:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

18 Mart bu yıl farklıydı.... 
Nadide Ü.Altıparmak   (  )

Gazetelerde bu yıl Askeriye’nin Bilboardlarda ve Clp’lerde Şehitler Günü ile ilgili çalışmalar yapacağına dair haberler vardı. Nasıl sevindim gurur duydum anlatamam. Ama Konya’da göremedim. Belki de benim yol güzergahım üzerinde yoktu. Yolum Adana’ya düştü bu hafta, görmek orada nasip oldu. 18 Mart Çanakkale Haftası ve Şehitler Günü ile ilgili programları televizyonlarda izlerken daha da bir gururlandım.
Bu yıl daha farklıydı.
Daha da farklı olmalı... Neden mi?
Yıl 1984...
Türkiye Cumhuriyeti’ nin Başbakanlık makamında rahmetli Turgut Özal var. Aynı dönemin Milli Eğitim Bakanı ise Sayın Vehbi Dinçerler. Ülkesinin geleceği adına çözüm yolları araştıran Turgut Özal, eğitim konusunda da Japon pedagoglara bir araştırma yaptırmak ister ve ülkemize davet eder. Eğitim konusunda uzman bir heyet, Türk gençleri hakkında araştırma yapmak üzere ülkemize gelirler. Bir süre ülkemizin değişik yerlerinde görüşmelerde ve temaslarda bulunurlar. En nihayetinde araştırmalarının sonuçlarını açıklamak üzere Başbakanımız yanına çıkarlar. Milli Eğitim Bakanımız da bu sırada orada bulunmaktadır. Heyetin netice gayet açık ve kısadır.
_ Sizin gençlerinizde milli şuur yok!
Yöneticilerimiz aldıkları bu üzücü cevap karşısında hayretler içerisinde kalır ve hemen sorarlar.
_Peki siz Japon gençlerine milli şuur verme adına neler yapıyorsunuz?
_Biz gençlerimize, daha ilkokula başlamadan, şok testler uygularız. Mesela, uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptırırız. Çok katlı yollardan da geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Sonra robotlarla çalışan büyük fabrikalarımıza götürür, gezdiririz. Mini mini çocuklarımız teknolojinin baş döndürücü neticesini görerek şok olurlar, hayranlık duyarlar. ‘Bu şoktan sonra onları Hiroşima’ ya, Nagazaki’ ye götürürüz. İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasıyla müthiş surette tahrip edilmiş olan bu bölgeleri biz aynen koruyoruz. Oraları da çocuklarımıza bilgiler vererek gösteririz. Hiçbir canlının ve bitkinin hayat bulmasına imkan vermeyen atom bombasının bugüne uzanan etkilerini hayretle seyrederler. Tabiidir ki çocukların bütün görüp dinledikleri, masum ve temiz ruhlarında derin ve etkili izler bırakır. Bütün bunların ardından da onlara deriz ki:
_Eğer sizler çalışmaz, sizden öncekileri geçmezseniz, vatanınızı işte böyle düşmanlar bombalar, yakar, yıkar ve hiçbir canlının yaşayamayacağı hale getirir; sonra da çeker gider. Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geçecek yeni araçlar yaparsınız, daha da gelişmiş fabrikalar kurarsınız. Ülkeniz, milletiniz yücelir, yükselir, daima bütün insanların saygı duyduğu ve özendiği bir konumda kalır. Şimdi artık, çalışkan olup olmama kararını kendiniz veriniz. Çalışmak ve ülkenizi sevmek zorunda değil misiniz? Artık bunu siz düşünün ve kararınızı verin!
_Çocuklarımız bununla ikinci bir şok daha yaşarlar ve bu şoklarla iyi bir Japon olmaya doğru güçlü bir adım atmış olurlar.
Yetkililerimiz, Japon gençlere nasıl milli şuur kazandırıldığını öğrenmişlerdir. Ardından bir soru daha sorarlar.
_Peki biz, Türk gençlerine milli şuur kazandırma adına ne yapmalıyız.?
_Bildiğimiz kadarıyla, sizin, gençleriniz için bir çok Nagazaki’ niz ve Hiroşima’ nız var. Bizimkinden çok daha önemli bunlar. Em önemlisi de Çanakkale savaşlarının geçtiği bölgedir. Birinci Dünya Savaşı’ nın bu bölümü, gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile...
Bir metre kare toprağa altı bin merminin düştüğü yerdir Çanakkale... Böyle bir savaştan Türkler her şeye rağmen galip çıkıyor, zor olanı başarıyorlar. En gelişmiş teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak, imanın galip geldiğinin ispatını yapıyorlar.Üstelik karşılarında tek bir düşman değil, birleşmiş güçler, sizin tabirinizle yetmiş iki buçuk millet vardır.‘İşte bu tablo ve bu bölge, gençlerinizin milli şuurunun pekişmesine fazlasıyla yeter. Bunun için gençlerinizi gruplar halinde Çanakkale’ ye götürmelisiniz. Her Türk genci Çanakkale Savaşlarının olduğu bölgeyi mutlaka gezmeli, görmeli ve öğrenmelidir.’ Ve o gençlere denmelidir ki: ‘sizler çalışmazsanız, birlik içinde olmazsanız, düşmanlar Çanakkale’ ye geldikleri gibi bu defa da başka şartlar altında başka şekilde gelirler, size yaşmayı haram ederler. Çalışır, birlik içinde olursanız, teknolojiyi yakalarsınız; barışa katkıda bulunur; vatanınızı müreffeh bir hale koyarsınız.’‘Evet, gençlerinize bunları telkin ettikten sonra da, bu zaferin destanını en güzel biçimde dile getiren Mehmet Akif’i ve O’ nun Safahat’ını okutunuz.’İşte Japon heyetin açıklaması böyledir.
İşin bir acı yanı bugün bu öğütleri onlardan alıyor olmamız, bir diğeri ise böyle dev bir tarihe sahip olduğumuz halde gençlerimizin milli şuurdan, manevi değerlerden ve de atalarından kopmuş olmasıdır. Ecdadımızın bizlere emanet etmek için canlarını verdiği bu özgür topraklar üzerinde yaşamakta, ama onların o kahraman ve övülesi ruhundan bihaber dolaşmaktayız.
Bu durumdan kurtulmak için yapacağımız ilk ve en önemli şey, muhakkak Gelibolu Yarımadasına gitmek, bir milletin varlık ve yokluk savaşı verdiği o mukaddes topraklara kapanıp cedlerimizin kalp atışlarına kulak vermek ve bizlere fısıldadıkları şeyleri duymaya çalışmak olmalıdır.Burası Çanakkale’dir. Burası dünyanın en büyük donanmasının en yenilmez ordularının gelip gelip büyük hüsranlarla gersin geriye döndüğü esrarengiz topraklardır .Buraları gezmek, şehit kanları ile sulanmıs bu toprakları ibretle gözlemek bu vatanın evlatları olan bizler için önemli bir ders olacaktır.Çanakkale Savaşı’nın dünyayı kasıp kavuran 1. Dünya savaşındaki yeri ve önemi dünya Müslümanlarının hamisi olan Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu zorluklar dünyayı ikiye bölmüş itilaf ve ittifak devletinin planları, Gelibolu`nun dünya haritasındaki gizli emelleri, buraları gezmeden önce bilmemiz gereken en önemli konuların başında gelmektedir. Çanakkale’yi önemli kılan sebeplerden biri de ordumuzun başarıları yanında bugün bile maddi şeyler ile izah edemediğimiz enteresan hadiselerdir. Bu tarz birçok olay ve bu akıl almaz hadiselere şahit olan düşmanların açıklamaları da yan yana getirildiğinde görülmektedir ki, bu vatanın evlatları bu topraklarda tek başlarına bırakılmamışlardır.
Vesselam...
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 11 yorum yapılmış )

