:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Elit Üniversiteler… 
Dr.Ali Can   ( dralican@hotmail.com )

“Elit” kavramını siyasal bağlamdan çıkararak anlamlandırırsak, seçkin , farklı gibi anlamlara gelir. Üniversite kavramı ise Latince bir kelimedir, “univers” kelimesinden türetilmiştir. Univers, evren demektir; yani üniversiteler küçük bir evrendir; daha doğrusu evrende ne varsa, üniversitelerde olmalıdır, karşı karşıya getirilmelidir, kıyaslanmalı ve üzerinde felsefe, muhakeme ve araştırmalar yapılmalıdır. Kim yapacak bu araştırmaları, elbette öğretim üyeleri ve öğrenciler. Üniversite öğrencisinin İngilizce ve Almanca’daki karşılığı “student” tir. Kökü İngilizce’deki “study” fiilidir; Türkçe anlamı ise araştırmaktır.

Yani “öğrenici” değildir, araştırmacıdır. Aslında araştırarak, tecrübe ederek öğrenen kişi demektir. Ne üniversite öğrencisi kendine aktarılanları ezberleyen, ne de Üniversite gerçek dünyadan ve evrenden bağımsız değildir. Bu yüzdendir ki üniversitede açıkça şiddet içermedikçe ve şiddeti teşvik etmedikçe hiçbir yasaklama olamaz ve olmamalıdır da. Her şeyin özgürce yaşanıp, tartışılacağı ilk yerdir Üniversite. Peki bizim üniversitelerimiz böyle mi? Takdirini size bırakıyorum. Eğitim sistemimizin heyecan verici hedefleri olmalı, bir zamanlar Amerikanın uzay yolculuğuyla verdiği heyecan gibi. Yüksek binalar sağlam yapı taşlarıyla ve malzemelerle yapılır. İdeal bilgi toplumu da ancak özgün yetiştirilmiş yüksek donanımlı ve nitelikli bireylerle inşa edilebilir.

Eğitilmiş “elit” bir topluluğa, yaşamımızın her alanında, gerek ekonomik veya sosyal , gerekse siyasal veya teknolojik alanda kesinlikle düşünce ve fikir üreten insanlara ihtiyacımız var. Çünkü tarihi tecrübelerimiz her güçlü devletin geri planında entelektüel elit bir kesim olduğu gerçeğini ortaya koyuyor. Gittikçe karmaşıklaşan ekonomik ve siyasal hayatımıza ilişkin , bilgi toplumunun ne olduğu konusunda fikirler ve gelecekte bu toplumun sorunlarının ne olacağına dönük çözümler ve felsefe üreten akademik bir azınlığa ihtiyacımız var. Ben üniversitelerimizi tabiri caizse bir maya fabrikasına, ürünlerini de mayaya benzetiyorum; devasa kazanlardaki süte azıcık bir maya karıştırdığınız zaman tamamını yoğurt veya peynire dönüştürüyor; hepsinin maya olmasına gerek kalmıyor. Aynı bu örnekte olduğu gibi herkesin üniversite öğrenimi yapması arzu edilendir ama bu devletler ve bireyler için maliyetli bir süreç olduğundan mümkün olmamaktadır. Ancak, en azından mezun olanlar kaliteli olurlarsa toplumun dönüşmesinde aktif olabilirler. Aksi takdirde maya özelliği taşımadığı halde, etiketin üzerinde maya yazması bu dönüşüm için yeterli olmaz. Karışım yaptığınız süte tonlarcasını da dökseniz başka bir ürüne dönüşmeyecek ve sadece var olanın miktarını artıracaktır. Bu yüzden eğitim sistemimizi, iki değirmen taşı gibi gençlerimizi un ufak eden İdeoloji ve Bürokrasi çıkmazımızdan kurtarmamız gerekiyor. Edinilmiş kalıplara aykırı da olsa, fikir üreten, dünyayı iyi algılayan, çekinmeden marjinal düşünceler ortaya koyan ,eleştirmenin ve eleştirilmenin erdem olduğuna inanmış gençler bize lazım.Hatta orta yaşlılar ve ihtiyarlar. Her şeyi sorgulayan ve felsefe yapabilen , çevresini yeniden biçimlendiren, gelecekteki hayatımızın iyileştirilmesine ilişkin düşünceleri olan ve karanlığa doğru bir ileri adım atan insanlar yetiştirmeliyiz.

