:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Üstad 
Nadide Ü.Altıparmak   (  )

Doğumu ve özüne kavuştuğu gün aynı güne denk gelen edebiyatımızın sultan-üş şuara’sı Necip Fazıl eserleri ile bir nesle yol gösteren, günümüzde hala yeri doldurulamamış, kandillerimizden biridir.
… hayatından kesitlerle ve gençliğe vasiyetini kaleme aldığım bu yazımda doğumunun 102. yılında ölümünün 23. yılında rahmetle yad ediyorum
26 Mayıs 1904'de İstanbul’da dünyaya geldi. Soyu Maraş'lı Kısakürekoğulları’ndan gelen Necip Fazıl'ın silsilesi Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim’e kadar dayanır. Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkararak edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı “Ben ve Ötesi” (1932) ile en az öncekiler kadar takdir topladı. Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp, içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur.Ve işte vakit; onu “Hak ve Batıl” arasındaki ince çizginin yılmaz savunucusu yapmaya vesile olan tanışma anı…Bir akşam, çalıştığı bankadan Boğaziçi’ndeki evine dönmek için bindiği ''Şirket-i Hayriye'' vapurunda karşısına oturan ve gözlerini ondan hiç ayırmayan; o güne kadar hiç görmediği, bir daha da göremeyeceği Hızır tavırlı bir adam, ona, kâinat çapında bir vaadin, Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri'nin adresini verir.Ve o müthiş etkileşimle, eline tutturulan adrese gider. Bohem hayatının en koyu rengini yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır, bir daha da ondan kopamaz. Artık buhran günleri bitmiş ve mücadele günleri başlamıştır. Necip Fazıl' ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması da bu döneme rastlar. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi piyesleri büyük ilgi görür. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır. Bir Adım Yaratmak ilk defa 1937-38 kışında, İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda, Muhsin Ertuğrul tarafından temsil edilir ve büyük bir alaka ile karşılanır. Necip Fazıl'ın şairliği ve oyun yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergiler ve bu dergilerde çıkan yazılarla sürdürdüğü mücadeledir. Haftalık Ağaç dergisi (1936, 17 sayı) dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul olmuştur. Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istenmiştir. Cinnet Mustatili adlı eserinde de hapishane anılarına yer vermiştir. Sık sık kapatılan ve toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlamıştır. Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adı değmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi müstear isimler kullanmıştır. 1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde verdiği konferanslarla büyük ilgi toplamış ve yığınlara yaptığı konuşmalarla kendisine hayran kalan ve kalbi iman dolu olan bir gençlik oluşturmuştur. Her seferinde bahsettiği peygamber sevgisi ile ahlak şartları bu topluluklara hep feyz kaynağı olmuştur.1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü, 'İman ve İslam Atlası' adlı eseriyle fikir dalında Milli Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982) almıştır. Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) ünvanını kazanmıştır.Fikirlerini ve inançlarını hiçbir zaman savunmaktan geri durmayan Necip Fazıl Kısakürek, her zaman mütevazı bir kişilik olmuş ve onurunu hiçbir zaman yitirmemiştir. Kendinden emin olan büyük üstad bahşedilen dünyalıkları elinin tersiyle itmiş; varlığını o yüce sevgiliye adamış, yaşamı boyunca Büyük İslam İnkılabı’nın yorulmaz hizmetkarı olmuştur. Öyle ki bir şiirinde san’atın tarifini yaparak;
Anladım işi,san’at Allah’ı aramakmış
Marifet bu gerisi yalnız çelik-çomakmış ... üstlendiği gayenin tarifini yapmıştır.


“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...''Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!'' şuurunda bir gençlik....................... ''Kim var?'' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert ''ben varım!'' cevabını verici, her ferdi ''benim olmadığım yerde kimse yoktur!'' fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik...Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırt etmekte kuyumcu ustası bir gençlik........... Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlarıyla manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutanak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...
İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrim bazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!”
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 15 yorum yapılmış )

