:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Beyaz mendil 
Memduh Nihat Ada   ( memduh_nihat@mynet.com )


Gençtim. Çok gençtim. O yılların popüler okulu Endüstri Meslek Lisesini kazanmıştım. Yaşım ondörttü. Mahallemizin son sokaklarından olan Asmalı Sokaktan bir kızı seviyordum. Öyle diyorduk. Oysa sevmekten başka bir şeydi. Her delikanlı ve delikanlı adayının bir “manitası” olurdu ve işte benimde Fatma’m vardı. Dillerimizle değil gözlerimizle konuşuyorduk. Edebiyat yapmıyorduk becerebildiğimiz ancak buydu. Adını kendinden değil sokaktaki büyük ablalardan –genç kızlardan- öğrenmiştim. Fatma üç kız kardeşin ortancasıydı. Menekşe rengi gözleri vardı. Güzeldi ne demek! Sokağının en güzel ve en havalı kızıydı.

Bir gün Asmalı Sokağın ablalarından biri beni kenara çekmiş ve sevdiğimden haber ulaştırmıştı. Biraz daha düzgün giyinmeliydim. Fatma böyle istiyordu. Deli-doluydum. Özgürdüm. Hemen ertesi gün öğle tatilinde üzerimde okulda –atölye derslerinde giydiğimiz- giydiğimiz ve üzeri lekeli iş önlüğüyle geçmiştim –turlamıştım- sokağını. Demem şuydu: Ben buyum ve “Beni böyle sev seveceksen!”

Ramazan ayıydı. İftardan sahura kadar uzanan saatler bizimdi ve ben ile Metin gece boyu Asmalı Sokakta turluyorduk. Menekşe renkli gözleri olan sevdiğim memnundu. Ben memnundum. Sevmek ve sevilmek buydu.

Bir gece yine –sahura yakın saatlerdi- geç vakitti. Asmalı Sokakta turluyorduk Metin’le. Menekşe gözlü sevdiğim kız kardeşleriyle balkonda oturuyordu. Adımlarım serseri bakışlarım melüldü. Gençtim, seviyordum ve bütün sokaklar parkeydi. Davulcu geçiyordu. Davulcu bizim Salim abimizdi. Balkonda oturanları ve beni görünce durumu kavramış ve neşeyle halay çalmaya başlamıştı. Ben ki o yıllarda –ve daha sonraki yıllarda- düğünlerde ısrarla halay oynatılan ve beyaz mendilim ile halayın başına geçendim. İki kişiydik. Geceydi. Sevdiğim kızın önündeydim. Olur muydu? Olurdu! Beyaz mendilimi çıkarmış ve sol kolumu Metin’e uzatmıştım. Sokak lambasının sisli ışığı altında halay çekmeye başlamıştık. Manyak oynuyordum! Seviyordum, delikanlıydım, coşkuluydum.

Ben liseyi bitirmeden Fatma kocaya kaçmış ve daha ben askere gitmeden çoluk çocuğa karışmıştı Fatma. Fatma’yla çok yıllar sonra ilk kez konuştuğumda bana şunları söylemişti: O, bizim evin önünde gece halay oynadığında seninle kaçabilirdim. Cebimden beyaz mendilimi çıkarıp hediye etmiştim kendisine. Aşkın, delikanlılığın ve coşkumun sembolü olan beyaz mendildi. Gecikmişte olsa hepsini vermiştim menekşe gözlü sevgiliye.

