sonra felç olan kocasına ölesiye kadar (yıllarca) bakmıştı.Bıkmadan usanmadan...Kocası öldükten sonra kayınbiraderlerinin miras konusunda kendisine attığı kazık üzerine baba ocağına geri dönmüştü.Felçli bir hastaya bakmak ne demek ancak yaşayan bilir.Günde en az bir kez altının temizlenmesi gerektiği düşünülürse gerisini söylemeye bile gerek yoktur.İşte sevginin destanı.Anadolunun bir çok yerinde sevginin destanı yazılır.Ainesi istir kisinin lafa bakilmaz sahsin gorunur rutbe i akli eserinde...
[ 2008/04/06 12:51 ]
Kadınlar ne ister? başlıklı ifadeleri cevaplamadan önce, kadınların istediği her şey sağlıklımıdır ki her istediğini verelim.Ayrıca her insanın sevgi dili farklıdır.İhtiyaçları farklı olabilir.Bunları bütün kadınlara genellemek yanlıştır.Zaten inandırıcı değildir.Kadın baştan her istediğini yapan erkekten hoşlansa bile zamanla ondan nefret edecektir.Çünkü bir saygınlığı kalmayacaktır.Senin için her şeyi yaparım diyen erkeği saygın bulmayacaktır.Ayrıca kontrol eden, hükmeden, sınırlayan erkek kadının gözünde daha saygındır.Şurasıda çok önemlidir ki, Allahın her istediğini yapmayan erkeğin, karısını senin için her şeyi yaparım diyerek bir çeşit put haline getirmesi acınacak bir durumdur.Karısına senin için her şeyi yaparım diyen erkek acaba annesine senin için herşeyi yaparım demişmidir? Her insan ölümlüdür.Hiçbir insan özel kurallarla kutsanmamalıdır.Çünkü bu bir sapmadır.Fazla su nasıl insanı boğarsa dozu kaçmış sevgide bir kadın için zamanla zehire dönüşebilir.Kısaca herşeyde denge iyidir.
[ 2008/04/06 12:37 ]
Ne istediğini bilmeyen, ''hasta ruhlu''bir kadının beklentilerini tüm kadınlara genellemişsiniz.Bir kadının cinsel zenginlikleriyle sevilmek istememesi çok saçma.Gerekçesi ise ondanda saçma.Diğer kadınlardada aynısından varmış...Ama kişinin ihtiyaçlarını diğer kadınlar gidermiyor, yanındaki eşi gideriyor.Diğer kadınlardada benzerleri var diye sarkık göğüslü selülit zengini bacakları olan bir kadınla hangi erkek evlenir? Her kadın fiziksel açıdan beğenilmek ister.Sen ona prenses muamelesi yapsan, kendi benliğiyle olan iletişimi sıkıntılıysa onu kimse mutlu edemez zaten.O zaman kişinin yanındaki eşinin gözlerinin kulaklarının ve diğer organlarınında kıymeti yok.Bu yüzden sevmemeliyiz.Çünkü onlardan diğer kadınlardada var.Sorun benzerlikler değil,onların kullanılış biçimi ve hizmet ettiği amaçtır.Ayrıca kadınların diğer kadınlarla amansız bir rekabete girdiği savınız, her kadın için geçerli değil.Karnı tok,sırtı pek bir eli yağda bir eli balda olan kadınlar ve daha çok yonta yonta kadınsılaştırdığı ve bir ''maskaraya'' çevirdiği kocalarını parmağında fır fır döndüren kadınlar, diğer kadınlarla rekabet halindeler.Ekmeğinin derdinde olan, özürlü çocuklarına bakan, hasta kocasına gece gündüz hizmet eden,tarlada fabrikada çalışan kadınlar rekabet halinde değiller.Ayrıca doğası bozulmamış kadın diğeriyle rekabete girmez.Enerjisini kocasına ve çocuklarına harcar.Yuvasının mutluluğuna harcar.Rekabet halinde olan kadınların yuvalarını ihmal ettiklerini düşünüyorum.Rekabet boğuşmayı ve kini beraberinde getirir.Aşırı üstünlük,hırs zaten sağlıklı duygular değildir.Sağlıksız bir ruhun beslenme kaynağıdır.Kadının kendisinden güçlü olan erkeğe hükmetmesi ona haz verir diyorsunuz.Pekiyi erkek bir şekilde bu gücü kaybettiğinde nolucak? Kendisi geçiçi olan fiziksel özelliklerinden dolayı sevilmeyi istemeyip, beni ben olduğun için sev diyen kadının kocasını ''gücü'' yüzünden sevmesi bir çelişki değil mi? O güç kaybolunca o güce endeksli sevgide kaybolmayacak mı? Saygılarımızla.