fedai [ 2006/03/28 18:07 ]
öncelikle böyle müstesna ve manidar bir konuyu ele aldığınız için şahsım adına teşekkür ederim. gerçekten ülke siyaseti ve gidişatı hakkında özellikle şu dönemde çok kritik günler yaşıyoruz. ve bizim herşeyden önce milli şuura ve milli manevi değerlerin önemine hakim olup vatanımıza milletimize öncelikle bireysel olarak sahip çıkmamız gerekir. bireysel olarak sahip çıkalım ki olayı ilerde toplumsal aşamaya taşıyabilelim.şunu açıkça belirtmek isterim ki yabancı güçlerin de desteğiyle ülkemizde 80 li yıllarda bir pkk sorunu inkişaf etti. bunun nedenleri yıllar boyu konuşuldu. kimine göre devletin doğuya yatırım yapmaması, kimine göre ise kürt kardeşlerimizin cebren veya cehalet gibi nedenlerle kandırılması sebepleri öne sürüldü. istiklal harbinde çanakkale cephelerinde sırt sırta çarpışmış ve birlik olmuş bu insanlar neden yıllar sonra kanlı bıçaklı oldular? sizin yazınızda olduğu gibi doğudaki ve güneydoğudaki insanımız temelde çanakkaleden mahrum kaldılar. çanakkaleye gittiğimizde orada şehit olan kardeşlerimizin mezarlarını görüyoruz onların içerisinde kürdü de türkü de lazı da çerkezi de birlik olup vatanı bize emanet etmek için kanlarını feda etmişler ve bastığın yerleri toprak diyerek geçme demişler. nasıl ki japon pedagoglar geliboluya çanakkale ye götürün gençlerinizi demişlerse de bizim çanakkaleyi ve çanakkale gibi kanla kazanılmış ama ama kansız da vermeyeceğimiz bu yerleri oralara götürseydik belki bir anıt belki bir şehit mezarı yaptırmış olsaydık belki de böyle vahim bir durumla karşılaşmazdık.velhasıl bir türk aç susuz yaşayabilir ama vatansız asla ! son sözüm KANLA KAZANILMIŞ TOPRAKLARI KANSIZ VERMEYİZ ! VERİRSEK TE KANSIZLIK ETMİŞ OLURURUZ. manidar yazılarınızın devamı temennisyle ...
fedai [ 2006/03/28 08:40 ]
öncelikle böyle müstesna ve manidar bir konuyu ele aldığınız için şahsım adına teşekkür ederim. gerçekten ülke siyaseti ve gidişatı hakkında özellikle şu dönemde çok kritik günler yaşıyoruz. ve bizim herşeyden önce milli şuura ve milli manevi değerlerin önemine hakim olup vatanımıza milletimize öncelikle bireysel olarak sahip çıkmamız gerekir. bireysel olarak sahip çıkalım ki olayı ilerde toplumsal aşamaya taşıyabilelim.şunu açıkça belirtmek isterim ki yabancı güçlerin de desteğiyle ülkemizde 80 li yıllarda bir pkk sorunu inkişaf etti. bunun nedenleri yıllar boyu konuşuldu. kimine göre devletin doğuya yatırım yapmaması, kimine göre ise kürt kardeşlerimizin cebren veya cehalet gibi nedenlerle kandırılması sebepleri öne sürüldü. istiklal harbinde çanakkale cephelerinde sırt sırta çarpışmış ve birlik olmuş bu insanlar neden yıllar sonra kanlı bıçaklı oldular? sizin yazınızda olduğu gibi doğudaki ve güneydoğudaki insanımız temelde çanakkaleden mahrum kaldılar. çanakkaleye gittiğimizde orada şehit olan kardeşlerimizin mezarlarını görüyoruz onların içerisinde kürdü de türkü de