:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )

İnsanlar var oluşlarından bu güne gelen tarih süreci içerisinde küçük veya büyük gruplar halinde hep bir araya gelmişler, belirledikleri veya belirlenmiş bir gayeyi tahakkuk ettirmek için bir çok organizasyonlar teşekkül ettirmişlerdir.
Bu organizasyonlar bazen bir devleti, bazen büyük bir sivil toplum kuruluşunu, bazen de irili ufaklı sosyal veya ticari kurumlar olarak doğmuştur.
Her tohum küçük bir çekirdek olarak düştüğü toprakta çoğalır, genişler, serpilir ve neticede bazen hedeflenene ulaşır, yeni hedefler ve bu hedefler doğrultusunda yeni oluşumlara analık eder, bazense henüz doğum/filizlenme aşamasında çürür, kurur, kaybolup gider.
Her organizasyon da tıpkı bir tohum misali atılır bazen bir coğrafyaya, bazen bir grup insanın yüreğine, bazen de tek bir bireyin gönlüne… Bir çekirdekten yükselen çınar gibi soyluları da çıkar bunların arasından, cılız bir ot parçası da çıkar…
Elbette her çekirdekten, tohumdan hep çınar da çıkmayacaktır, otlar da bitmeyecektir. Ancak bir gerçek var ki ot tohumundan çınar, çınar kökünden de ot çıkacak değildir.
İşte insanların attığı tohumlardan yeşeren başarılı ve başarısız organizasyonlar incelendiğinde görülecektir ki; her oluşumun bir lideri olduğu gibi liderin belirlenen amaçlar doğrultusunda yönlendirip, motive ettiği, harekete geçirdiği gizli kahramanlar ve yürünen yolda bazen arkalarından gelen, bazen önde akıncı görevi gören, bazen de kol kola girilen kitleler vardır.
Başarılı olanlar;
- Düşünebilen, düşünebilmek için doğru kaynaktan beslenen, bilgi ile tecrübeyi barıştıran olmuş,
- Konuşan ama konuşmadan önce gaye ve hedeflerini iyi özümsemiş, düşünce yapısını bu noktada odaklamış, donanımlarla her kademede gerekli iletişimi sağlamış,
- Düşünen ve doğru iletişimi sağlayabilen organizasyonlar neyi niçin yaptıklarının idraki ile sorumluluklarının bilincine vakıf olmuş ve bu sorumluluk anlayışı ile çalışan, işleyen, üreten olmuşlardır.
- Tüm taraflar takım ruhunu benimsemiş, kazanan kişiler değil takım olmuştur.
- Günü kurtarmak için hep günceli değil, bu günden geleceği düşünmüş, geçmiş hafızası ile atiye ait stratejilerini üretmişlerdir,
- Bireyleri değil, belki bireylerin öncülüğünde ama değerleri üstün tutmuşlardır,
- Haset ve çatışmayı değil hamd ve uzlaşı ile ortak hedeflerde birleşmişlerdir.

Başarısız olanlar;
- Sığ hedeflerle, ucuz hesaplar yapmışlar, geleceği değil günü düşünmüşlerdir,
- Konuşan, paylaşan, işleyen bir yapıdan öte militer bir yapıyı benimsemişlerdir,
- Doğru veya yanlış herhangi bir kaynaktan beslenmek yerine küçük hesaplar uğruna her kaynaktan birer parça alıp tek hedefe yönelememişler, besinleri günü ancak kurtarabilecek bir enerjiye sahiptir,
- Kendi içlerinde iletişim değil çatışma, ortak kazanım ve paylaşım değil bireysel çıkarlar ön plana çıkmıştır,
- Yetki ve sorumluluk bilinci hiyerarşilerle boğulmuş, çalışamayan, üretemeyen, ürettiğinde de kalite ve istikrarı yakalayamamıştır.
- Takım ruhu değil bireysel yıldız olma kaygıları ön plana çıkmış, hatta yıldızlaşanlar olsa bile yıldızı olmayan ancak iyi bir takım olanlar karşısında hep mağlubiyete mahkum olmuşlardır.