İnsanlar için kendine yabancı olana yürümek hep riskli olmuştur ve bunu yapabilenler de o kadar azdır ki adları yüzyıllar geçse bile hatırlanır ve öğretilir.Onlar olmuştur insanların önünü açanlar. Bunun için hem bilen hem de cesur insanlar yetiştirmeliyiz. Aydınlanma çağının sloganını Kant şöyle dillendirmişti: “ Habe Mut dich dein eigenes Verstand zu benützen!” veya Latince’de: “Sapere aude!” Türkçe karşılığı ise “kendi aklını kullanacak kadar cesaretin olsun” demektir.Eğitim vaat ettiğiniz kişinin kendi aklını kullanmasına izin vermezseniz, özgür ortam sağlamazsanız, siz asla yeni olana ulaşamazsınız; ulaşsanız da bir başka milletin kültürü ve o kültüre özgü vasıtalarla elde edersiniz. Bu da sizi özgün ve orijinal olmaktan uzaklaştırarak, başka toplumların ürettiklerini tüketen bir pazar olmaktan ileriye götürmez. Dolayısıyla sizin üniversiteleriniz de sadece onların tecrübelerini ezberleten bir kurum olmaktan ileriye gidemez. Var olan kabuğumuzu kıramazsak, bilmediğimizi de bilmek için bir çok şey bilmemiz gerektiğini anlamazsak, tenimizin kalınlığı kadar derin bilgiye mensup insanlar yetiştirmekten başka bir ileri bir adım atamayacağımız aşikardır. Mevt-ül alim, mevt-ül alem” (Alimin ölümü, alemin ölümüdür) buyurur peygamberimiz. Demek ki dünyaya yön veren bilim adamlarıdır ve o yönün kalitesi bilim adamlarının kalitesiyle doğrudan orantılıdır. Bir üniversite için nerede var olduğu değil, nasıl var olduğudur önemli olan. Mensuplarına zengin kütüphane ve araştırma imkanları sunan bir yönetim zihniyeti, üniversiteli olmanın mesuliyeti ve bilinciyle donanmış bir akademisyen topluluğu, demokratik ve özgür bir ortamı varsa üniversiteden bahsedebiliriz. ABD’nin en büyük terör devleti olduğunu söyleme cesaretini gösteren ünlü Yahudi bilim adamı Noam CHOMSKY ve görev yaptığı Yahudi üniversitesinden atılmasını talep eden Yahudi cemaatlerine ve Bush’a “ burası Üniversitedir” diyerek karşı çıkan yönetim kadar cesur ve özgürse….Bizim de benzeri üniversitelere ihtiyacımız var. Yasakçı bir idare ve yasakları akıl ve mantığa ziyan gerekçelerle (!) meşrulaştırmaya çalışan bir anlayışa sahip sözde akademisyenlerle ,ancak kendini aşamayan, pısırık, hocasına aykırı görünen düşüncesini açıklamaktan korkan ve suskunluk sarmalına girmiş öğrencilerle, ideolojik ve duygusallıktan ileriye gidemeyen çıktılar vermekten öte gidemezsiniz. Yeni kurulmuş olan üniversitelerin “elit” bir üniversite olma şansları oldukça yüksektir. Bunu bize gelecek gösterecektir…


Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

SELVİ [ 2009/01/01 19:13 ]
yazınızı biraz geç okudum .Ama yine merakla beklediğim ve okumaktan zevk aldığım bir yazı.ELİNİZE SAĞLIK!

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.03 -  Davos ve sonrası…
 2009.01.08 -  Medyada manipülasyon örneği Ergenekon
 2008.12.29 -  Toplumsallaşmak büyük bir değerdir
 2008.12.05 -  Elit Üniversiteler…
 2008.10.01 -  Kartelin telaşı demokratik değil, ticaridir.
 2008.07.31 -  Züğürt tesellisi!
 2008.07.09 -  Dağ fare doğurmamalı, değilse …!
 2008.06.09 -  Gördünüz mü, ülkeyi kim yönetiyormuş?
 2008.05.27 -  Krizin krizi!
 2008.04.01 -  Yüksek Yargı üyelerini halk seçsin!..
 2008.03.15 -  Yeter artık! Rahat bırakın ülkeyi ve toplumu!...
 2008.02.29 -  Bunun adına düpedüz İslam düşmanlığı denir
 2008.02.01 -  Solucan dinini yaşamak laikliğe aykırı mı?
 2008.01.14 -  Değişim….
 2007.12.24 -  Önce eğiticileri ve düzenleyicileri bir düzeltirsek…..
 2007.12.03 -  Liberal Düşünce Topluluğu
 2007.10.27 -  Artık Aklımızı Başımıza Alma Zamanı gelmedi mi, Ne Dersiniz?
 2007.09.28 -  Neyi , Neden Yapıyoruz, Kimin İçin Yapıyoruz Farkında mıyız Acaba?
 2007.09.11 -  Ötekini kabullenmek…
 2007.08.25 -  17 mi Büyük Yoksa 83 mü?...
 2007.08.17 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa- (2)
 2007.08.06 -  Medya, Bürokrasi, Sermaye Kumpası ve Yeni Anayasa-1
 2007.07.24 -  Kimler ve neden kayıp ettiler,ben söyleyeyim mi?...
 2007.07.07 -  Soğan Hikayesi!.....
 2007.06.11 -  İşsizlik ve ÖSS…
 2007.05.28 -  Peki, siz hangisini istersiniz?...
 2007.05.18 -  Korku,…
 2007.05.16 -  PRAMİT!..
 2007.05.15 -  Muhtıra
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com