lazı da çerkezi de birlik olup vatanı bize emanet etmek için kanlarını feda etmişler ve bastığın yerleri toprak diyerek geçme demişler. nasıl ki japon pedagoglar geliboluya çanakkale ye götürün gençlerinizi demişlerse de bizim çanakkaleyi ve çanakkale gibi kanla kazanılmış ama ama kansız da vermeyeceğimiz bu yerleri oralara götürseydik belki bir anıt belki bir şehit mezarı yaptırmış olsaydık belki de böyle vahim bir durumla karşılaşmazdık.velhasıl bir türk aç susuz yaşayabilir ama vatansız asla ! son sözüm KANLA KAZANILMIŞ TOPRAKLARI KANSIZ VERMEYİZ ! VERİRSEK TE KANSIZLIK ETMİŞ OLURURUZ. manidar yazılarınızın devamı temennisyle ...
[ 2006/03/25 16:35 ]
18 MART' I HER YIL FARKLI YAŞAMAK VE HER GEÇEN YIL DAHA DA DOLU YAŞAMAK LAZIM SANIRIM, YAZINIZDA BİZLERE BUNU BİR KEZ DAHA HATIRLATTIĞINIZ İÇİN SİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM. MİLLETÇE BİRLİK VE BERABERLİĞE FAZLASIYLA İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ VE MİLLİ ŞUURUN EKSİKLİĞİNİ YÜREKLERİMİZDE HİSSETTİĞİMİZ BU SON YILLAR SİZ VE SİZİN GİBİ DÜŞÜNENLERLE SONA ERECEKTİR. DİYE DÜŞÜNÜYOR VE UMUT EDİYORUM. 18 MART BİR MİLLETİN DİRİLDİĞİ GÜNDÜ VE ARTIK YENİDEN DİRİLEREK AYAĞA KALKMA ZAMANI GELDİ. BENLİĞİNİ KAYBETMEK ÜZERE OLAN YENİ NESLİ SİZİN YAZINIZI OKUMAYA VE ANLAMAYA ÇAĞIRIYORUM....UNUTMAYALIM Kİ ÇANAKKALE BİZİMDİ VE ORADA ECDADIMIZ BİZLER İÇİN BİR SAVAŞ VERDİ...O GÜN DÖKÜLEN KANLAR, VERİLEN NİCE CANLAR BİZİM SIRTIMIZDA VEBALDİR. BU VEBALİ HAKKIYLA TAŞIYIP TAŞIMADIĞIMIZI BİR KEZ DAHA DÜŞÜNMELİYİZ.SAYGILAR VE SONSUZ BAŞARILAR
isimsiz [ 2006/03/25 13:50 ]
Yüzbinlerce şehit veriğimiz bu korkunç savaşta Türk askeri düşman askerlerine gayet insanca davranmıştır.
-Buna küçük bir örnek;
Avustralyalı Çavuş Coller savaş anılarını anlatırken Türk askerinden şöyle bahseder: “Türk askeri yaralı ve yürümeyen bir askerimizi bulur, yaralarını temizleyip sarar ve onu kuytu bir yere bırakır, arkadaşları tarafından bulunması belki biraz gecikir diye yaralı askerimizin yanına yiyecek ve su bırakıp gider” evet bunu söyleyen Avustralyalı bir asker!
Medeniyim diyen, dünyaya insan hakları getireceğim deyip binlerce insanı yok edenlere bu ders olmalı diye düşünüyorum. Bu atmosfer devam ederken Yüce önder ATATÜRK, “Ben size ölmeyi emrediyorum” diyordu. Tam bir inanç ve teslimiyetle çarpışan Mehmetcik, Türk ve dünya tarihine unutulmaz bir not düşüyordu; ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!
Zaferin 91. yıl dönümü münasebetiyle, başta Ulu Önder ATATÜRK’e ve diğer şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet gazilerimize sağlık ve afiyet dilerim.
Sağol büyük ecdat!Ruhun şad, mekanınız cennet olsun!
Ne mutlu TÜRKÜM diyene!
isimsiz [ 2006/03/23 17:02 ]
tek söleye bilceğim şey harka bir yazı olmuş her konulara bu şekilde yaklaşırsa türk milleti hak ettiği yere en kısa zmanda gelecektir
? [ 2006/03/23 12:20 ]
Çanakkale'yi Ziyaret

