:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

GÜÇLERİN HESABI 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )


Köşemde genel ilke olarak siyasi yazılar kaleme almıyorum. Ancak, öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; gündeme takılmamak, yaşanılanlara şahit olup bir kaç kelam etmemek mümkün olmuyor.

Türkiye’de her ne kadar güçler ayrılığı olsa da, yasama, yürütme ve yargının kendi içerisinde bağımsızlığından söz edilse de pratikte bu bağımsızlığın ne kadar geçerli olduğundan şüpheye düşürecek örnekleri son dönemde sıkça yaşıyoruz.

Evet. Her gücün bir hesabı var. Hem kendi içerisinde hem de diğer güçlerle bağlantılarında. Ama bu hesabın milletimizin faydasını temin adına değil yıllardır hakimiyet kaygısı ve kavgası içerisinde olduğundan bahsediyorum. İstisnasız her gücün bir hesabı vardır, doğru. Ancak; Hesapsız güç; hesap edilebilirliğin üzerinde olmakla kalmadığı gibi gücün muhatapları üzerindeki hegemonyasını da hesapsızlaştırabiliyor. Bizim takıldığımız nokta da burası. Ben bu noktaya takılırım. Çünkü uluslar arası arenada ülkenin sulh ve selameti için varlığına ihtiyaç duyduğumuz güçler kendi içerisinde yaptıkları denge ve güçlerinin hakimiyet savaşı ile güçsüzleşen, komik durumlara düşen, hatta sorgulanan ülke benim ülkem, bizim ülkemiz.

Bizim güç olarak ifade ettiklerimizi; 24 Nisan tarihli Yeni Şafak’taki köşesinde “Bu gün 23 Nisan neşe doluyor insan” nakaratımıza atfen “Neşe Dolamıyoruz” başlığı ile kaleme alan Ahmet Kekeç Beyefendinin “Nedir yetkili organlar?” ara başlığı ile ele aldığı soru ve sorgulamaları sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Nedir yetkili organlar?
MGK mıdır, Anayasa Mahkemesi midir? Danıştay, Sayıştay, Yargıtay vesair kurumlar mıdır?
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama, tarihin üzerindeki ''yasak'' perdesi durup durmakta.
Konuşulamıyor, tartışılamıyor, araştırılamıyor.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama, üzerinden 83 yıl geçmiş bir olay, ''Ali Şükrü Bey cinayeti'' hâlâ sorgulanamıyor. Bu olayı Meclis gündemine taşıyan parlamenterlerin başına da tuhaf şeyler geliyor, getiriliyor.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama, Deli Halit Paşa'nın katilleri ortaya çıkarılamıyor. General Muğlalı'yı ise kimse hatırlamak istemiyor. Mustafa Suphi ve arkadaşlarını Karadeniz'de boğduran ''çete bakıyesi'' her defasında es geçiliyor.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama, ''Yassıada'' duruşmalarını manipüle edip Başbakan'ı darağacına gönderen irade bir türlü sorgulanamıyor.
12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde devlet adına cinayet işlediği, sabotaj yaptığı iddia edilen ''memurin'' kadrosu deşifre edilemiyor. ''Lockheed skandalı''nda adı geçen bürokratlar bir türlü ayıklanamıyor.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama, öğleden önce bir solcunun, öğleden sonra da bir sağcının öldürülmesinde kullanılan resmî silahların sahipleri ''bir türlü'' tespit edilemiyor.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ama, darbe yapıp anayasal düzeni silah zoruyla değiştiren kadro yargı önüne çıkarılamıyor.
Soygunlar ve yolsuzluklar önlenemiyor.
Hukuk yerinde sayıyor.
Doğrudürüst bir ''özgürlük düzeni'' kurulamıyor.
Gerçi, AB gazıyla darbe anayasasını şurasından burasından tırpanlayıp kuşa çevirmeyi başardık, demokratik talepleri mahkum etmekten vazgeçer gibi olduk, farklılıkları ve karşıtlıkları sindirmenin yollarını az buçuk öğrendik ama, egemenliği ''kayıtlı ve şartlı'' olmaktan çıkaramadık.
Gel de neşe dol! “
Biz de son söz olarak; herkesin bir hesabı varsa tüm hesapların sahibinin de bir hesabı vardır diyelim. Vesselam.
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

ser-dar [ 2006/04/29 15:31 ]
güçlerin dengesini kuracakların öncelikle ruhlarında bir denge kurmaları gerekiyor demekki... ister karun, ister firavun isterse haman olma gayretinde olsun hiç kimseye ne zenginlik tahtı, ne iktidar tahtı ne de bürokratik makam tahtı baki değildir...
selamlar...

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com