:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

28 Şubat’la Yüzleşmek  
Mustafa Kara   ( mustafakaraa@gmail.com  )



Bugün kimine göre Post-Modern darbe, kimine göre demokrasiye balans ayarının yapıldığı ünlü 28 Şubat’ın dokuzuncu yıldönümü...

Süleyman Demirel’in ''Bu bir süreçtir. Yani Cumhuriyet'in kurulmasıyla başlamış, devam eden bir süreçtir. Devam da edecektir. Bu böyle gidecek” dediği, dönemin Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı Karadayı'nın “Nizamiye'den döndük” diye tanımladığı, Mesut Yılmaz'ın ''Rejimi kurtardık” naralarını attığı anti-demokratik bir sonuçtu 28 Şubat… Peki bu sonucun nedeni neydi? Sadece İmam Hatipler mi, başörtüsü mü, yoksa rejim kaygısı mı? Elbette hayır…

Erbakan hükümetinin kurulmasıyla birlikte Türkiye özellikle dış politikada yeni açılımlarla tanıştı. Temeline “milliyetçilik” ve “batıcılık” harcının atıldığı Türkiye Cumhuriyeti, aslında hiçte yabancısı olmadığı, “İslamcılık” fikriyle yeniden yüzleşti. O güne kadar uygulanan dış politika ülkeyi topyekün batı dünyasına sokmakken, 54. hükümetle birlikte yeni alternatifler üretildi. D8 bir alternatifti. Ve bence 28 Şubat’ın en büyük nedenlerinden biriydi.

D8, denk bütçe ve gelir dağılımındaki uçurumun giderilmesi 54’üncü hükümetin temel politikalarını oluşturdu. Ne var ki Mısır’da yaşanan bayrak krizi ve Libya Lideri Kaddafi’nin PKK ile ilgili çıkışları hükümeti dış politikada zor durumda bıraktı.

Sincan’da sahnelenen bir tiyatro gösterisi, taksime camii iddiaları ve başbakanlıkta tarikat liderlerine verilen yemek, komutanlar ve Çankaya’nın patronu Süleyman Demirel’le hükümeti karşı karşıya getirdi. Hükümete karşı topyekün, ancak adı konulmamış bir savaş açıldı. MGK sadece irtica gündemiyle toplanıyor, brifingler veriliyor, manşetler atılıyor, kendi dönemi içinde 5’li çete olarak adlandırılan sendika ve esnaf federasyonları birbiri adına açıklamalar yapıyordu. Vural Savaş ve Çevik Bir 54’üncü hükümet döneminde öne çıkan isimler oluyordu. 12 Eylül’de köşe başlarında konuşlanan tanklar 28 Şubat’ta köşe başlarında ve stratejik yerlerde konuşlanmıyor, yürüyordu.

Demokrasiye yapılan balans ayarından, Kur’an Kursları ile İmam Hatip Liselerinin kapatılması, eğitim-öğretimin 8 yıla çıkartılması ve başörtüsü yasağı çıktı.

Bin yıl devam edeceği benimsenen 28 Şubat’ın üzerinden 9 yıl geçti. Aktörlerinin çoğu yaşlandı… Sırf onlar mı? 28 Şubat öncesinde geleceğe umutla bakan, hayallerini gerçekleştirmek için çabalayan, kısacası iyi şeyler yapmaya çalışan 15-20 yaş arası yüzbinlerce delikanlı da büyümeden ihtiyarladı. Hayaller yıkıldı, emekler boşa gitti. Üniversite kapıları yüzbinlerce gence kapandı.

Peki, bugün ne yapmalı? Dokuzuncu sene-i devriyesinde sürecin tarafları birbirlerini suçlamaktan öte, “28 Şubat gerekliydi” veya “28 Şubat utanç vericiydi” gibi tartışmalardan sıyrılarak, tarihle yüzleşmeli… Bunu da en fazla muhafazakârlar yapmalı…28 Şubat’ın ‘öncesi’ değil de ‘sonrası’ konuşulmalı… Süreçle birlikte Türkiye’ye biçilen “ılımlı İslam” rolü irdelenmeli… Muhafazakâr kesim sürecin kendilerinde yarattığı gerginliğin kıskacında bir o yana bir buyana sallanarak, “Jandarma’nın şehirde ne işi var” gibi gereksiz söylem ve tartışmalardan uzak kalmalı.

Post-modern darbeyi yapanları eleştirip yerden yere vurmak işin kolayına kaçmak olur. Doğru olan darbecileri yargılama işini tarihe bırakmaktır. 28 Şubat’ın mağdur kesimi olan İslamcılar, bugün kendi gelecekleri için sakin bir ortamda düşünmeli, denize düşünce sarıldıkları kesimin kendi iç dünyalarında yarattığı olumlu ve olumsuz etkilerini tartmalı ve gelecekteki tavırlarını bu tartının sonucunda ortaya çıkacak ağırlığa göre şekillendirmelidir.










Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

Vatandaş [ 2006/02/28 21:56 ]
28 Şubat yaşanması gereken bir olaydı ve yaşandı. keşke hiç yaşanmasaydı, keşke yaşanmasına sebep olan olaylar olmasaydı. Ben 28 Şubat taraftarıda değilim karşıtı da. O zamanlar bu ülkede bir başbakan tarafından yapılmaması gereken olaylar yaşandı. Ama demokratik bir ülkede ordunun demokrasiye müdaheleside acı veren bir olaydır. Şimdi 28 şubatçılar ya da karşıtları gibi kutuplaşmalar yaratmak yerine olayın neden ve sonuçları ele alınarak bir daha bu ülkenin böyle modern yada post modern olayları yaşaması engellenmelidir

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2007.01.29 -  2 önemli konu
 2006.11.27 -  Ziya Gökalp ve Felsefe Dersleri
 2006.10.16 -  Birinci tehdit
 2006.09.04 -  Konya’nın Meydanı neresi?
 2006.08.12 -  Ortadoğu’ya Londra’dan bakmak
 2006.07.06 -  Joan Baez'de gelsin
 2006.06.05 -  Sosyal Demokratlar nereye koşuyor?
 2006.05.09 -  Sarısını yitirdi Fener
 2006.04.07 -  "Kudret” Meselesi
 2006.03.14 -  Akif’in Oğlu
 2006.02.28 -  28 Şubat’la Yüzleşmek
 2006.02.14 -  Cemal Kutay ve Tarihçilerimiz
 2006.01.31 -  Üsküdar Vakası ve İlahiyatçılar
 2006.01.24 -  Kaybedilen ne? Futbol mu seçim mi?
 2006.01.18 -  Türkiye tarihin neresinde?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com