Bu ay duygu doluyum, çok bunaldım, sıkıldım,
Irak’taki zulümleri duydum hepten yıkıldım,
Tam sırasıdır dedim, şehitlere gitmeliyim,
Artık dayanamam, efkarlarımı atmalıyım.
İyi düşünmüşüm, zamanlama da tam isabet,
Tavsiye ederim sana, sen de gel, acele et.
Her taraf kıpkırmızı olmuş, gelincik çiçeği,
Bol fatiha, dua... Şehitlerin tek içeceği.
Sanırsın mahşer yeri ne kadar da kalabalık,
Duygular dipdiri, ne bir sertlik ne de kabalık,
Bilenler anlattıkça hisler daha da kabarıyor,
Burada ağlanır, gözyaşlarını saklamak zor.
Kimi, dikkatlice arar dedesinin ismini,
Kimi de çeker, küçük çocuklarının resmini.
Kimi hıçkırıyor, kimisi mendil kullanıyor.
Şehit mezarları gözyaşlarıyla sulanıyor.
Abdülhamid’in tabyalarına ayak bastınız,
Sesi kulağınızda çınlar: “Ne bana kasdınız?
Tabyalarım hala bakımsız, yıkılmış, çöp, koku.
Yeni yaşamış sanki, Onsekiz Mart’taki şoku.
Artık onarın bunları, dünyayı güldürmeyin,
Beni anlamadınız, bari eserleri öldürmeyin.”
Koca Seyit gülüyor, gözü boğaza bakarken.
Daha mutlu, yaramaz çocuk sırtına çıkarken...
Ziyaretçiye eziyet için çok şey yapılmış...
Yeşil Morto Koyu, arabalarla tıkış tıkış.
Şehitler Abidesi bu sefer daha da durgun,
Göstermelik kazma darbelerinden, çok yorgun,
Salim Mutlu, çok sevdiği şehitlere kavuşmuş,
Sevenler, Alçıtepe’de müzesinde buluşmuş.
Yahya Çavuş, bakarken Ertuğrul koyuna,
Sanki cihad öğretiyor torununa, soyuna...
Sargıyeri... Vahşi Batı’nın tarihteki izi,
Şehitlerin feryadı o güne götürür bizi.
Mehmet Çavuş çok şanlı şehit, makamı yüksek,
Erişebilir miyiz O’na, bu tempoda yürürsek?
Hala zafer coşkusu yaşıyor, Conkbayırı,
Bayram yerine dönmüş yemyeşil çayırı.
Sfenks hala, Anzak Koyu’na merakla bakıyor,
Şaşkın Anzaklar, sanki sahile yeni çıkıyor.
Kulaklarımda çınlar topların gümbürtüleri,
Hayalimi kaplar, kaçan düşman görüntüleri.
Çimentepe’ye yol yok, gidiş acaba nasıl?
ALPEREN [ 2006/03/23 12:15 ]
Çanakkale

