:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Yüzleşme 
Aydoğan Deveci   ( aydogandeveci42@hotmail.com )


Tarih, toplumumuzun “yakından” ilgilendiği bilim dalları arasında değil maalesef. Neden? “Resmi tarih” ortadayken araştırılacak bir şey yok refleksidir beklide. Ama sevgili Mustafa Armağan öyle demiyor. Yakın geçmişimizi inceden inceye ele alıyor. Olaylar arasındaki mantık ilişkisini irdeliyor. Halkın tarih diye ezberlediğinin safsata olduğunu belgeleriyle ortaya koyuyor. Araştırmacılık kadar cesaret gerektiren bir yaklaşım.

Tarihçiliğinden önce edebiyatçı Mustafa Armağan. Okurken damakta bıraktığı lezzet de buradan. Pek çok ödülü, pek çok eseri var. Dikkati çeken ise “Duruş adamı” olması. “Duruş bozukluklarının” müsebbibi medya düşünülünce pek sık rastlanmıyor böylesi yazarlara.

Tersten başlayalım isterseniz. Sevgili Armağan’ın “Küller Altında Yakın Tarih 2” serisinin son kitabından; “Yakın Tarihin Kara Delikleri”... Kitap en az ismi kadar çarpıcı. Herkesi çarpmıyor tabii, aynadaki halimizle geçmiş arasında nasıl bir bağ var sorusuna cevap arayanları çekiyor kendine. Öncelikle kesinliğinden şüphe edilmeyen “malumatları” sorguluyor Armağan. Mesela Padişah Vahdettin Serv Antlaşmasını imzalamışmıydı? Cevap belgeleriyle geliyor. Atatürk masonmuydu? Atatürk’ün ağzından ortaya konuyor gerçekler. Şu Menemen’in aslı neydi? Enine boyuna belgeleriyle masaya yatırılıyor, hepimizin sorması gereken sorular yazar tarafından dillendiriliyor…

Yukarıda sıraladığım örnekler kitabın satırbaşlarından bir kaçı. “Yakın tarihimizi yeni bir gözle, adeta sandıklar önümüze yeni açılıyormuş gibi bir merak duygusuyla okumak, kaynakların satırlarını heyecanla sökmek ve yavuz hırsızların hafızamıza oynadıkları oyunu elbirliğiyle bozmak için seferber olmak..” diye özetleniyor eserin hedefi...

Armağan’ın “Yavuz hırsızları” hafızalarımızdan neleri aşırıyorlar dersiniz? Gerçekler neden gizleniyor? Günümüzde yaşanan garip hadiseler yakın geçmişteki ayak oyunlarının izdüşümleri mi? Bırakın eskileri dününden bi-haber halkımız olan biteni hangi düzlemde kavrayacak?

Timaş Yayınlarından çıkan “Küller Altında Yakın Tarih” serisini oyunun figüranı olmak istemeyenlere şiddetle öneriyorum. II. kitabın 135. sayfasından yapacağım nakillere dikkatinizi çekmek istiyorum. “Menderes’in son mektubundaki kehanet” başlıklı bölümde “Menderes’in idamından evvel son sözleri” nin orijinal metni ve Türkçe tercümesi yer alıyor: “Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecekmisiniz…”

Mektubun devamı da konuların detaylı tahlilleri de adı geçen eserde mevcut. İki noktaya parmak basmak istiyorum. Kitapta da ifade edildiği üzere Rahmetli Menderes’in ölüme metanetle gittiğini anlıyoruz. Diğeri ise merhumun işaret buyurduğu “İpleri ellerinde bulunduran efendiler” kimlerdir sorusu.

