:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )

İnsanların düşüncelerini ifade etmeleri, hatta ifadeden öte düşüncelerini yaşayabilmeleri adına söylenebilecek en büyük hoşgörünün İslam’da olduğunu bizler biliyoruz. Ama bilmeyen ya da bilmek istemeyenlerin İslam’ın derin hoşgörü ve sevgi anlayışıyla özellikle kendi ülkelerinde hızla yayılıyor olmasından, paranoya derecesinde korkanların ürettikleri senaryolara karşı sergilediğimiz duruş acaba mü’min kimliğimizle ne derece örtüşüyoru sanırım yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Düşünmemiz gereken birkaç başlığı daha sıralayalım;

Biz Müslümanlardan Danimarkalı densizlerin özür dilemesini beklerken kendimizin Allah ve resulünden dileyeceğimiz özürleri unutuyor muyuz?…

İslam coğrafyası diye adlandırdığımız coğrafyanın bunca parçalanmışlığı ve kendi iktidar ve saltanatlarının bekası için mahiyetlerindeki Müslüman halkı fakirlik veya cehalete mahkum eden iktidarların İslam kültürüne yapmış olduğu zulüm bir karikatürden daha mı hafife alınmalı?…

Dışımızdakilerle değil içimizdekilerle mücadele için dünyaya kapattığımız kapılarımız ve dünya siyasetindeki duruşumuz bu karikatürlerin çizilmesinde ne derece sorumluluk taşıyor?…

Kardeşlik ve muhabbet yerine hayatımızı kuşatan haset ve dünya hırsımızın bize kaybettirdiği ve kazandırdıkları kıyaslamasını ne zaman yapacağız? …

Dinin bilgisini ve kültürünü sadece “din kültürü ve ahlak bilgisi” kitaplarına sıkıştıran eğitim sistemimizle nereye varmak istediğimiz bizi ne kadar ilgilendiriyor?…

Dini ve Müslümanları onca fırkalara bölen, bölünmüşler arasında yaşanan mücadeleler ve parçalanmışlığın verdiği güçsüzlük ve acziyetin İslam’a ve değerlerimize yapılan saldırılarda karşı tarafa verdiği gücü ne zaman idrak edeceğiz ve ne zaman ümmet bütünlüğümüzü hatırlayacağız?

Din kardeşliğinin önüne yerleştirdiğimiz bölge, ırk hatta sülale kimliklerimize verdiğimiz kıymeti ne zaman kutsal değerlerimize de yansıtabileceğiz?…

1,5 milyar Müslüman acaba hangi kardeşliğiyle, O Rahmet peygamberinin huzuruna hangi ümmet sıfatıyla çıkabilecek?...

Din adına var sandığımız hangi bilgimiz bize böyle bir durumda ne yapmamızı öğütlüyor? Yoksa bilgi yerine atalarımızdan aldığımız miras dine müracat ettiğimizde meselelerimize nasıl bir çözüm getiriyoruz?...

İfade özgürlüğü ile iftira özgürlüğünü ayırt edemeyen bir anlayışın inşa ettiği ve mevcut durumda ideal olarak gösterilen medeniyete! ne kadar, neyine ve nasıl güveneceğiz?...

Onların ve onlar gibi düşünenlerin ifade özgürlüğünün sınırları sınırsızlık mı?
Haddini bilmeyen bir söylem özgürlük müdür, fütursuzluk mudur, özgürlük bir hak ise – ki haktır- bu hakkın bir hududu olmamalı mı? Olmalıysa onun kırmızı çizgileri hangi değerlerle çizilecek ve batı medeniyeti kendi çizgilerini hangi değerlerle çizmiştir?...

Hangi medeniyetler çatışmasından bahsediyoruz? Çatıştığımızı kabul ettiğimiz ve edeceğimiz medeniyet; “İnsanların değerlerine hakaret eden bir anlayış ise “ bu bir medeniyet midir bizce yoksa barbarlık mıdır?...

Şefkat ve merhametin, adalet ve dengenin yerini zulüm ve güce endeksleyen ve bunlarla kazandığı hakimiyetinin devamı için neredeyse zulmün her türlüsünü kendine hak sayan bir anlayışın medeniyeti olur mu veya ona medeniyet diyebilmek bu kadar kolay mı?...

Yoksa İslam dünyasını ayağa kaldıran ve medeniyetler çatışmasına götürebileceği konuşulan “karikatür krizi” dünya jandarmalığına soyunan ABD’nin Suriye ve İran operasyonlarını dünya milletlerine meşru gösterme gayretinin bir parçası olarak AB ülkelerinin ABD’ye destek amacıyla yürüttüğü bir kışkırtma taktiği midir?...

Adını muasır medeniyet olarak verdiğimiz batı ve ABD’nin inanç değerlerine hangi Müslüman’ın sövdüğü görülmüştür? Hangi Müslüman tahrif edilmiş olsa da kutsal kitaplara ve peygamberlere hakaret etmiştir? Hakaret etmiştir diye sormanın bile doğru olmadığını, onların peygamberlerinin de kendi peygamberleri olduğunu bilen bir İslam anlayışına bakış bu mu olmalıdır?

Yoksa Dünya ülkelerinin İslam’a, Müslümanlara ve halkının büyük bölümü Müslüman olan ülkelere bakışında bizim İslam anlayışımız ve yaşantımızın payı en büyük paylardan mıdır? Ne dersiniz?

Bu sorularla birilerinin yapmış olduğu zulme ve densizliklere kendi duruşumuzu göstererek kılıf bulmaya çalışmıyorum. Bilakis Müslüman bir şahsiyetin temsil ettiği değerleri bilmesi, idrak etmesi ve bu idrakle hayatı yaşaması ile varılacak neticenin bizleri ve köklü medeniyetimizi nerelere taşıyabileceğini yeniden görmemizin gerekliliğini ifade ediyorum. Zira Mevla bize “ hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu” demiyor muydu? Yine “inanıyorsanız güçlü sizsiniz” diyen bir Dinin müntesipleri olarak yaşadığımız güçsüzlük ve acziyetler bize inanç yapımızla ilgili bir şeyler söylemiyor mu?


Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 2 yorum yapılmış )

Veli Vural [ 2006/02/14 15:18 ]
SON SIĞINAK
Hayat perdenin arkasında;
Hayatın öte yakasında.
Şu gaflet yüklü insana bak;
Kendinden varlık cakasında.
Ve aşksız yobaz ... İşi gücü,
Namazla cennet takasında.
Tam dört asırdır Müslümanlık,
Cansız etiket markasında.
Kur�an kalbi kör ezbercide,
Din, üfürükçü muskasında.
Batı, batı der çırpınırlar,
Batı tükürük hokkasında.
Makine dimdik demirden put,
İnsanoğlu ruh laçkasında.
Hürriyet nerde, söyleyeyim:
Hakka esaret halkasında.
Zamanda her şey kopuk, kesik;
Biçkisi kader makasında.
Ey insan , sana son sığınak,
Son peygamberin hırka
[ 2006/02/14 15:12 ]
GÖLGELER
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere;
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere...
Necip Fazıl Kısakürek

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com