:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Her ölüm vakitsizdir  
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )


Bir ördek yavrusunun durumunu düşünün. Yumurtasından çıkar çıkmaz doğruca en yakınındaki suya gider, girer ve yüzmeye başlar. Yaşamını sürdürebilmesi için gerekli içgüdüsel donanım, henüz doğmadan önce programına yerleştirilmiştir; oysa insan öyle değildir. Yeni doğmuş bir insan birilerinin bakımını almadığı takdirde hayatta kalamayacağı gibi, daha sonra doğru bilgi ve eğitim ile beslenmediği takdirde de toplum için zararlı bir varlığa dönüşmektedir. Demek ki, eğitim insan içindir. İnsan, eğitilmek zorundadır. Aksi halde, bir canavara, bir suç makinesine dönüşebilmektedir. Burada daha ilginç olan şey, diğer canlıların tersine, insanın yapabileceği kötülüklerin sınırının olmamasıdır. Çünkü aynı zamanda aklı ve hayal gücü vardır.

“Gençlik bilgeliği öğrenme, yaşlılık ise uygulama dönemidir” der Jean Jack Rousseau ve sonra şu soruyu sorar: “Nasıl yaşanması gerektiğini öğrendiğimiz zaman, ölümün kapımıza dayandığı an mıdır?” Bence, evet öyledir. Yazık ki, yaşamın ve güzel yaşamanın kurallarını öğrendiğimizde, ölüm kapıya dayanmış olur. Bunun çok hüzünlü bir tadı var!

Kutsal kitap Kur’an’da ve Teselli Edici Haberci’nin seçkin sözlerinde betimlenmiş olan cennetin bir izdüşümü insan doğasına kodlanmış durumdadır ve her insan bilinçaltındaki o “cenneti arama itkisi” ile hareket etmektedir. Şayet kişi gerçek kaynağına uygun olarak cenneti tanımıyorsa, aynı içgüdüye dayanarak onu yeryüzünde aramayı sürdürecektir.

İşte o aşamaya gelip ıstırap duymaya başladığımız zaman, yine “Tesellici” ve “Müjdeci” Hz. Muhammed, Evrenin Şan Sahibi Kralı’ından getirdiği haberlerle imdadımıza yetişmektedir. Eğer ölüm gelip çattığında her insanın geride bir yığın bitmemiş işleri, gerçekleşmemiş bir dolu hayalleri varsa, başka bir deyişle, eğer her ölüm erkense, insan doğasının değişmeyen yasası olan “sayısız nimetlerle bezenmiş sonsuz bir yaşam içinde sınırsızca özgür yaşama” tutkusunun bir yerlerde bir karşılığının olması gerekmez mi? Her insanın hayatın gelecek duraklarından birinde kendisini beklediğine gizlice inandığı mutluluk beklentisinin resmi de bundan başka bir şey midir? En Büyük Sanatçı olan o Kral “en güzel surette” tasarladığını bildirdiği insanı yarım kalan tüm arzuları ve düşleri ile beraber bir kağıt parçası gibi buruşturup çöpe atacaksa yaratılışın ne anlamı kalır ki?! İşte Müjdeci’nin verdiği haberlere göre, dünyada Kral’ın istediği ölçüde iyi olmayı ve iyi kalmayı başarmış olan kulları, bu yaşamın bitmesiyle birlikte hayal güçlerini bile aşan güzelliklerle ve nimetlerle donattığı harika bir dünyada canlarının istediği her şeyi yapabilecek, hayat ve gençlikleri hiçbir zaman son bulmayacaktır. Her insanın bilinçaltını süsleyen dünya budur ve aslında bu tam olarak bize vaat edilmiş olan cennetin tablosudur.

Kısacası, insanın ömrü ve olanakları çok sınırlı, fakat ihtiyaç, arzu ve hayalleri sınırsızdır. Demek ki, insan dünya için yaratılmamıştır. Eğer sonsuzca uzayıp giden tüm ihtiyaç, arzu ve hayallerine dünyada yanıt bulabilmiş olsaydı, cennetin varlık nedeni ortadan kalkardı.

Öyleyse, zaten her ölüm vakitsiz olmak zorundadır…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

yavuz [ 2008/05/27 21:45 ]
dogrusunda sayın hocam,sen simdi pattadan aramızdan ayrılacak olsan arkandan ''vakitsiz öldü,daha cok derin bilgilerinden faydalanabilirdik'' deriz..yazınızı cok begendim..saygılar..

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com