:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

GÜÇ VE CESARET… 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )



Temel insani duygulardan birisi olan korku ve ona bağlı olarak da güç üzerine iki hafta önceki birlikteliğimizde düşüncelerimizi kısmen ifade etmiştik. Güç ve korkudan bahsederken cesareti konuşmamak mümkün değil. Zira; korkuyu yenen, gücü veya iradeyi harekete geçiren unsur cesarettir.

İnsani duygular üzerine düşünürken hiç birini bir diğerinden ayrı tutmak mümkün değil. Bu gün de “Güç ve cesaret” üzerine düşünelim istedim. Daha sonraki birlikteliklerimizde de “cesaret ve cehalet”, “cesaret ve ahlak”, “ahlak ve maneviyat” kavramları üzerinde birlikte düşünmeye devam edelim istiyorum. Elbette bu kelime ve kavramlarla ilgili düşünülebilecek, söylenebilecek şeylerin çok az bir kısmını burada ele alabileceğim. Ama sonuca ulaşabilmek veya belli mesafeleri alabilmek bir başlangıca ihtiyaç duyar. Burada bu konuları ele alırken sosyo - politik ve iktisadi hayatın içerisinde bunalan zihinlerimizin bir damla da olsa farklı düşüncelere yönlenmesini arzu ediyorum.

Bir önceki yazımızda özetle; “hiçbir gücün, sahibi veya muhatapları için sınırsız korku kaynağı olmadığı gibi hiçbir korkunun da sadece güçsüzlükten doğmadığını ifade etmiştik. Başta da ifade ettiğim gibi “güç ve korkudan bahsederken bunların cesaret ile ilişkisinden bahsetmemek mümkün değil.

Sözlüklerde cesaret kavramı; tehlikeleri, güçlükleri göze almayı sağlayan ruhsal güç, korkusuzluk, yüreklilik olarak tanımlanıyor. Biz de cesarete, bir anlamda hayatımızda atacağımız her türlü adımın sıçrama noktasıdır diyebiliriz.

İnsanlık dinamik bir hayat yaşıyor. Her gün yeni gelişmelere, yeni girişimlere, yeni ortamlara, yeni dostluklara, yeni birlikteliklere ve nice farklı yeniliklere açık ve ihtiyaç duyan bu hayatı yaşarken başarıya ulaşabilmenin temelinde bilgi, birikim, tecrübe gibi ihtiyaçların kullanımı ve harekete geçirilmesinde en büyük rollerden birisi de cesarete aittir. Sadece öngörü veya belli birikimlerden doğan yorum yapabilme kabiliyeti haricinde gelecekle ilgili bilgi verilmeyen insan her attığı yeni adımında karşılaşacağı neticelerden korkmaması ve ilerleyebilmesi inanç, ilke, bilgi, tecrübe gibi kaynakların yanında onları ateşleyecek bir duyguya da ihtiyaç duyar. İşte bunun adı da cesarettir diyorum. Cesaret, ateşleyecek bir duygu, ruhsal bir güçtür diyorum çünkü; cesaretin bittiği yerde başarıdan, hürriyetten ve ilerlemeden söz etmek mümkün olmaz ve esaret başlar. Bunu tek bir insandan başlayarak insanların kurmuş olduğu en büyük organizasyonlar olan devlete kadar uzanan silsile için de söylemek mümkündür. Çünkü; cesaretini kaybetmiş, korkularına esir olmuş bir insanın, bir ailenin, bir işletmenin hatta bir devletin başarılı olabilmesini beklemek mümkün değildir.

Cesareti körü körüne bir mücadelenin kaynağı olarak algılamayı da doğru bulmak imkansızdır. inançtan, bilgiden, erdemden uzak bir cesaretin ancak ve ancak kuru bir macera ruhundan ibaret olduğunu ifade etmek gerekir ki; böyle bir durum ciddi felaketlerin de başlangıç noktası olacaktır. Son dönemde özellikle liselerimizde yaşanılan ve sosyal bir felaket olarak ifade edebileceğimiz olayların temelinde de cehalet, bilgisizlik ve inanç yoksunluğu olduğunu düşünüyorum. Çünkü toplum olarak bir çok kavramda olduğu gibi cesareti de farklı yorumluyor, yeni nesillerimize farklı öğretiyoruz. Cesareti kuru bir korkusuzluk, günübirlik ve ucuz kahramanlık, sadece dünyaya ait beklentilere ulaşabilmek için gereken bir duygu olarak yaşar ve öğretirseniz varacağınız sonuç aslında büyük korkuları olan ancak hiçbir şeyden korkmayan bir ruh hali sergilemeye çalışan ucuz kahramanlar, sınırları olmayan bir özgürlük anlayışı, vicdanlarını rafa kaldırmış insanlar yığını, dayanışan ve birbirini tamamlayan dostluklar yerine çıkar ilişkilerine esir olmuş birlikteliklerden öteye gitmeyecektir.

Güç sahiplerinin basiret ve ferasetinden, cesaret sahiplerinin de vicdan ve gönlünden emin olunduğu bir dünyayı özlemeyenimiz var mı?



Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com