Başarılı ve başarısız olan organizasyonlarla ilgili söylenecekler elbette bunlarla sınırlı değildir. Bu açının sadece bir penceresi tabii ki. Devletlerin başarısını ele alırsanız; hukuk yapınızı, iktisadi değerlerinizi, sosyal ve kültürel değerlerinizi, yer altı ve yer üstü kaynaklarınızı, eğitim sisteminizi, toplumunuzun sosyal-kültürel-iktisadi-eğitim-hukuk vb. dinamiklerini de ele alalısınız. Ticari veya sınai bir yatırımı ele alırsanız iş kolunuzu, pazar durumunuzu, entelektüel sermayenizi, yönetim kadronuzu, sermaye yapınızı gibi unsurları tek tek ele almak gerekecektir. Aileyi ele alırsanız; duygusal paylaşım ve kişilik uyumlarını, hayat tarzlarını, beklentilerini, inanç ve hedef birlikteliklerini vs. ele alırsınız. Ancak tüm bunların hepsinin içerisindeki ortak payda insandır. Kendisi yaratıcısının mimari bir eseri olduğu gibi yaratılışıyla yeryüzünün mimarlığı görevi verilmiş bir insan…
Her insanın da hem hür hem de başarılı olma isteği fıtratının bir yansıması olduğu halde yukarıda bahsedilen veya bahsedemediğimiz nice sebepten dolayı hepimiz bazen başarılı bazen de başarısız olduğumuz durumlarla karşılaşıyoruz. Ömrü boyunca hiç başarısızlık yaşamadım diyecek bir insan çıkmayacağı gibi hep başarılı oldum diyen de çıkamayacaktır.
Aslolan başarılı olanları yüceltmek, başarısız olanları hakir görmek değil başarılı olanların başarısını olabildiği kadar uzun soluklu ve istikrarlı, başarısız olanları da başarısızlıklarından dersler çıkarıp, maliyeti yüksek bir öğrenme sürecini yaşadıkları düşüncesiyle yeni ümitlere, yeni başarılara kapı açacağı bir ortamı tesis edebilmektir.
Sevgili dostlar!
Gelin bu gün kendimizi veya içinde bulunduğumuz organizasyonları ve onların içerisindeki kendimizi yeniden gözden geçirelim. Objektif bir pencereden yeniden bir bakalım… Acaba keşkelerimiz, eyvahlarımız, bu günkü aklım olsaydı deyişleriniz gibi hayıflanmalarımız mı çok yoksa bizi tatlı tebessümlere gark eden memnuniyetlerimiz mi daha çok. Sahi biz hayatın neresindeyiz, hayata ne katıyoruz, kendimiz ve insanlık için ne üretiyor ne tüketiyoruz ve neden yaşıyoruz ne dersiniz?
Selam ve dua ile…

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 4 yorum yapılmış )

[ 2004/11/03 13:09 ]
Oldukça akıcı, düşünmeye sevkedici ve dolu içerikli bir yazı teşekkürler.
devamını bekleriz
Dr Celalettin Korkmaz
C [ 2004/11/03 08:46 ]
Dil konusunda bir karmaşa var gibi geldi bana. Bazen zorlama ile eski Türkçe kelimeler kullanılmış, bazen de çok kullanılan eski kelimeler yerine daha yeniler kullanılmış. Yazının başındaki tarza baktığımda tam bir literatür (belki ansiklopedi) dili kullanılmış. Ancak bir süre sonra daha çok sloganlar atılmış gibi. Her şeye rağmen, günümüzdeki İlahlar karmaşası-karakter, hiyerarşi-kimlik, sistem-benlik çatışmalarının bukadar çok olduğu günümüzde temas ettiğiniz konu için sizi tebrik ederim.
Ahmet BUGA [ 2004/11/01 14:01 ]
Organizasyonlarda doğan sorunlar temelde içinde bulundukları toplumun kültürel yetenek veya yetersizliklerine dayanır. Büyüyen işletmeler esasında içinde bulundukları toplumlarının yeteneklerini zorlayarak işlerini yapmaya çalışırlar. Bu aşamada insan kaynağının madeni olan toplumu eğitmeden organizasyon sorunlarına kökten çözümler bulmak zordur. Çünkü, özellikle bizim toplumumuzda eleştirenleri iş başına geçirince bakarsınız ki halef ile selef aslında aynı karakterdeler.
[ 2004/11/01 09:41 ]
başlık çarpıcı ve öz. ancak içerik, yazı başlığına inat çok dağılmış ve uzamış... gözden beslenme yarine kulaktan beslenme alışkanlığı daha yaygın olan günümüz ''türk okuruna(!)'', bu yazıyı sonuna kadar okutmak çok zor. kullandığınız uslup ve akıcılık güzel ancak, yazılarınızı okunur hale getirmeniz için ''kısa'' ve ''aktüle konularla'' ya da ''özlü söz ve hikayelerle'' süslemeniz kanımca daha iyi olacaktır... tşk. f.ç. ferudun@feruduncinar.com

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com