:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

SOBE 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )



Bilinmesi imkansız ama düşünülmeden yaşanılamayan, hedeflenen sonuçlara ait kesin değerlerin hesap edilebilirliği imkansız olan ama sonuç odaklı hesaplar yapılmadan yaşanılamayan şey gelecek olsa gerek.
Özellikle Fehmi Koru’nun Türkiye gündemine göre uzun sayılabilecek bir dönemdir söyleyip durduğu mart sendromu bizim de içimizi bunaltmış ki; bu köşeden bir süredir güç ve ilişkiler üzerene düşüncelerimi sizlerle paylaştım. Ve bu yazılarda “güç ve korku”, “güç ve cesaret”, “güçlerin hesabı” gibi başlıklarla bazı paylaşımlarımız oldu. Bir önceki yazımızda da “x ilişkiler” başlığında ülkemizde yaşanılan mafya, siyaset, ekonomi vs. ilişkileri üzerine denklemlerden bahsetmiştik.
İşin doğrusu belli hedeflere ulaşmak veya belli makamları kendi kaleleri gibi görüp, kalelerin zapt edilmesi için ülkemizde ilginç gelişmelerin olabileceğini bekliyordum. Ancak Danıştay olayı gibi bir gelişmeyi önceden ne tahmin edebilirdik ne de beklerdik. Belki siyasetçi dosyaları açılabilir, geçmiş defterler kurcalanabilirdi, belki x ilişkiler anlamında yeni problem ve denklemler keşfedilip, gündeme servis yapılabilirdi. Ama iş böyle gelişmedi. Hem acı, hem de kimsenin kabul edemeyeceği bir saldırıya dönüştü.
ABD’nin ikiz kuleleri ile ilgili söylentiler henüz unutulmamışken Türkiye’de sistemin kalbi sayılabilecek kurumlardan birine böyle bir saldırının düzenleniyor olması, Ülke üzerinde hesabı olanların hangi hesapsız girişimlerde bulunabileceğinin göstergesi olma ihtimali inanın beyinleri zorluyor.
Olay sonrası yaşanılan gelişmeler de maalesef bunu destekler mahiyette. Herkes okları bir noktalara doğru yöneltmiş, yaylar gerilmiş, sanki oku hedefe göndermenin heyecanıyla bekliyorlarmış. Henüz saldırganın kimliği ve bağlantıları hususunda bilgilere ulaşılmamış olmasına rağmen zihinlerdeki hedefe atışlar başlamıştı. Ancak güvenlik bürokrasisi bu olayda bana göre şaşırtıcı bir hızla bilgi ve belgelere ulaştı. Saldırganın çok kısa bir sürede yakalanması, kimlik ve kişilik bilgilerine ulaşılması taktir edilmeli. Saldırıyla ilgili siyasi veya bürokratik anlamda rant elde etmek isteyenlerin hevesleri bir anlamda kursaklarında kaldı. En azından bana öyle geliyor. Bunun yanında olayın büyük bir hızla çözülüyor olmasında da başka hedef veya kurguların olması ihtimalini düşünmek bile istemiyorum. Bakalım yakın tarihte neler yaşayacağız.

Sobe oyununu bilirsiniz. Bir ebe ve saklanması gereken birkaç kişi ile oynanır. Ebe gözlerini kapatır, diğer oyuncular ebenin en zor bulacağı yerleri önceden de düşünmüş olmasının verdiği güvenle saklanırlar. Mesele ebeye ya yakalanmayacaksınız ya da yakalanırsanız ondan önce koşup hedefi sobeleyeceksiniz. Sobelenen oyundan düşer.
Ve bu olayda ben hesapsız hesaplar yapanların sobelendiğini düşünüyorum.
Keşke tüm oyunlarımız çocukluğumuzda oynadığımız sobe gibi masum olsa, masum kalsa diye de hayıflanmamak mümkün değil.
Birlik, beraberlik ve huzurun kesintisiz yaşanılabilmesi belki dünyanın hiçbir ülkesinde mümkün değil ama insani müşterekleri yakalayabilmek de dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu kadar sanırım zor değildir. Vesselam.

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com