:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı? 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )

İnsanlar ve toplumlar hayat yolculuğunda kendi istikametlerini belirleyip, yine gidecekleri noktaya kendi yollarından giderler. Gidilen her yolun belli işaretleri ve yön levhalarının varlığıyla meydana gelen değişimler veya yönde oluşan farklılıkları göz önüne aldığımızda ise sosyo-ekonomik çevre, inanç faktörü, eğitim, kültür gibi olguların etken ve etkinliğini görürüz.

Tarihe baktığımızda gerek insanların, gerekse toplumların bu etkilerle nasıl yön değiştirdiklerini görüyoruz.

- Türklerin İslam dini ile tanışmaları…

- Osmanlı’nın son dönemlerinde Avrupa ile ilişkileri…

- Fetihler…

- Lale devri…

- Kurtuluş savaşı…

- Ve son dönemdeki AB süreci…

Bu yaklaşımla sadece bizi değil, dünyanın bir çok ülkesi ve yine dünyada bir çok insanı örnekleyebiliriz.

Asıl mesele yaşanan etkileşimlerde meydana gelen değişimleri folklorik değerleri muhafaza ederek gelişime dönüştürebilmektir. Özellikle medeniyet dönüşümlerinde toplumların inanç, kültür, eğitim ve örfleri iç dinamikler adına önem arz eder.

Bazıları bu anlamda kendisini doğru şarj ederek başarıyla yoluna devam edip hakim kültür haline gelirken, bazıları da gerek yanlış kaynaktan beslenerek, gerekse pompalanan kültürle uyuşuk bir hal alarak, dar alanda ucuz hesaplara kendilerini hapseder kalırlar. Ve bir çok anlayışı da beslendiği kaynaklara atfederek geri kalmışlıklarını haklı gerekçeye veya farklı mantıklara büründürmenin verdiği rahatlıkla sorumluluklarını kendilerine göre hafifletirler.

Örneğin doğu ve batı kültürleri arasında başarı yolundaki anlayış farklılığı:

Batı kültürü her zaman daha fazlasını isteme ve başarma eğilimindeyken. Doğu kültüründeki hakim anlayış yakın zamana kadar hep fazlasını istemeyi tamahkarlık olarak görmüş ve “bir lokma bir hırka yeter” anlayışını benimsemiştir.

Elbette her ikisinin de topyekün doğruluğuna veya yanlışlığına hükmedecek değiliz. Ancak bir tarafta sürekli gelişmeye açık, ancak hırs ve hasedle kirlenebilecek bir yapı varken diğer tarafta sosyal sorumluluklarını ve “ iki günü bir birine eşit olan ziyandadır” anlayışını unutturan bir yaklaşımın söz konusu olduğunu düşünüyorum.

Bireysel veya toplumsal hırs ve hasedin kuşatmasında kirlenebilecek başarı anlayışının insanı ve toplumları geliştirdiğini biliyoruz. Hatta ilerleyen boyutta bu gelişmişliğin sosyal yansımalarını da hayat standartları ve kültürlerinde müşahede ediyoruz. Ancak neticede eksik kalan tarafların olduğu da o toplumlar içerisinde görülen sapkınlıklar, tatminsizlikler ve neticede yaşanan bunalım ve intiharlar gibi olumsuzluklar birer vakıa olarak gözler önünde duruyor.

Diğer tarafta; hırstan arındırılmış, kanaat ve hamd etmeyi, ancak bunun yanında iki günün birbirine eşit olmaması için gelişim sorumluluğunu idrak eden veya etmesi gereken bir anlayış…

Gelin her ikisini de oturup yeniden değerlendirelim, yeniden bir muhasebe yapalım. Bunu yaparken de korkmadan, kaçmadan, kendi kendimize neden sonuç ilişkilerini ve gelinen noktayı cevaplatacak sorular soralım.