Yargılama sonunda “Türk Milleti Adına” karar veren tarafsız yargıçlarca ölüme mahkum etmiştir Adnan Menderes. Çok adilane gelmiyor değil mi? Ama olağanüstü bir dönemdi, ihtilal söz konusuydu diyorsunuz. Unutmayın bazı üst düzey zevat hala 27 Mayıs’ın en hararetli savunucularıdır. Bilmiyorsanız birkaç ay önce gazetelerde yer alan Danıştay Savcısı Bayan Çölaşan’ın açıklamalarına göz atın.
Sorulması gereken; Menderes’in mektubuna göre yargıçlar kararlarını bir gücün emrine göre mi verdiler sualidir. Aslında suçsuzdu da “Asılmalı!” emri alındığı için mi öldürüldü Menderes? Böyle bir şey olabilir mi? Güdümlü bir yargılama süreci günümüzün 27 Mayıs hayranı yargıçları içinde söz konusu mu? Durumdan vazife çıkarmak yargılama sürecinde bir strateji olarak kabul edilebilir mi? Karar; deliller ışığında oluşan hür vicdana göre mi verilir yoksa üstlenilen misyonlara göre mi şekillenir?
Soruları çoğaltabiliriz. Yakın tarihimizin irdelenmesi en elzem olan kısmı yargı tarihidir. Ülkemizdeki önemli davaların yargılama süreçleri ortaya konulmalıdır mutlaka. Milletin vicdanında asla mahkum olmayan Adan Menderes gibilerin ceza alması hangi vicdanların işi bilinmeli, yüzleşilmelidir. Hukuksuzluk varsa, hesabı sorulmalı; “Efendilerinin” emriyle “Hüküm süren” yargıçlara hak ettikleri cezalar verilmelidir. Yaşıyorlarsa derhal, öldülerse itibarları alınarak adalet sağlanmalıdır.

Peki yüzleşme gerçekleşmezse; yani yapanın yanına kar kalırsa zulmü?
Karanlık bir gelecektir bizi bekleyen. Türkiye tarihi süreçte gerçekleştirmeli yargı reformunu, yüzleşmeli sonra geleceğe bakmalıdır.
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.15 -  MÜSİAD Farkı
 2009.02.13 -  “Biri Şu Kadına Haddini Bildirsin!”
 2009.01.18 -  KIRILMA NOKTALARI
 2009.01.06 -  Şehid çocukların ülkesi Filistin
 2008.12.23 -  Pabucu Pahalı Gazeteciler
 2008.12.17 -  Sayın Başbakanım Havva Hanımın Memleketine Hoş Geldiniz
 2008.11.28 -  BIÇAK SIRTI
 2008.11.24 -  YEREL SEÇİM ve ADAYLAR
 2008.11.09 -  ÜZMEZ’Mİ? ÜZÜLMEZ Mİ?
 2008.11.02 -  “APOKRİFAL”
 2008.10.20 -  KUR’AN İLE KONUŞMAK
 2008.10.12 -  Paşa-Golf-Atilla Kart
 2008.10.08 -  enderesan!
 2008.10.06 -  KARŞEHİR
 2008.09.21 -  “Beyaz Gömlek”
 2008.09.16 -  Hakkınızı helal edin Salih müdürüm
 2008.09.14 -  HU – KUK - LA
 2008.09.07 -  Saat 23.00, telefonda Mehmet Hançerli
 2008.09.03 -  “Allah ile aldatmak”
 2008.08.29 -  Maskeler
 2008.08.25 -  “Bekle buğday tanesi”
 2008.08.03 -  3 yüz 1 surat
 2008.07.28 -  “Haydi babası onu okula gönder”
 2008.07.24 -  Garabet
 2008.07.19 -  "Tehlikenin Farkındayız"
 2008.07.13 -  Sigara Yasağı
 2008.06.29 -  Daltonlar
 2008.06.23 -  Geyik – gerçek
 2008.06.17 -  Yüzleşme
 2008.06.11 -  Tebrikler Atilla Kart
 2008.06.07 -  Bu bir suç duyurusudur
 2008.06.01 -  Önder uyumlu cep telefonları
 2008.05.29 -  Atilla Kart'ın Önder Sav açıklaması
 2008.05.26 -  Akkurtlar
 2008.05.22 -  Önder'in Sav'ına ne diyeceksin Atilla Abi
 2008.04.07 -  “Vatan Size Minnettardır”
 2008.03.23 -  Bir devrin tasfiyesi
 2008.03.09 -  Atilla Kart’ın Mektubu
 2008.03.02 -  Arka Bahçeler
 2008.02.25 -  Atilla Kart’tan Beklenen Sorular
 2008.02.10 -  CİĞER MESELESİ
 2008.01.30 -  Baykal’ın Aşuresi
 2008.01.28 -  Özel İdare Toplantısı ve Hava Kirliliği
 2008.01.24 -  enderesan!
 2008.01.21 -  İkincilerin Şerri
 2008.01.10 -  Onun Koltuğu Var! Özel mi özel
 2008.01.07 -  “Ay doğsun” üzerinize
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com