:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Köşeler mi Köşe Taşları mı 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )


Hepimiz sorumluyuz. Söylediklerimizden, söylemediklerimizden, söylememiz gerekip de söylemediklerimizden, söylemememiz gerekip de söylediklerimizden. Söylemek fiiliyle ifade ettiğimiz bu yapıyı aslında tüm fiiller üzerinden genelleyebiliriz de.
Her varlığın var oluşuna hizmet edebilmesi için üstlendiği görevler bütününe de sorumluluk diyebiliriz ama asıl sorumluğun; akıl, mantık ve irade gücü ile donatılmış insana özel en hassas duygulardan bir tanesi olduğunu idrak etmemiz gerekiyor. İnsanlık bilinci olarak da; memuriyeti bulunan işlerini yerine getirme duyarlılığını insani bir sorumluluk bilinci olarak değerlendirmeliyiz. Milletlerin yükselmesinde ise işte bu sorumluk bilincini taşıyanların payı en yüksek seviyededir.
Ait olduğu organizasyonu, topluluğu hatta milleti arzu edilen yüksek seviyelere taşıyan veya taşıma arzusu içerisinde çaba sarfeden sorumlu insanlarda gözlemlediğimiz en büyük özellikleri;
- kişisel çıkarlarını değil ülke ve toplumsal faydayı gözetmeleri,
- kendi dünyaları ile sınırlı bir hayat yerine, çevresine duyarlı yaşam felsefeleri,
- sorunlar karşısında “adam aldırma da geç git” anlayışı yerine merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle; “aldırırım; çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım” diyebilmeleri,
- Güncel akıl ve yorumlar yerine hafızaları ile kendilerine ve çevrelerine yön vermeleri,
- Subjektif değerler yerine objektif değer ve doğrularla, ilkeli bir duruş sergilemeleri,
- Mesleki ve sosyal açıdan yeterli bilgi seviyesinde olmaları, sürekli öğrenmeye açıklıkları ve bilgiye değer vermeleri,
- Ahlak ve maneviyat bilinci gelişmiş, sosyal altyapıları oturmuş, dünyayı ve toplumsal gelişmeleri takip edip yorumlayabilen, kalite bilinci gelişmiş insanlar olarak sıralayabiliriz. Bu sıralama ile yetinmeyip insan tipleri üzerine bir çok farklı gözlemi de paylaşmamız mümkün.
Sorumluluk bilinci gelişmiş insanlar işte bu özellik ve donanımları ile hangi mesleği icra ediyorlar ise mesleklerinin sınırlarını aşmadan insanlığa hizmetlerini sürdürürler, sürdürmeliler.
Her insanın sorumluluk bilincini idrak etmesi gerekliliğinin yanında bazı meslek ve statüdeki insanların yetkili ve etkili olduğu alanların muhatap kitle yoğunluğuna göre hassasiyet bilincinin daha yüksek seviyelerde olması gerektiği kanaatindeyim. Bu insanlara verilen ortak isim ise “toplum önderleri”dir.
Bunların arasında özellikle medya yolu ile düşünce fikir ve bilgi paylaşımında en etkin kesim ise kuşkusuz “ köşe yazarları” olduğuna inanıyorum. Kitap okuma fakiri bir millet olarak günceli yorumlayabilme adına bir çoğumuzun yaptığı “kimilerinin aydın, kimlerinin toplum önderi, kimilerinin entelektüel, kimilerinin ise menfaat avcısı insanlar olarak sıfatlandırdığı” köşe yazarlarımızı okumaktan öteye gitmiyor. Böyle bir toplumsal yapı içerisinde belli medya organlarında köşeleri dolduranların objektif değerlendirme ve yorumlar ile milletimizin gelişimine, bilgi edinmesine, hayatı ve olayları doğru yorumlayabilmesine katkıda bulunmaları gerekirken bireysel çıkarlarına veya problemlerine, bireysel veya ait olduğu dar çerçevedeki grupların menfaatlerine endekslenmelerini kabul edilebilir bulanımız var mı acaba?
Efendim basın özgürlüğü var ve insanlar tuttukları köşelerinde dilediklerini yazıp söylemekte hürdürler de denilebilir. Ancak, her özgürlükte olduğu gibi basın özgürlüğünde de sorumluluk bilincinden bağımsız bir yapı düşünülmemelidir. Zira özgürlükler aynı zamanda ciddi bir sorumluluk taşır. Özgürlüğü olmayanların sorumluluğu tutsak olduklarının çizdiği çerçeve içerisine olan uygunluğu ile ölçülebilir. Özgürlüğünü kişisel veya kurumsal çıkar sağlamanın bir aracı olarak görerek objektif değerlendirmelere kapı ve köşelerini kapatanları da sanırım tutsaklar listesinde görmemiz gerekecek.
Pragmatist bir dünyada menfaatlerinin ötesine taşabilenleri de gerçek özgürler olarak nitelememek haksızlık olacaktır. İşte o gerçek özgürler; “ne olacak bu memleketin hali” diye sorulduğunda çok şeyler söylemeli, işte o gerçek özgürler; “ ne olacak bu ekonominin hali” denildiğinde çok şeyler söylemeli”, işte o gerçek özgürler; “ne olacak bu siyasetin hali” denildiğinde çok şeyler söylemeli, kısacası işte o gerçek özgürler “ne olacak” diye başlayan tüm hal sorgulamalarında konuşmalı, konuşturulmalı. Gerçek özgürlüğü “ben” merkezine endekslenerek algılayıp sorgulayanların ise susturulmaları doğru olmasa da tuttukları köşelerinden kaldırılıp kendileri ile baş başa bırakılmaları en güzel ıslah yolu olsa gerek.
Sorumluluk idraki içerisinde hareket etmek ve insanlığın istifadesine sunulan tüm eşyanın, bize emanet olarak verildiği inanç ve anlayışla davranmak lazımdır. Bunu tesis edebilmek için de elbette öncelikle kendimizi ıslah etmemiz, düzeltmemiz gerekir.
“Ey iman edenler! Allah'tan ittika edin yani sorumluluk bilinci içinde hareket edin ve sözü doğru/sağlam söyleyin ki Allah amellerinizi ıslah eylesin, düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Ahzab, 70-71)
Vesselam…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 2 yorum yapılmış )

sorunlu [ 2005/10/26 21:08 ]
evet hepimiz sorumluyuz...
özellikle sorumluluk alanlarını şahsi çıkarlarına alet edenler, siyasetçi, gazeteci, iş adamı farketmeksizin sorumluluklarını bir kez daha gözden geçirmeliler bence de. Yazara teşekkür etmek lazım umarım vermek istediği mesaj yerine ulaşmıştır...
[ 2005/10/10 12:20 ]
abdullah bey kardeşim yazınız çok güzel devamını bekleriz inşallah

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com