:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Öğrenmenin dayanılmaz tadı 
Mert Aslan   ( altar42@hotmail.com )


İçtenlikle inandığım bir şey vardır: Öğrenmek için ihtiyacınız olan ilk ve en önemli şey, öğrenmeyi istemeniz veya sevmenizdir. Bir şeyi öğrenmeyi gerçekten isterseniz, bir öğretmeniniz olmasa da olur. İstemediğiniz takdirde dünyanın en iyi öğretmenleri gelse, size bir şey öğretemez. Yine de teknik olarak insanlara öğrenmeyi bir dereceye kadar öğretebiliriz; ancak öğrenmeyi sevmeyi öğretemeyiz. Sevginin gücüne inanmak gerekir. Bir şeyi severek öğrenmeye giriştiğiniz zaman çok hızlı öğrenir, ama zor unutursunuz. İstemeden öğrenmeye kalkıştığınız zaman ise, çok zor öğrenir, ama kolayca unutursunuz.
“Kısa süreli hafıza” ve “uzun süreli hafıza” kavramları hakkında bir fikriniz var mı bilmem; fakat bana ilginç görünürler. Bir yerde otururken veya sokakta yürürken kulağınıza gelen bir kelime veya cümle bir süreliğine hafızanızda asılı kalır. Sonrasında, sizin açınızdan taşıdığı öneme bağlı olan bir süre içinde silinip gider. Öğrenme dediğimiz şey, kısa süreli hafızanıza gelen verilerin ne kadarını ve ne kadar süreyle uzun süreli hafızanıza aktarabildiğiniz ile ilgili bir olgudur.

Uzun süreli hafızaya aktarım işlemini etkinleştiren, hızlandıran birkaç faktörden söz edebiliriz: Bir kere duyduğunuz veya okuduğunuz şeyin sizde güçlü bir etki, örneğin belirgin düzeyde heyecan, korku ya da üzüntü hissi uyandırması, sizin için çok gerekli olması, ortada somut hiçbir neden olmasa bile en azından onu öğrenmek için yeterince istekli olmanız gerekir.

Eğer öğrenmeye karşı coşkulu biriyseniz, artık size öğrenmenin teknikleri üzerine birkaç mütevazi öneride bulunabilirim. Kullanacağınız bu teknikler, size ulaşan bilgileri uzun dönemli hafızanıza aktarma beceri ve hızınızı arttıracaktır.

a- Çağrışım tekniği: Çağrışım yoluyla öğrenme, zihne yeni giren bir bilginin orada bulunan ve kendisini anımsatan sabit başka bir bilgiye iliştirilmesidir. Tıpkı İngilizce öğrenen bir Türk için İngilizce’deki “Brother” sözcüğünün kendisini andıran “birader” sözcüğüne kolayca iliştirilebilmesi gibi… Bu deyimler, özdeyişler ve fikirler için de geçerlidir. Hafıza repertuarınız ne kadar zenginse, çağrışım yöntemini kullanma gücünüz o kadar büyük olacak demektir. Hafızanızda gelen yeni bilgiyi iliştireceğiniz bir şey bulamadığınız zaman, gerekli imgeyi hayal gücünüzle kendiniz de üretebilirsiniz. Sözün kısası: Yeni öğrendiğiniz şeyi, hafızanızdaki hazır bir bilgiye iliştirin.

b- Eşleştirme ve karşıtlama tekniği: Yeni bilgileri benzerleri veya karşıtları ile bir araya getirerek gözden geçirmek, son derece etkili bir öğrenme tekniğidir. Sözcükler ve fikirler benzerleri veya zıtları ile karşılaştırıldığında, uzun süreli hafızaya daha çabuk yerleşirler. Kalıpsal doğruları tersinden düşünmek, aynı zamanda filozofik bir akıl yürütme biçimidir ve fikir üretim kapasitenizi müthiş derecede arttırır.

c- Mantıksal sıralama tekniği: Çeşitli süreçleri ifade eden bilgileri belirli bir mantık sıralamasına koymak kolaylıkla kalıcı hale getirebilir. Örneğin coğrafi keşiflerin getirdiği zenginlik insanlara daha fazla boş zaman ve rahatlık getirmiş, bu cesur ve özgür düşünme ortamıyla birlikte bir anlamda “düşüncede yeniden doğuş” anlamına gelen rönesans başlamış, nihayet meydana gelen yeni muazzam düşünsel, bilimsel ve sanatsal birikim bir noktadan sonra doğal olarak eyleme dönüşerek reform hareketlerini tetiklemiştir. Burada mantıksal bir sıralama olduğu çok açıktır. Mesele, o mantığı bulmak veya bir şekilde oluşturmaktır.

d- Gözden geçirme tekniği: Örneğin okulda dinleyip anladığınız yeni bir konuyu, eve giderken yolda, bir yerde kahve içerken veya yatağınıza uzandığınız zaman yalnızca birkaç kez kabaca hatırlamaya çalışarak gözden geçirirseniz, onun hafızanıza adeta kazındığını görürsünüz. Unutmayın: Bunu, gündüz vakti ve açık bir alanda yapmak daha etkilidir.