osman [ 2007/04/08 19:13 ]
sizi kutluyorum,elbette olumsuz eleştiri de alacaksınızdır şevkiniz kırılmasın. milli ve manevi konulara değinerek bize bizi hatırlatıyorsunuz, inş. yine kendi aslımıza döneriz,Konevi kültür Merkezinde ''Bin destandır Çanakkale''oyununu İzlemiştim emeği geçen herkesi kutlarım.şuan yaşadığımız kimlik bize ait değil, çok daha büyük hatalara düşmeden uyanmayı Allah lütfetsin yoksa sonumuz... şanlıurfa suruç Mürşipınardan osman
osman [ 2007/04/08 19:00 ]
sizi kutluyorum,elbette olumsuz eleştiri de alacaksınızdır şevkiniz kırılmasın. milli ve manevi konulara değinerek bize bizi hatırlatıyorsunuz, inş. yine kendi aslımıza döneriz,Konevi kültür Merkezinde ''Bin destandır Çanakkale''oyununu İzlemiştim emeği geçen herkesi kutlarım.şuan yaşadığımız kimlik bize ait değil, çok daha büyük hatalara düşmeden uyanmayı Allah lütfetsin yoksa sonumuz... şanlıurfa suruç Mürşipınardan osman
azade [ 2006/06/02 14:27 ]
Bir önceki arkadaşa katılıyorum. Şimdi burada yazar hanımın bu yazıya katkısını -google'den biyografi bulup, kopyala-yapıştır yapması dışında- bir arkadaş bana gösterebilir mi?.

''Yazarlık'' vasfını kendisine yakıştıran birisinin daha dolu yazılara imza atması gerektiğini düşünüyorum.
[ 2006/06/02 11:50 ]
şimdi bu yazıdan ne anlayacaz.tamamen ansiklopedik bilgi.nerede ne zaman doğdu filan.üstad hakkında yazı kaleme alanların biraz mürekkep yalaması gerekli diye düşünüyorum.değilse google üstad yaz bu bilgilerden daha fazlasını bulabilirsiniz.
Ali AKGÜL [ 2006/06/01 19:23 ]
Yazı guzel, sozumuz yok, eyvallah. Ama, bu yazının ruhunu bulmak lazım. Once hosgoru... Lakibir... Lakibir... Selamlar.
Kenjori [ 2006/06/01 01:30 ]
Yasir amacın yorum değil sorun çıkarmak galiba, bu yazıları okurken baştan önyargılı okuyosun sanırım.
[ 2006/06/01 00:49 ]
düşüncelerim bu yazınızla ilgili değil istisnalar kaideyi bozmaz diye bir gerçek vardır. Yazılarınızın çoğunluğu çok ideolojik ve uç noktalarda. Bundan dolayı antipatik geliyor bana.Hala kendinize bir çizgi yaratamadınız bunun içinde üzülüyorum!!!!
hakan [ 2006/05/31 18:59 ]
hamasi nutuklar... hamasi nutuklar...
nereye kadar?

kasmayın bu kadar ya! reçel nasıl yapılır ondan bahsedin....
yasir [ 2006/05/30 15:31 ]
Tatlı suda yüzmek
Yazınıza baktım. Ama maalesef iyi izlenimleri iletemeyeceğim. Çünkü sürekli yönlendiriyorsunuz ve somut neyini beğendiğini söylemiyorsunuz. Türkiye'de genelde şöyle bir handikap var sağcılar Necip Fazıl'ı solcular Nazım Hikmet'i överler. Bu övmenin sebebi edebi kişilikten çok, politik duruşlarından dolayıdır. Sanırım siz de bu akıntı için dereye bir kova su boşaltma yarışı içindesiniz. Gerçi bu konuda yazılacak çok şey var ama şunu söylemek yeterli, bu yazınızı onun edebi kişiliğinden çok, düşünsel dünsaysından ziyade, tabanın hamasi duygularına hitap eden sözlerinden dolayı yazılmıştır.
Ben daha orjin bir yazı isterdim çünkü herkes bizi yir yere manipüle etmeye kanalize etmeye çalışıyor. Lütfen hamasi duygularımıza hitap kişileri değil düşünsel dünyamızda özgün düşünmeyi sağlayan kişilerle ilgili birşeyler yazın. Çünkü bu herkes için daha faydalı olacağını düşünüyorum.
0fcourse [ 2006/05/29 12:22 ]
her geçen gün farklı konulara değinmeniz hoşuma gidiyor en kısa zamanda sizinle sohbet et mek isterim saygılarımla
gforce [ 2006/05/27 09:40 ]
Her zaman yakındığım,çok kızdığım bir konu gündeme geliyor. ''yozlaşmış gençlik'' ama büyük üstadı andığımız ve birazcık olsun anlamaya çalıştığımız bu haftada gördümki pırlanta gibi parıldayan arkadaşlarımı görünce öyle gururlandım ki. Ama birden ''neden bu kadar'' diye düşünmeden duramadım. Sonunda bir sonuca vardım. Anne ve babalarda bitecek bir iş bu, tabiki anne babalar yetmiyor biz medyanın da rolü anne baba kadar etkili ve gerekli... Bu bağlamda yazarımızın irdelediği ve kaleme aldığı konu ve konular hakıında kendisini tebrik ediyor, yazılarının devamını merakla bekliyoruz... Saygılarımla...
SALİH [ 2006/05/26 19:56 ]
Sayın Nadide Hanım,

