Artık gazetecilik ve yazarlık mevzuunda yazma taraftarı değilim. Ancak bazı açıklamaları da yapmadan geçmeye içim elvermiyor.
Takip eden okuyucularımız geçtiğimiz hafta yazdığımız “Köşesiz Yazılar Tat Vermiyor” başlıklı yazımızı hatırlar. Bu yazıda kaleme aldığım eleştirilerime yönelik bir iki cevap yer aldı basında. Bunlardan bir tanesi uzun süredir tanıdığım ve dostum diyebileceğim bir isim. Memleket gazetesi köşe yazarı Sami M. Aldur.
Sami M. Aldur gazetelerindeki bir yazıyı eleştirmeme içerlemiş olacak ki küçük bir savunma yapmış. Yazının konusu Mehmet Akif Ersoy olduğu için “keşke her gün bu hususta yazı yazılsa” demeye getirmiş lafı.
Aynı fikirdeyim elbette. Akif büyük bir değerdir. Kimse bir şey diyemez. Ancak köşe yazısında her gün Akif’in kaleme alınmasını eleştirdim ben sevgili Sami.
Bakın insanlar fikir önderleri hakkında bir şeyler okumayı, onlar hakkında bilgi edinmeyi elbette ister. Ancak bunu yaparken o önderlerin eserlerini okumak daha sık tercih edilen bir yöntemdir. Yahut; başka bir dönemdaş fikir önderinin, o günlere ışık tutan eserlerinden faydalanmak daha fazla rastlanılan bir metottur.
Sözüm ona, Mehmet Akif gibi bir değerle ilgili Sami M. Aldur ne düşünüyor diye hiçbir dönem merak etmedim ben ve etmemde. Konyalı okuyucuların pek çoğunun aynı fikirleri paylaştığı konusunda da en ufak bir şüphem yok.
Sami kardeşim köşe yazıyorsa ondan beklenen Konya’nın güncel meselelerine ışık tutması, Konya siyaseti üzerine fikir yorması, bunu yapmıyorsa şiirsel yazılar kaleme almasıdır.
Bu hususun altını bir kez daha çizmek istedim.
Burada bir noktayı daha ele almak istiyorum. Sami M. Aldur köşesinde bizi eleştirirken sevgili bir dostum diye hitap etmiş. İfadesini bende aynen kullanıyorum. “Sevgili dostum.”
Ancak okuyucu bendenizi kasdettiğini anlamamış olabilir. O nedenle yazılarınızda çekinmeden ismimizi kaleme alabilirsiniz. Zira ben eleştirilmekten korkmam. Rahatsızlıkta duymam. Yeter ki edep sınırlarında olsun. Bu noktada sonraki yazılarında açık açık Murat Can yazabilirsin.
Hem okurlarıma, hem de anlaşılmadığım endişesiyle Sami M. Aldur kardeşime söylüyorum. Ben Mehmet Akif gibi bir değerin köşeye alınmasını eleştirmedim. “Sadece bu gazeteler güncel ve siyasi gazeteler. İnsanlar günceli sorguluyor. Bu tür gazetelerde köşe yazıyorsan bu işin amiyane ifadeyle raconu vardır ve sende buna uymak zorundasın. Bu ilkeler dışında isen okunmazsın. Diyerek bir yorum getirdim köşe yazılarına.” Bu çizgideki yazım aslında bir dost tavsiyesi olarak bile algılanabilir.
Eğer böylesi büyük üstatları gazete sütunlarına taşımak istiyorsan, gazetende bir sayfa ayırırsın, alıntılar yaparsın, görüşler yayınlarsın. Buna bir şey diyecek değiliz. Nitekin bunun örnekleri mevcuttur. Ancak köşe yazılarında günlerce bu konuyu yayınlayamazsın. Köşe yazıları güncel olaylara getirilen yorumlarla oluşturulan fikir zeminleridir. Aksi yazılar köşe yazısı olmaz. Bunu ısrarla söylüyorum.
Şimdi bu noktada kısa bir süredir gazetelerde kalem oynatan sevgili Sami’ye şunu öneriyorum. Makale, fıkra, köşe yazısı. Bu kavramları yerli yerinde doğru kaynaklardan bir araştır. Söylediklerimle aynı yere vardığını hayretle göreceksin. Sevgilerimle.
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
( Toplam 2 yorum
yapılmış )
ÖNCE İNSANIN KARAKTRERİNİ SORGULAMAK LAZIM. DAH SONRA EĞİTİM DÜZEYİNİ DE .
SEVGİLİ MURAT CAN. KÖŞE YAZISI DERKEN NE DEMEK İSTEDİĞİNİ ANLAYAMADIM. BASİTÇE YAZILMIŞ VE İÇERİĞİ NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN UYDURUKÇA ŞEYLER. KENDİN HAKKINDA EĞİTİMİNLE İLGİLİ BİLGİLER VER DAHA SONRA SENİN KÖŞE YAZISI DEDİĞİN AMA BENCE PAÇAVRA OLAN YAZILARI OKUMAYA KARAR VEREYİM. AYRICA DİĞER OKUYUCUMUN YAZMIŞ OLDUĞU CÜMLELERE AYNEN KATILIYORUM....
bu tip yazılarla köşelerin işgal edilmesine (laf olsun desti dolsun misali)
ne gerek var anlaşılmıyor, Bir başlığa bak, bir de başlığın altındaki yazının muhtevasına. Arap darbı meselinde ki gibi.: Kellüm kellüm la yenfea