Belki de varacağımız sonuç; “ bir lokma, bir hırka”nın bireysel hayatımız için bir erdem, sosyal ve toplumsal hayatımızdaki sorumluluklarımız adına ise; ihanet olmasa bile ciddi ihmalkarlıkları getirdiği şeklinde olacaktır…

Zira insani ve inanç kimliklerimiz bizim bireyselleşmemizi değil sosyalleşmemizi ve sorumluluk bilinciyle sadece kendimize değil çevremize de hizmet etmeyi arzu etmiyor mu?... Ne dersiniz?...

Selam ve dua ile…



Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 4 yorum yapılmış )

[ 2004/11/03 15:27 ]
Bir lokma bir hırka kafidir felsefesini savunan insanlar gerçek manada tasavvuf ehli ise bu yolun gerçek yolcusu ise( haramisi değil) bu görüşün toplumsal bazda değil fert bazında anlamlı ve gerekli bir anlayış olduğunu bilirler.
İmamı Gazali hatırlayalım çağının en büyük alimlerinden kariyer sahiplerinden, sadece islam tpplumunda değil tüm dünyada kabul görmüş bir zat.
Örneğin savaşlarda müritleriyle en ön safta hazır bulunan mürşidi kamiller.
Hangi islam alimi ilmi ve teknolojik gelişmeye karşı çıkmış ki.
Bence asıl mesele önderleri takipedenlerin vefasızlığı ve tembelliğinde
İlk yorumu yazan arkadaşı da esefle kınıyorum ilahiyatçı olmak basitlik , dünyayı anlamama işareti mi ben bir tıp doktoruyum aam keşke ilahiyatçı olsaydım bu alemi gerçek ilahihatçılar kadar anlayabilen bir başka grupyoktur kanaatindeyim
SAYGILAR
Celalettin
kaktüs [ 2004/10/22 14:41 ]
aşağıdaki yorum yapan arkadaşa katılıyorum. doğuyla batı arasında kültürel ve düşünce sistemi arasında artık çok fazla benzerlik var. bugün global oyuncular dünyanın hertarafındaki insankara; kola, hamburger ve amerikan sineması götürüyorlar. kültürde ardından geliyor zaten. doğudaysa kültürel bir fark yok. niye mi? bakın alternatif olarak zem zem ve cola turka yapıyorlar. yani yine kola. aynı kültüre yardımcı oluyorlar. nerede bir lokma bir hırka. unutmayın bu ülkede ve doğu sayılan coğrafyada emeğe saygısızlık, sömürü hat safhada. orada kapitalizm daha vahşi.
[ 2004/10/21 16:47 ]
Ramazan ayına uygun bir yazı. Sabır ve Şükür... Tasavvufi boyuttan çıkarılıp, olması gereken zemine oturtulduğu takdirde, ''daha fazlası'' nın olması gerektiği görülecektir...
Doğu-batı ayırımının coğrafi değil, kültürel olduğuna ilişkin yazının altına bir not(!) düşseydin keşke .)
Kalemine kuvvet... bu ilk yazın, ama devamını bu sütunlarda görerek zevkle ve faydalanarak okuyacağımıza yürekten inanıyorum...
ferudun çınar ferudun@feruduncinar.com
[ 2004/10/21 12:47 ]
Ne standart bir doğu var ne de alanı belirlenmiş bir doğu var. Japonya ve Çİn doğuda değil mi? Hani bir lokma bir hırka... Peki Rusya nerede? Türkiye! Sınırları belirlenmiş bir doğu ya da batı yok artık. Bu anlamda sınırları belli bir anlayış farklılığı da yok. Her ülke daha fazla kapitalist nasıl olurum. Daha fazla global düzene nasıl entegre olurumun derdinde. ki dünyanın şekli coğrafya ve düşünme anlamında sınıra da imkan vermez. sola gittikçe batıya sağa gittikçe doğuya gidersin. yani aynı ülke ne taraftan baktığına göre doğuda ya da batıda kalabilir. Mesela Japonya ABD'nin batısındadır. Sen daha güncel meselelere kafa yor hocam. derin meselelere girme. derin deruni olmayı gerektirir. bu arada ilahiyatçı mısın? çünkü yorumların tam bir ilahiyatçı yaklaşımı!

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com