Çanakkale Şehitlerine

Çanakkale! Çanakkale!
Mehmetçik dönüşmüştü sele
Allah diye yürüdü bir kere
Dur demek mümkün mü o şanlı askere

Vatan evlatlarının can verdiği yer
Yedi düven denilen şer
İşte Çanakkale, işte asker
Tarihte görülmemiş böyle zafer

Candan, canandan geçmiş asker
Şehitleri selamlıyor peygamber
Cennete kapıdır yattığın makber
Melekler posta posta Hüda'dan gelir haber

Tarihi kin. Garbın gelişi
Halâ unutamamış o büyük zaferi
Türk anası nasıl doğurmaz Fatih'i
Çanakkale Hakkın zaferi

Şehitlerin kanıyla kızaran toprak
Bağrında yatanlar öyle şanlı öyle pak
Şehitler saf tutmuş Conk bayırına bak
Ataların geliyor, Ey Türk ayağa kalk.

ALPEREN [ 2006/03/23 12:13 ]
Çanakkale Şehidlerine
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı ! hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman o orduyu seyret ki, bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
ALPEREN [ 2006/03/23 12:08 ]
''Ey Türk titre ve kendine gel''.'' Sen Şehit oğlusun incitme yazıktır Atanı.'' Çok önemli bir konuya değinmişler bu hafta yine.Bende bir Türk genci olarak şunu söylemek istiyorum.Gidiniz ve Ecdadın savaş yaptığı yerleri görünüz.Japonlar birde şunu söyler tarihinizin neresinden örnek alırsınız sorusuna şöyle cevap vermişlerdir hiroşimayı ve nagazakiyi çocuklarına gösterirler.Bizler Çanakkaleyi unutmamalıyız Bir destandır Çanakkale.Nadide hanıma teşekkürler yazılarınız çok güzel Başarılar.NOT:Çanakkaleye gitmek isteyenler buradan bilgi alabilir.150 ytl ye çok uygun üç gün üç gece bir tur her şey dahil müracat tel:3526586 ben 13 ay Kaldım orda yeterince Milli şuur yerleşti ama gitmeyenleri oraya götürmek ve buram buram Şehit kanı kokan toprakları gezdirmekte boynumuzun borcu. Çanakkale GeçilmezÇanakkale Geçilmez
Bir elde Kuran, bir elde silah
Gökler inliyor; Ya Allah, Bismillah
Çanakkale geçilmez yemin billah
Onlar Atatürk'e nefer oldular
Kimi topçu, kimi okçu, süngücü
Ne ayrılıkçı var, ne de bölücü
Tek yürek yapmıştı o iman gücü
Onlar siperlere şevkle doldular
Cephelerde Allah Allah dediler
Göğsünden binlerce kurşun yediler
Elbise yerine kefen giydiler
Onlar şehadeti böyle buldular
İki yol var; ya istiklal, ya ölüm
Ay yıldızlı bayrak oldu kan gölüm
Tarihe yazıldı şanlı bir bölüm
Onlar kurtuluşu canla sundu
AYŞE KARA [ 2006/03/22 14:58 ]