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 8 yorum yapılmış )

.... [ 2008/11/22 22:49 ]
üstad yazılarını beğenerek okuyoruz..ama uzun zamandır yeni yazınız yok..merak ediyoruz
kumsal [ 2008/10/02 20:25 ]
Hocam her şey gibi sanırım aşklar da böylesine sevdalar da yürek yakan,tarihe sıkışıp kalmış.şimdi bu kadar saf sevgi bulmak aşık olmak imkansız oldu artık.herşey gibi aşkın içine de çıkar kaçmış gibi.eski türk filmi tadında dedikleri bu olsa gerek yazınız duygulandırdı.ama gönül bağı kalmadı herşey gibi sevdalar da hormonlu artık bir kaç günde çürüyor ne yazıkki.
S. Kızılay [ 2008/09/24 15:02 ]
Yazı hakkında;
Gerek konusu, gerek örgüsü ile insanı derinden yakalayan, yüzeyden taa diblere kadar inen bir yazı. Bir edebi türün insanı yakalaması demek, ya konusunun ya işleme tarzının imgelerin insanda bir makes uyandırması bir karşılık bulmasıyla ilgili. Bu karşılık nisbeinde derinlik oluşuyor. Mesela; Edip Can sever' in ''mendilimde Kan Sesleri''şiiri bizi böylesine bir dibe çeker. Yazar ağabeyime bu konuda söylemek istediğim şey; Hikaye suretindeki yazıyı köşe yazısı yazarken ortaya çıkmış olan bazı problemler olduğudur. Umarım Beyaz Mendili bir hikaye şeklinde tekrar kaleme alır.Yazarın tüm yazıları basitten mürekkebe gündelikten özele yerelden evrensele giden bir hareket seyri izliyor ver bu da yazıyı güçlü kılan unsurları oluşturuyor.
Ali [ 2008/09/24 14:54 ]
Çok güzel bir yazı
SErvet [ 2008/09/22 15:36 ]
Mendilimde Kan Sesleri....Men-dil-im-de Kan Sesleri...
''Ahmet Abi güzelim bir mendil niye kanar
diş değil tırnak değil bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri''
Servet [ 2008/09/22 15:31 ]
Bir defa daha defalarca okudum...sanki bir ayna kırılmış da kainat içine düşmüş gibi... Sevgiliye ulaşmamış bir mektub, kabul edilmemiş bir dua gibi...
Servet [ 2008/09/22 15:27 ]
Her yazı bende ayrı bir heyecan ve helecen uyandırıryor. Uzak iklimlerin nefesi gibi. Sanki gözlerde son mermiyi yakmak gibi... uzaktan bakakalmak giden gemilere... yağmurlardan sonra sokaklarda boş gazoz kutularını tekmelemek, dudaklarda kalmış şarkıyı mırıldanmak gibi...
Kaleminize kuvvet
serin mavi [ 2008/09/18 02:50 ]
Menekşe gözlü sevgili..Nasıl birşeydir ki böylesine sevmek bir insanı, nasıl bakar insan hayata sevince? Yağmur damlasında,kar tanesinde, bir mabel sakızında, beyaz bir zambakta, bir renkte, renklerin en güzeli mavide ve yahut bir mendilde sevgiliyi yad etmek nasıl bir şeydir. Kaleminiz hiç durmasın. Muhabbetle..