[ 2008/04/05 11:48 ]
Yazar Gültekin AVCI, ''KIYAMET KADINLARI'' adlı kitabında;
Kadınsılaşmış erkeklerden bahsediyor.Kadınların bunları evlerinde birer ''maskaraya'' çevirdiğini ve yonta yonta erkek ve kadın türü bir ''ara tür'' haline getirdiğinden bahsediyor.
marsjü [ 2008/04/04 00:51 ]
hocam islam ve politik konular hakkında da araştırma yaptığınızı belirtmiştiniz onları bir de bizle paylaşsanız çok güzel olacak. ve de şu araştırma alanınmızı biraz genişletseniz. çünkü 1 yazar bence sadece 1 veya birkaç konu üzerine yazmamalı her konu üzerine yazmalı ve fikirlerini paylaşmalı. kadınları anlattığınız kadar erkekleri de anlatmanız gerektiğine inanıyorum. anadolunun bağrında yaşayan birçok kadın o kadar dert ve sorunla karşı karşıyaki. özellikle kocalarından dert yanan kadınları da anlatsanız, ekonomik özgürlüğü olmadığı halde şiddete maruz kalan kadınlar. ya da ülkemizin geleceği olan gencler ,onları gözardı etmemek gerekir. aç yatan üstüne giysi bile giyemeyen insanlarımız, daha doğrusu türkiyemiz. çanakkale nin kurtuluşunda(ki bu çok önemli bir konudur) sizden vatanımızn yiğit evlatları hakkında da yorum beklerdim. bilmem siz ne düşünürsünüz. kolay gelsin
ESEDULLAH [ 2008/04/02 18:54 ]
ne kadar çok sevenin var abi seni kıskanıyorum saygılar ümit
[ 2008/04/02 09:55 ]
Yazdığım yorum nereye takıldı bilemem ama bunu düşünmek değil görmek gerekir sanırım.
[ 2008/04/02 09:50 ]
Yıllardır bulunamayan bu sorunun cevabını burada iki dakikada bulmuşsunuz tebrik ederim diyemeyeceğim üzgünüm ki kaldıki erkeklerinde ne istediği meçhuldür.Madem konunuzu maddeler halinde dile getirip anlatmaya çalışmışsınız bende izin verirseniz maddeler halinde çürütmek isterim teziniz en azından bir kadın olarak üzerime aldığım bu maddelerin ne kadar gerçekçilik payı var onu tartışmak isterim.Maddeleri yazmayacağım onun yerine noktalardan kullanılan cümleyi anlarsınız diye düşünüyorum.
1-.......:Leyla ile Mecnun öleli uzun zaman oldu bu yüzden bu yaşadığımız zaman dilimi içerisinde bu basettiğiniz bence gözleri görmeyen bir insana gördüğünüz güzelliklerden bahsetmeniz gibi bir şey olacak.Cinsellik küçümsenemeycek kadar etkili bir ilişkide ki kaldı ki siz açılımında sevdiğiniz kadının fizikine önem vermediğinizi beynini düşündüğünüzü anlatınız diyorsunuz sanırım böyle düşündüğünüz için ki kastım burada erkekler bu yüzden zeki kadınlar daha sık aldatılıyor.''Yalnızca sen olduğun için seni seviyorum'' demek de yeterli değil işte bir türlü anlamadığınız anlamak da istemediğiniz tek şey bunu duymak değil istenilen hissettirmektir.
2-.....:Eğer kadın gerçekten farklı ve üstünse bunu sevdiği erkekten duymasına bile gerek kalmamıştır zaten sıkça duyduğu şeylerdir.Bu da etkili bir çözüm değildir.Hımmm eğer mesele yağ çekme ve kadını pohpohlama meselesiyse buna inanan kadınlara da diyecek sözüm yok
3-......:Kendine güvenen ve sağlam karakterli bir kanına bu sözü söylemenizi tavsiye etmem.Benim için ne yapabilirsin mesela ; en fazla canımı veririm dersin o zaman bende senin aklından şüphe ederim.Şahsen ben bir erkek için asla canımı vermezdim.Eğer karakterinden ödün vermeye başlamışsa zaten o benim sevdiğim erkek olmaktan çıkmış benim olmasını istediğim erkek rolüne bürünmüştür.
4.....:Yanımda yaşlanmasını bir anlamı ypk isterdim ki bunun yerine 70 yaşına geldiğim zaman bile bana kendimi genç hissettirsin.
Kısacası satırlarım sınırlı olduğunda bu kadar yazabiliyorum
zynp çlkkl [ 2008/04/01 21:39 ]
“Seni cinsel bir sevgiyle değil, romantik bir tonda ve yalnızca sen olduğun için seviyorum.”
Sen, diğerlerinden farklısın/üstünsün
“Senin için her şeyi yaparım
“Yanında yaşlanmak ve hep yalnızlığını paylaşmak istiyorum''
aslında feminist bi insan değilim ama bence bu yazıda haksızlık var
şimdi bence bu cümleleri söyleyen bir eşe her kadın/insan inanmak ister ancak inanamaz.Çünkü öyle bir dönemdeyiz ki''artık hayatımızda bu zamanda babana bile güvenme cümlesi başgösteriyor''.Malesef kimsenin kimseye güveni kalmadı.
ayrıca bence bu cümlelerin tümünün sarfedildiği bi evlilik problemlidir.PROBLEM VARSA YAPMACIK CÜMLELERLE ÜSTÜ KAPATILMAYA ÇALIŞILMAMALIDIR.Tartışmalar düdüklü tencerenin düdüğüne benzer. Rahatsız eder ses çıkartır ama olmazsa da tencerenin patlamasına sebep olur.Bir erkek içinden gelmeyerek bu cümleleri sadece karşı taraf mutlu olsun diye söylememelidir.Ayrıca pohpohlanmak her insanın hoşuna gider bu sadece kadınlara özgü bir durum değildir.''AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFINA BAKILMAZ'' ....