Şimdi, başlangıçta anlatmaya çalıştığım sevginin gücü temasına geri dönmek istiyorum: Eğer öğrenmeye karşı şehevi bir haz duyuyorsanız, bu yazıyı okumakla lüzumsuz bir iş yapmış oldunuz. Vaktinizi boşa harcamanıza sebep olduğum için üzgünüm…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 6 yorum yapılmış )

Metin [ 2009/02/10 09:21 ]
Öğrenmeyi sevmeyi öğretememek...Bu yargı zihnimde bir soru halinde takılı kaldı Hocam.Öğrenmeyi sevmeyi öğretmek, gerçekten mümkünler arasına katılamayacak kadar bedihi bir kabul mü?
fuat [ 2009/02/09 09:55 ]
azmin elinden hiç bir şey kurtulamaz

fakat sevgi her kapıyı açar sevgiyle dağlar dize gelir tepeler dümdüz olur öğrenmede severek olursa en uygun düzeye çıkabilir.
Size katılıyorum hocam saygılar
fatma a. [ 2009/02/07 16:44 ]
hocam aynen katılıyorm özellikle istemenın gucune inanıyrm..dedıgınız gıbı eger insan bırseyı ögrenmek isterse kımseye gerek yoktr...ve gunumuzde özellıkle ögrencılern dılınde olan en basıt örnegınıde matematk vb.dersler olarak goryrm...aynı zamanda sifrelendırmede de coook haklısınız çok kalıcı oluyor yuregınıze saglık..cok guzeldi
emel [ 2009/02/04 11:39 ]
Kısa süreli hafıza dediğimiz olay eğer hatırladıgım ve bildigim duyumlar beni yanıltmıyorsa çagımızda özellikle çok zayıf ve tamamen balık hafızası olayına dönmüş vaziyette.Tavsiyeleriniz dikkatle yerine getiren okurlarınız varsa ki buna bende dahil kesinlikle işe yarayacağına inanıyorum.Çünkü aslında hepimiz bi sınava hazırlanırken özellikle öss gibi bir sınava o zaman bu teknikleri uyguluyorduk.Ve ben meyvelerini topladığıma inanıyorum.Esas olan tek sey ise süreklilik.Yüreğinize kaleminize saglık..
SEDEF [ 2009/02/03 23:41 ]
Slm hocam. Yazıları ya da yazılarınızı okumadan önce önce ilk cümleye sonra da en son cümleye bakarım okunmaya değerse okurum. Neden böle birşey yapma gereği duydunuz anlamadım ama zaten yazının sonunu okuduğum için içeriğine de bakmaya gerek duymadım. Yine de kalemnize sağlık
su... [ 2009/02/03 01:26 ]
Olumsuz cümleler kurup demoralize olmanıza gönlüm razı olmadı...
Kul hakkı diye bir şey var, biz kadınlar bunu çok iyi biliriz...
Bu sebeplerden ötürü;

Su su yorum...


