:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır? 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )


Ben, İslam bilgini değilim. İslami ilimlere çok iyi vakıf olduğumu da asla söyleyemem. Bu konuda emin olduğum iki şey vardır: Birincisi, okuduğum veya duyduğum önemli şeyleri kolay kolay unutmam. İkincisi, orada burada İslam hakkında konuşan iri kıyım kimselerin pek çoğunun kafasında şekil almış olan doktrinel yapıya pek çok tarihi ve kültürel fenomen karışmış durumdadır. Yani İslam adına inandıkları ve anlattıkları kimi şeyler, aslında dinin duru özünde olmayan uydurma düşüncelerdir.

Şimdiye dek, İslam’da “emirler hiyerarşisi” diye bir şey duydunuz mu bilmem; ama baştan söyleyeyim ki, bunu kimsenin bildiği de yok, düşündüğü de! Oysa bu, İslam’ın doğru anlaşılması noktasında son derece yaşamsal bir değer taşımaktadır. Örneğin herhangi bir Müslüman’a “İmanın şartları nelerdir?” diye sorulmuş olsa, “Allah’a iman etmek,…” diye başlayacak ve yedi adet şart sayacaktır. Kuramsal olan bu yedi şarta eksiksiz iman eden kimse “Mü’min” sayılmaktadır. Aynı şekilde “İslam’ın şartları” sorulmuş olsa, hemen beş adet şart sıralanacaktır. Pratiğe dönük olan bu şartları yerine getiren kimse ise, “Müslüman” sayılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, insanlar ağırlıklı olarak “Mü’min” veya “Müslüman”dır; ancak yine geleneksel perspektiften bakarak, bireysel yaşamında dinin uygulanmasına yönelik hiçbir görüntü olmasa da, yalın halde iman ettiğini söyleyen kimseleri de Müslüman olarak tanımlıyoruz. Tabii bu ayrı bir konu…

“Emirler hiyerarşisi” dediğimiz şey, bilinen beş temel şartın önem sıralamasıdır. Aynı önem sıralaması, imanın şartları için de geçerlidir aslında. “Allah’a iman”ın ilk sıraya konmuş olması tesadüf değildir. Çünkü Mü’min olmak için, öncelikle Allah’a iman etmek gerekir. Diğerleri, ona bağlı olarak varlık gösterir. Allah’a iman etmeyenin diğer şartlara iman etmesi olanak dışı ve saçmadır.

Şu halde “İslam’ın şartları” kapsamında anılan emirlerin en önemlisinin İslam’a girişin de parolası olan şehadet kelimesi olduğu, onu namazın ve zekatın takip ettiği (Çünkü namaz ile zekat Kur’an’da hep bir arada anılmaktadır) düşünülebilir ya da üçüncü emirden itibaren sıralamaya ilişkin farklı görüşler dile getirilebilir. Sonuçta İslam diğer dinler gibi kemiksi bir şey değildir. Burada sorun olan şey, bu beş ana şart arasında anılmamış, dolayısıyla “füruat”tan (ayrıntılardan) sayılmış olan kimi emirlerin bu ana kolonların üzerinde adeta bayrak gibi göndere çekilmiş olmasıdır. Tesettür, bunlardan en ünlüsüdür. Kadın söz konusu olunca emirlerin sıralaması değişiyor mu?

Ben, Yaşar Nuri Öztürk ya da Zekeriya Beyaz gibi kimi televizyon ve gazete köşelerinde din anlatarak para kazandıkları iddia edilen kimseler gibi tesettürü inkar eden veya ona kafalarına göre nizam veren tiplerden değilim. Aksine, daha önce indirilmiş olan Eski Ahit ve Yeni Ahit’te de tesettür emrinin var olması, onun ilahi bir kaynağa dayandığını yeteri kadar kanıtladığını düşünüyorum; ancak daha önce de belirttiğim gibi, ana emirlerden biri olmaması ve fakat Allah’ın bir emri olduğunu yadsımamaları koşuluyla, tesettürsüz bayanların da iyi birer Müslüman, hatta sevgili birer kul olabileceklerini söylüyorum. Diğer bir yönüyle, sözgelimi bir kadının namaz kılmıyor, oruç tutmuyor, gücü yettiği halde zekat vermiyor ve haç yapmak istemiyor olmasının tesettürlü olup olmamasından çok daha önemli olduğunu söylüyorum. Saçların açık olması haline İslam’ın içinde veya dışında olmak gibi bir anlam yüklenemeyeceğini, her açık bayanın kötü olmadığını, her tesettürlü bayanın da melek olmadığını söylüyorum. Tesettürün kadın için ilk sıraya konmuş olmasının, yüzyıllardır sürüp gelen geleneksel ataerkil yapının erkeği namustan muaf tutarken kadın figürünü namus kavramının tam merkezine yerleştirmiş olması ile ilintili olduğunu söylüyorum…

Füruatta en az tesettür kadar önemli başka emirler de söz konusudur. Örneğin, kutsal kitapta başka hiçbir davranış hakkında yapılmadığı halde “bir kardeşinin etini çiğ çiğ yeme”ye benzetme şiddetinde zemmedilmiş olan ve affedilmeyen tek günah türü olan insan hakları kapsamına girdiği halde, içimizden kaç kişi insanların (dikkat edin; hak konusunda yalnızca Müslümanların değil) aleyhinde konuşma suçundan tümüyle uzaktır? Bunun işlemekten hiç haya etmediğimiz, üstelik işlerken garip bir haz duyduğumuz büyük günahlarımızdan biri olduğunu kim inkar edebilir?! Şayet gıybeti büsbütün terk ederseniz, Hem Allah’ın ve insanların sevip güvendiği biri olursunuz, hem de üzerinizde insan hakkı borcu olmadığı için mahşer gününde hesabınız son derece kolay olur… Ah! Hiç gıybet etmiyor olmak ne büyük bir erdemdir!

Ama benden bu kadar! Diğer pek çok emri kendiniz kıyas edebilirsiniz…

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com