:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI? 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )



En muteber varlığın ademoğlu olduğu ilahi bir gerçek ve beşeri olarak da onurlu bir kabuldür. Hangi çerçeveden bakılırsa bakılsın bu gerçek değişmeyecektir.
İnsanı muteber kılan dünya hayatının mimarlığı görevi ile Allah’ın yer yüzündeki en ekmel imarı olmasıdır. İnsan mimar oluşuyla inşa ediciliğini, imar oluşuyla da mimarisinin gerekliliklerini yerine getirmedeki sorumluluğunu taşır. Eğer bunlara bir değerler bütünü adını koyacak olursak varmak istediğimize daha hızlı varırız.
Bizler bahsettiğimiz bu özellikler ile yaşadığımız zaman ve mekan içerisinde hür ve huzurlu olmayı varoluşumuzla hak ettik belki de. Ancak, bazılarımız bu hakedişimizdeki sermayeyi fütursuzca harcadık fakirleştik, kimimiz ise sermayeden katmadeğerler üreterek verilmiş yetkimiz ile üstlendiğimiz sorumluluğun içini doldurmuş, zenginlemişiz.
Fakir olanlar; mimarlık yapamadıkları gibi, doğru manzara da olamamışlar. Sürekli içerisinde barındıkları kabın şekliyle şekillenip, bir şekil olamadan göçüp gitmişler/gidecekler bu diyarlardan...
Zengin olanlar; hem en ekmel mimari eser olmanın onuru, hem de mimar olmanın hürriyeti ile daima huzurlu, onurlu ve kaliteli yaşamışlar/yaşayacaklar bu diyarlarda...
Yaşam süreci içerisinde öyle gelişmeler olur ki;
Bazen karşısına çıkan bir fırsat,
Bazen eline geçen makam veya herhangi bir imkan,
Bazen birilerine beslediği kin ve intikam duygusu,
Bazen nefislerinin galebesi ile hayatında çelişki ve çatışmalar yaşar insanlar.

İşte fakirlik ile zenginliğin doğru tezahürü adına bunlar birer ayıraçtır, göstergedir. İnsanın değerleri ile nefsi arasında bir nevi dayanıklılık testi gibidirler de.
Testler siyasi, iktisadi veya daha başka bir başlık altında olabilir. Ancak bizim tip; siyasi, iktisadi, hukuki, eğitim veya kültür hangisini ele alırsak alalım gelişmekte olan toplumlarda siyasi ve iktisadi testler renklerin ayrışımında daha belirgin etki gösteriyor. Zira modern dünyada bir çok ülkelerin vatandaşları ülke siyasetiyle bizim kadar güncel ilgilenmiyor, bizim kadar ekmek kaygısı çekmiyor, bizim kadar hukuksuzluğa katlanmıyor, bizim kadar eğitimsiz kalmıyor, bizim kadar kültürüyle çatışmıyor....
Bizim toplumumuzda tüm bunlar çoğunlukla muamma. Herkes her an siyaset konuşur ama strateji üretmez, herkes ekonomi bilir ama katma değer üretmez, herkes eğitime taraftardır ama eğitilmek hoşuna gitmez, herkes geçmiş yarenliği yapar ama hafızasıyla hareket etmez, herkes hukukun üstün olmasını ister ama kendi çıkarları için hukuksuzluğu ister...
Yaşarken bunların karşısında durmamızı sağlayacak olan; bilginin, vahyin, aklın, tecrübenin hayatımızda kapladığı alan nedir acaba? Kanaatimce bunun cevabını az önceki durum tespitimiz veriyor.
İşte biz böyle bir yapıda demokratik bir sistemi işlettiğimizi sanarak, her tarafımız dökülürken hür olduğumuza inanarak ama gerçek hürriyet ve huzur nedir sormadan gelip gidiyoruz bu diyardan... İşlettiğimizi sandığımız demokraside halkın değil bireylerin, hukukun değil kanunların üstünlüğünü benimsemedik mi hep. Dolayısıyla hangi alanda olursa olsun ancak güçlü olan bireyler veya gruplar iktidar olmadı mı bu güne kadar. Yine bu güne kadar İktidara gelenler ise; bu fırsatı millet adına değil birey veya bireylerden oluşan mutlu azınlıklar için kullanmadılar mı?. Günümüz siyasetini ve erk sahiplerinin değerlendirmesini meselenin uzmanlarına bırakarak; uzunca bir zamandır değerlerin değil bireylerin iktidarını yaşayarak geldiğimizi söyleyebiliriz.
Bu arada değerlere hayatiyet kazandıran bireyi elbette yok ve gereksiz saymıyoruz, sayamayız da. Bilakis söylediğimiz; değer-birey kıyaslamasında dengenin kaybolduğu, bireyselin değerin önüne geçtiği ve zamanla bireylerin de değersizleştiğidir!!!
Gelin el birlik edip hayat alanımızı vahiy, akıl, bilgi ve tecrübe ile kuşatalım. İşte o zaman benliğimiz ve hayatımız bize de topluma da anlamlı gelecektir. İşte o zaman bizler de gelişmiş bir ülkenin hür ve huzurlu vatandaşları oluruz, işte o zaman biz de terim üretebilen, yeniden insan ve medeniyet olarak inşa olmuş toplumlardan oluruz.
İşte o zaman bireylerin değil değerlerin iktidarı söz konusu olur.


Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 5 yorum yapılmış )

CELALETTİN [ 2005/08/22 15:18 ]
Yazıdaki tespitleriniz çok hoş ve aydınlatıcı olmuş ancak çözüm öneriniz çok kısa ve sade biraz daha açıp örneklesek acaba daha kalıcı izler bırakır mı zihinlerde? elinize sağlık
[ 2005/08/22 15:10 ]
Yazıdaki tespitleriniz çok hoş ve aydınlatıcı olmuş ancak çözüm öneriniz çok kısa ve sade biraz daha açıp örneklesek acaba daha kalıcı izler bırakır mı zihinlerde? elinize sağlık
ahesde [ 2005/08/18 17:44 ]
Kalemine sağlık
yazılarınızı sıkça yazmanızı bekliyoruz.
elalem [ 2005/08/17 17:28 ]
abdullah kardeş, yazılarını ilgiyle takip ediyorum. Fakat yazıların çok geç yazıyorsun. Haftada en az bir kez yazsan iyi olmaz mı?
dondurmacı [ 2005/08/17 11:47 ]
hımmm
sanki maraşta mis gibi bir paça çorbası içmişim gibi oldu yazıyı okuyunca paça çorbasıda yazın gibi ferahlatır insanı kaleminin mürekkebi,gönlünün enginligi,kelimeleri yanyana dizişteki heyecanın hep artsın hiç eksilmesin dilegiyle....

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com