18 Mart Şehitler Günü Anma... 18 Mart günü başlayan şanlı hareketi, insanlığı sınıflar rejiminden her zaman için kurtaracak olan büyük toplumsal devrimin şafağı olarak gördüğümüz bu gün için ilimizde yeterince kutlamaların yapılmadığı gerçekten üzücü.Şu küçük yapılı ve BÜYÜK BEYİNLİ Japonlardan alacağımız daha çok dersler var...Tespitleri doğru ve yerinde...Milli şuurun gençlerimizde gelişmiş olmayışının sebebi sadece gençlikmi??yetişkinler ve eğitimciler bu soru özlerine sormalı bence... Millî şuur, bir milletin, kendini duyması ve bilmesidir. Hem duyguya hem de düşünceye dayanan millî şuur, bir milletin mânevî kuvvetlerinden en önemlisidir. Milletlerin hayatını koruyan dört savunma hattından en geride olanı yâni sonuncusu ve en mühimi millî şuurdur. İnsan uzviyetinin akciğer, karaciğer, kalp ve beyin nasıl dört önemli organı ise, bir milletin de ordu, bağımsızlık, dil ve milli şuur, dört büyük kalesidir.BU KONU İLE İLGİLİ YAZINIZI ÇOK BEĞENDİM NADİDE HANIM.BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYOR VE ZEVK İLE OKUYORUM YAZILARINIZI..SİZİN GİBİ MİLLİ ŞUURU AÇIK GENÇLER GÖRMEK İSTİYORUZ..TEBRİKLER...BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM.
[ 2006/03/22 14:23 ]
bu yazıyı okurken bir kez daha Türklügümle gurur duydum ve o günleri düşünüp bir kez daha silkinip kendime geldim. Nadide Hanım bu güzel yazının için teşekkür ederim...

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2008.12.15 -  Yapboz
 2008.11.09 -  MUSTAFA
 2008.04.02 -  Adile Sultan
 2008.03.11 -  ASIM'IN NESLİ ve 120
 2008.02.13 -  Belediye Mevlana’yı tam anlatabildi mi?
 2008.02.05 -  Reklamcılar Sonunda Haber Oldu
 2008.01.29 -  2016 yılında Türkiye Süper Güç olacak
 2008.01.08 -  Kadınların gerçek dünyası üzerine bilinmeyenler
 2007.12.18 -  Konya’yı Değiştiren Adam
 2007.12.06 -  Fincan ve Kahve
 2007.11.27 -  Hollywood ve Türkler
 2007.07.24 -  Ulvi olan sükuttur, gayrisi zaaftır…
 2007.07.18 -  AKP- DP ve rakamsal gerçekler
 2007.07.02 -  Seçim ve Propaganda
 2007.05.10 -  Cumhura rağmen AKP CHP çıkmazı!
 2007.03.21 -  Er kişi niyetine !!!
 2007.01.30 -  Usul usul ve İstanbul - Musul
 2007.01.05 -  Keklik, Kahır ve Saddam!
 2006.12.29 -  BAYRAM ve CHRİSMİS
 2006.12.22 -  DERLEME
 2006.11.29 -  SALI 20:30 KINALI KUZULAR
 2006.10.18 -  KORKU VE CESARET
 2006.09.26 -  Kaldığımız yerden devam
 2006.08.09 -  Tatil dediğin böyle olur …
 2006.07.13 -  Çağın Dede Korkut'una
 2006.07.05 -  Kimin umurunda?
 2006.06.22 -  4. Türkçe Olimpiyatı’nın ardından ...
 2006.06.08 -  BİZ TÜRKLER
 2006.06.02 -  Fare Öyküsü ...
 2006.05.25 -  Üstad
 2006.05.18 -  Yorum Sizin! ...
 2006.05.08 -  Öyle bir lider ki...
 2006.04.26 -  Terazinin Bir Kefesinde Tesettür Bir Kefesinde Mayo
 2006.04.20 -  Kutlu Doğumun ardından ....
 2006.04.05 -  Ne günlere kaldık!
 2006.03.22 -  18 Mart bu yıl farklıydı....
 2006.03.15 -  Geliyoooor geliyor! İthal doktor Geliyoor!
 2006.03.07 -  ‘Medeniyet’ dediğin tek dişi kalmış canavar!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com