Yazınız gerçek çok dolu, çok hoş, çok güzel....
Yazılarınızın devamını bekliyoruz...
Eline koluna sağlık...
Musa [ 2006/05/26 15:31 ]
Nadide Hanım'ın yazısı gerçekten güzel.Bu yazıyla müntesip hafta boyunca yapılan Necip Fazıl etkinlikleri de güzeldi.Konya'da bir hareket var.Nadide hanımın bu yazıların devamını bekliyoruz
ahmet [ 2006/05/26 14:39 ]
Birisi hakkında fikir beyan etmek onu anlatmak oldukça zorbir iştir.
Birde bunu Üstad Necip Fazıl için yapmaya çalışmanın zorlugunu sanırım yazıyı yazandan daha iyi kimse bilemez.Hangi konuya degineceginizi şaşırırsınız.Şunuda anlatayım, şuda çok önemli tabi bunada deginmek lazımlarla başlayan yazınız sayfaları bulabilir.Çünkü Üstadı anlatmak o kadar kolay degildir.Nadide Hanım elinize kolunuza saglık.Üstadı yazmak degil onu için çabalamak bile çok güzel...teşekkürler....Üstadımıda rahmetle anıyorum.İnşaallah cennette komşusu oluruzda sohbetini dinleriz.Allah rahmet eylesin...Okuyanlardan bir fatiha üstadıma lütfen....
saffet [ 2006/05/26 13:01 ]
Çok güzel bir yazı. Tebrik ederim. Elimden geldiğince takip ediyorum.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2008.12.15 -  Yapboz
 2008.11.09 -  MUSTAFA
 2008.04.02 -  Adile Sultan
 2008.03.11 -  ASIM'IN NESLİ ve 120
 2008.02.13 -  Belediye Mevlana’yı tam anlatabildi mi?
 2008.02.05 -  Reklamcılar Sonunda Haber Oldu
 2008.01.29 -  2016 yılında Türkiye Süper Güç olacak
 2008.01.08 -  Kadınların gerçek dünyası üzerine bilinmeyenler
 2007.12.18 -  Konya’yı Değiştiren Adam
 2007.12.06 -  Fincan ve Kahve
 2007.11.27 -  Hollywood ve Türkler
 2007.07.24 -  Ulvi olan sükuttur, gayrisi zaaftır…
 2007.07.18 -  AKP- DP ve rakamsal gerçekler
 2007.07.02 -  Seçim ve Propaganda
 2007.05.10 -  Cumhura rağmen AKP CHP çıkmazı!
 2007.03.21 -  Er kişi niyetine !!!
 2007.01.30 -  Usul usul ve İstanbul - Musul
 2007.01.05 -  Keklik, Kahır ve Saddam!
 2006.12.29 -  BAYRAM ve CHRİSMİS
 2006.12.22 -  DERLEME
 2006.11.29 -  SALI 20:30 KINALI KUZULAR
 2006.10.18 -  KORKU VE CESARET
 2006.09.26 -  Kaldığımız yerden devam
 2006.08.09 -  Tatil dediğin böyle olur …
 2006.07.13 -  Çağın Dede Korkut'una
 2006.07.05 -  Kimin umurunda?
 2006.06.22 -  4. Türkçe Olimpiyatı’nın ardından ...
 2006.06.08 -  BİZ TÜRKLER
 2006.06.02 -  Fare Öyküsü ...
 2006.05.25 -  Üstad
 2006.05.18 -  Yorum Sizin! ...
 2006.05.08 -  Öyle bir lider ki...
 2006.04.26 -  Terazinin Bir Kefesinde Tesettür Bir Kefesinde Mayo
 2006.04.20 -  Kutlu Doğumun ardından ....
 2006.04.05 -  Ne günlere kaldık!
 2006.03.22 -  18 Mart bu yıl farklıydı....
 2006.03.15 -  Geliyoooor geliyor! İthal doktor Geliyoor!
 2006.03.07 -  ‘Medeniyet’ dediğin tek dişi kalmış canavar!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com