 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.16 -  Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
 2009.02.10 -  Kadının Mahremiyet Evi
 2009.02.02 -  Öğrenmenin dayanılmaz tadı
 2009.01.26 -  Hadis tercümesinde taşralı ağzı
 2009.01.17 -  Bilin bakalım! Erkekler insan mıdır, bankomat mıdır?
 2009.01.12 -  Ergenekon dalgalarında kısa bir sörf
 2009.01.05 -  Kadınlar iletişim beceriksizi mi yoksa?
 2008.12.29 -  Cennetin ve cehennemin fragmanları
 2008.12.23 -  Anti-depresif öneriler
 2008.12.16 -  Sen olmazsan cennet solmaz mı?
 2008.12.07 -  İyilik ve kötülüğün kimyası
 2008.12.01 -  Allah sevgisinde kıskançtır
 2008.11.24 -  Yazma yetisi üzerine iki çift söz
 2008.11.16 -  Anneler ve sevgililer
 2008.11.11 -  Sırlar harikadır. Ta ki yakalanıncaya kadar…
 2008.11.03 -  Geğiren tanrıçalar
 2008.10.27 -  Masumiyet insana en çok yakışandır
 2008.10.20 -  Demirel: Eski Siyasetin Büyük Mavrası…
 2008.10.13 -  Aldatan Erkeklere Kuşbakışı
 2008.10.08 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.09.29 -  Kadınlık nelere kadirdir!
 2008.09.22 -  İnsanlardan uzaklaştıkça Tanrı’ya mı yaklaşıyoruz?
 2008.09.15 -  Tesettür Kutsal kitabın ne tarafındadır?
 2008.09.08 -  Kutsal gerdek
 2008.09.01 -  Allah’ı Sevme Sanatı
 2008.08.25 -  Hıristiyan Mü’minler
 2008.08.17 -  Tutsaklığı sevmek
 2008.08.10 -  Dilek Tepesi
 2008.07.27 -  Bir çiçekle de bahar olurmuş
 2008.07.15 -  Dante Beatrice’e kavuşsaydı…
 2008.07.07 -  NLP’den ışıltılı kareler (2)
 2008.06.30 -  Karanlık mağaraların zavallı yarasaları
 2008.06.23 -  NLP'den ışıltılı kareler (1)
 2008.06.14 -  Cennette kadın figürü
 2008.06.08 -  "Yürek Acısı"
 2008.06.02 -  Erkeği tutmak kolay mı sanırsınız?
 2008.05.24 -  Her ölüm vakitsizdir
 2008.05.14 -  Reinkarnasyon
 2008.05.05 -  Kölenin öyküsü
 2008.04.28 -  İlahiyatçılar Hz.Muhammed'ten daha mı iyi biliyor?
 2008.04.21 -  Kadınlar cennetine hoşgeldiniz!
 2008.04.15 -   Biraz daha episteme,biraz daha özlem...
 2008.04.07 -  Bir kibir abidesine
 2008.03.31 -  Kadınlar erkekten ne duymak ister?
 2008.03.24 -  Repertuarımdaki üç kırık hayat
 2008.03.16 -  Kadınlarla hala tartışıyor musunuz?
 2008.03.10 -  Yoksa bu bir rüya mıydı?
 2008.03.02 -  Kadınlar ve tapınaklar
 2008.02.24 -  Hiç kimsenin kadınları
 2008.02.17 -  Ölüden isteme ile diriden istemenin farkını rica edeyim
 2008.02.12 -  Tanrı'nın yeryüzündeki başyapıtı üzerine
 2008.02.05 -  Sıradan ve yüce, yakışıklı ve bayağı
 2008.01.28 -  İdeolojik ve toplumsal baskıya karşı bireysellik
 2008.01.24 -  Aldatan Kadınlara Kuşbakışı
 2008.01.21 -  Nietzsche, Marks veya Tanrı’ya Küsmek
 2008.01.14 -  Yoksa bu fakiri aşktan bihaber mi sanırsınız?
 2008.01.07 -  Kadınınıza yüreğinizle dokundunuz mu hiç?
 2007.12.31 -  Dört Kitaba Sığmazsan, Sen Ne İşe Yararsın?!
 2007.12.24 -  Kadınların Gizli Dünyası Üzerine
 2007.12.16 -  Sosyal Demokratların Reel Politik Dramı
 2007.12.10 -  “En yakın dostum katilim olur mu?”
 2007.12.03 -  İnin O Şatodan Aşağıya!
 2007.11.26 -  “Çift Gerektirmeli Bir Tanrısal Adalet Sarmalı” -Özeleştirel bir yaklaşım-
 2007.11.18 -  Müslümana Sopa Caiz midir?
 2007.11.11 -  Sevgili Erkekler! Türk Kadınları Size Hiç Bakmıyor mu?
 2007.11.05 -   “Hz. Muhammed ve etkin dinleme sanatı”
 2007.10.29 -  Kahrolsun PKK veya kötü reklam yoktur
 2007.10.22 -  Barda oturan adamın düşleri
 2007.10.15 -  “Feminizm gerçekten feminin (dişil) bir akım mıdır?”
 2007.10.08 -   “Model Türkiye’yi görmek ya da görmemek”
 2007.10.01 -  “Aldatılan Adamın Komedyası”
 2007.09.24 -  Kadınların cebi neden yoktur
 2007.09.20 -  Benim adım aşk
 2007.09.17 -  Herkese merhaba!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com