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.12 -  Otur oturduğun yerde
 2008.12.12 -  Kumar oynamıyor musun?
 2008.12.02 -  Biz aşkı Orhan Gencebay’dan öğrendik...
 2008.11.25 -  Su akar yatağını bulur...‏
 2008.09.09 -  Beyaz mendil
 2008.08.16 -  Su toplayan yerimiz, neremiz?
 2008.07.31 -  Yeşil taşı arıyorum
 2008.07.19 -  Yakınlık ne anlama gelir?
 2008.07.01 -  Ben korkağın tekiyim…
 2008.06.23 -  Ninem, ağzına sağlık...‏
 2008.06.16 -  Getire getire bunu mu getirdin?
 2008.06.09 -  Esin Abla ile Halil Emmi
 2008.06.04 -  Bin kaç oluyor?
 2008.05.22 -  Ne budala bir oyun!
 2008.05.14 -  Nasıl kıskanmam?
 2008.04.22 -  Hakemi gözüm ısırıyor!..
 2008.04.08 -  Ellerimi bir çocuğa verdim...
 2008.03.31 -  Çay daveti
 2008.03.24 -  Başka cumartesi
 2008.03.19 -  Bir Zeynep vardı...
 2008.03.15 -  Bacanak kardeşim (2)
 2008.03.06 -  Bacanak kardeşim (1)
 2008.02.29 -  Gül kanayarak açar!
 2008.02.23 -  Kelam bilmeden “kelam” etmek
 2008.02.19 -  Seninle…
 2008.02.16 -  Çiçekçilere uğrayın
 2008.02.11 -  Şenlik yapılsın!...
 2008.02.08 -  Biz ona masal deriz
 2008.01.31 -  Yükseklere nişan alanlar‏
 2008.01.26 -  İnsan bolluğu
 2008.01.17 -  Bataklık bekçileri
 2008.01.09 -  Yorgancı ile kuyumcu
 2008.01.03 -  Geceler içimde hece
 2007.12.28 -  Gülüm
 2007.12.18 -  İş teklifi...
 2007.12.17 -  Korkmak...
 2007.12.12 -  Zarlar atılmıştır!
 2007.12.05 -  Sevgilim olmayan uyku
 2007.11.29 -  Bu kitaplar kaça?-2
 2007.11.19 -  Bu kitaplar kaça?-1
 2007.11.12 -  Nedir baktığın dede?
 2007.11.06 -  Meşguldüm dönemedim, yoğundum yazamadım
 2007.10.29 -  Kızım sana söylüyorum!
 2007.10.21 -  Kalbime sordum
 2007.10.15 -  Rıfat
 2007.10.08 -  Eylül, yine gel
 2007.06.18 -  Hoşçakalın
 2007.06.02 -  Yaşamak galip geliyor
 2007.05.29 -  Orman yanıyordu
 2007.05.25 -  Söyleyeceklerim Var 2
 2007.05.22 -  Söyleyeceklerim var 1
 2007.05.17 -  Üşüyorum kapama gözlerini...*
 2007.05.14 -  Siyah yıldızlar
 2007.05.10 -  Sarhoştan yağ çıkarmak
 2007.05.07 -  İnsan değil misin usta?
 2007.04.30 -  Bir başka zemin...
 2007.04.28 -  Tabanca ile gösterilen penaltı...!
 2007.04.23 -  Güller mi düşüyor gözlerinden?
 2007.04.16 -  Bazı Aşkların Ölümdür Kafiyesi"*
 2007.04.09 -  Her tebessümün kankardeşi
 2007.04.01 -  Ömrümü içine alan parantez
 2007.03.26 -  Bizim mahallenin abisi
 2007.03.19 -  Yandı,bitti,kül...
 2007.03.13 -  Meşgul görünmekten bıktım.
 2007.03.05 -  Cesaretsiz adamın notları 2
 2007.02.27 -  Cesaretsiz adamın notları 1
 2007.02.22 -  Kaç tavuğunuz var?
 2007.02.12 -  Karakış
 2007.02.05 -  Geri dön çocuk!...
 2007.01.30 -  Ya taş, ya kuş...!
 2007.01.22 -  Uykusuzluk neler yazdırıyor insana…
 2007.01.16 -  Güzel abim...
 2007.01.08 -  Güneşin kızını isteyen fare
 2006.12.25 -  Doğum günüm
 2006.12.19 -  Çıldırın!
 2006.12.09 -  Yağmurumuz var
 2006.12.04 -  Bol nahtarlı bir hikaye
 2006.11.27 -  Temayül ve uçurum
 2006.11.20 -  Yazı ve hüzün
 2006.11.13 -  Ve sen...
 2006.11.06 -  Geceydi
 2006.10.30 -  Bir Türk Dört Japon
 2006.10.26 -  Bekliyorum…
 2006.10.16 -  İnadına gülümsemek
 2006.10.11 -  Kardeşimdi...
 2006.10.09 -  Başlarken…
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com