Hal ile anlatmak söz ile anlatmaktan daha tesirlidir.Yani,lisanı kalden ziyade,lisanı haldir önemli olan.Eşlerin sevgilerini davranışlarıyla anlatmaları daha anlamlıdır(bence)
[ 2008/04/01 21:34 ]
. “Seni cinsel bir sevgiyle değil, romantik bir tonda ve yalnızca sen olduğun için seviyorum.”
Sen, diğerlerinden farklısın/üstünsün
“Senin için her şeyi yaparım
“Yanında yaşlanmak ve hep yalnızlığını paylaşmak istiyorum''
aslında feminist bi insan değilim ama bence bu yazıda haksızlık var
şimdi bence bu cümleleri söyleyen bir eşe her kadın/insan inanmak ister ancak inanamaz.Çünkü öyle bir dönemdeyiz ki''artık hayatımızda bu zamanda babana bile güvenme cümlesi başgösteriyor''.Malesef kimsenin kimseye güveni kalmadı.
ayrıca bence bu cümlelerin tümünün sarfedildiği bi evlilik problemlidir.PROBLEM VARSA YAPMACIK CÜMLELERLE ÜSTÜ KAPATILMAYA ÇALIŞILMAMALIDIR.Tartışmalar düdüklü tencerenin düdüğüne benzer. Rahatsız eder ses çıkartır ama olmazsa da tencerenin patlamasına sebep olur.Bir erkek içinden gelmeyerek bu cümleleri sadece karşı taraf mutlu olsun diye söylememelidir.Ayrıca pohpohlanmak her insanın hoşuna gider bu sadece kadınlara özgü bir durum değildir.''AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFINA BAKILMAZ'' ....
Hal ile anlatmak söz ile anlatmaktan daha tesirlidir.Yani,lisanı kalden ziyade,lisanı haldir önemli olan.Eşlerin sevgilerini davranışlarıyla anlatmaları daha anlamlıdır(bence)
zynp çlkkl [ 2008/04/01 21:29 ]
. “Seni cinsel bir sevgiyle değil, romantik bir tonda ve yalnızca sen olduğun için seviyorum.”
Sen, diğerlerinden farklısın/üstünsün
“Senin için her şeyi yaparım
“Yanında yaşlanmak ve hep yalnızlığını paylaşmak istiyorum''
aslında feminist bi insan değilim ama bence bu yazıda haksızlık var
şimdi bence bu cümleleri söyleyen bir eşe her kadın/insan inanmak ister ancak inanamaz.Çünkü öyle bir dönemdeyiz ki''artık hayatımızda bu zamanda babana bile güvenme cümlesi başgösteriyor''.Malesef kimsenin kimseye güveni kalmadı.
ayrıca bence bu cümlelerin tümünün sarfedildiği bi evlilik problemlidir.PROBLEM VARSA YAPMACIK CÜMLELERLE ÜSTÜ KAPATILMAYA ÇALIŞILMAMALIDIR.Tartışmalar düdüklü tencerenin düdüğüne benzer. Rahatsız eder ses çıkartır ama olmazsa da tencerenin patlamasına sebep olur.Bir erkek içinden gelmeyerek bu cümleleri sadece karşı taraf mutlu olsun diye söylememelidir.Ayrıca pohpohlanmak her insanın hoşuna gider bu sadece kadınlara özgü bir durum değildir.''AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFINA BAKILMAZ'' ....
Hal ile anlatmak söz ile anlatmaktan daha tesirlidir.Yani,lisanı kalden ziyade,lisanı haldir önemli olan.Eşlerin sevgilerini davranışlarıyla anlatmaları daha anlamlıdır(bence)
marsjü [ 2008/04/01 12:04 ]
hocam bu hafta sizden farlı bir yorum ve de konu bekliyordum ama yapmamışsınz ve de yazmamışsınz(temcit pilavı gibi aynı konu aynı konu aynı konu). sadece beğenmedim. kolay gelsin , tesekkürler
samyeli [ 2008/03/31 12:59 ]
biz kadınlar bunları duymak değilde hissetmek ve yaşamak isteriz mert bey.insa eşinden sevgilisinden yürekten gelenleri onunla yaşamak ister.gerçek değilse zaten o balon gibi sönecek sözlere ihtiyacımız yok.ben merak ediyorum varmıdır böle ilişkiler.birbirine kıyamayan,herkesten üstün görülen eşler.ben etrafıma bi bakıyorumda yokkkkkkkkkkkk.herkes çıkarcı olmuş.dil herşeyi söler olmuşama yürekler bomboş.kandırmaca peşinde.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com