:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Hamas ve 3 Şart  
Taner Aydın   ( taner145@hotmail.com )

İsrailli bir askerin Hamas militanları tarafından kaçırılmasının ardından İsrail’in Filistinlilere başlattığı ölçüsüz şiddet, bu hafta sınırlarını aşarak Lübnan’a kadar uzadı. Bu yazının yazıldığı saatlerde dünya ajansları İsrail deniz kuvvetlerinin Lübnan sularına girdiği haberini geçiyordu.
Hamas hükümeti üyelerinin İsrail’deki tutukluluk halleri devam ediyor.
İsrail’in tutuklamada gerekçeli kararı yok, yaptım oldu mantığı ile hareket ediyor.
Arap televizyonları olayın yeni bir Arap- İsrail savaşına uzanacağı yönünde yayınlar yapıyor.
Ehut Olmert’in başkanlık ettiği İsrail hükümeti ne istiyor.
İsrail Hamas’ın önüne 3 şart koyuyor.
İsrail devletini tanı
Arafat’ın başında bulunduğu sürece FK֒nün geçmişte aldığı tüm kararları kabul et.
Şartsız olarak terörist saldırılara son ver.
İşte olayın yumuşak karnı da bu.
Hamas iktidara gelene kadar İsrail’i tanımadığı için, intihar saldırılarındaki cesaretleri için Filistin halkından destek aldı.
İsrail ile varılan tüm anlaşmaları yok saydı.
İntihar saldırılarını ise meşru müdafaa olarak açıkladı.
Hamas’ın ne dediği yâda olayları nasıl algıladığı, dediklerinin haklılık yâda haksızlılığını burada tartışmayacağım.
Burada İsrail’in Hamas’a dayattığı şu, “bu yoldan Arafatı 40 yılda geçirdik, gerekirse Haması da 6 ayda geçiririz.”

Arafat’dan Hamas’a
Yıl 1964 Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Mısır lideri Albay Nasır’ın desteğinde deneyimli diplomat Ahmet Şukeyri’nin genel sekreterliğinde kuruldu. Çünkü Filistin konusu Nasır’ın Arap dünyası üzerindeki liderlik konumunu sürekli canlı tutmaktaydı.
Örgüt tüm Filistinli örgütleri kendi şemsiyesi altında toplayacaktı. Öyle de oldu.
Arafat’ın El-Fetih’i de başlarda şemsiye altına girdiyse de yaptığı eylemler zamanla FK֒yü aştı. FKÖ içindeki en etkin grup El-Fetihti. Sonunda 1969 yılına gelindiğinde Şukeyri genel sekreterlikten istifa etmek zorunda kaldı. Ardından da boşalan koltuğa Yaser Arafat oturdu. FKÖ artık tamamen El-Fetih’in kontrolüne geçmişti.
Arafat başa gelir gelmez 1947 taksimini tanımadıklarını ilan etti
FK֒nün kuruluşunda Filistin Ulusal Konseyinde alınan kararlar daha da sertleştiriliyordu.
İsrail devletini hiçbir şekilde tanımıyor, o güne kadar yapılan anlaşmalara Arapça olarak “keenlemyekün” deyip yokmuş olarak kabul ediyordu.
Dediklerinde ve amaçlarında haklıydılar.
1973 Arap-İsrail savaşına kadar bu söylem ve amaç devam etti.
Ta ki 1973 savaşında Arap orduları, İsrail tarafından hezimete uğratılıncaya kadar.
Ardından, Arapların arasına İsrail hiçbir zaman yenilemez efsanesi geldi oturdu.
Bu olay Arafat ve FK֒yü düşünsel bir evrime itmişti.
1964–73 yılları arasındaki hiçbir suretle İsrail tanınamaz düşüncesini oluşturan ilk evre kararları yerini artık ikinci evrede, İsrail’i tamamen yok etmenin imkânsız bir rüya sayan anlayışa bırakmıştı.
Arafat yakınlarıyla tamamen İsrail’i haritadan silmek yerine, İsrail’in hemen yanı başında Gazze ve Batı Şeria’da kurulacak bir Filistin devletine razı olma fikrini tartışmaya başladı. Bu süreç 1982 yılına kadar sürdü. 82’de Lübnan’dan da sürülüp çıkarılan örgüt, yeni karargâhını Tunus’a taşıdı ve Arafat’ın FK֒sü artık 3. evresine giriyordu.
Yaser Arafat artık silahlı mücadele yoluyla bir yere ulaşılamayacağına inanmaya başlıyor ve uluslararası kamuoyunun gözlemi altında İsrail ile masada müzakere yoluyla bir çözüm arayışını tartışıyordu. Bunun içinde ilk adım İsrail’in tanınmasından geçiyordu.
1988 de Arafat’ın dudaklarından BM genel kurulunda devrim niteliğinde cümleler dökülüverdi. Herkes şaşkındı, Arafat haki askeri üniformasının içinde, bir eli havada, kürsüden tüm dünyaya İsrail’i resmen tanıdıklarını ve terörün her türlüsüne karşı olduklarını açıklıyordu. Bu açıklamadan tam 2 saat sonra ABD hükümeti beyaz saraydan FK֒yü Ortadoğu sorununda taraflardan biri olarak kabul ettiklerini duyurdu.
Bir gecede teröristlerin adı Filistin temsilcilerine dönmüştü.
O günden, Hamas’ın iktidara geldiği güne kadar da FKÖ resmi muhatap olarak masada Filistin halkının resmi temsilcisi olarak İsrail’le mücadele etti durdu.
2006’da iktidara gelen Hamas ile her şey tekrar başa döndü.
1969 yılındaki El-Fetih kadrolarının yönettiği FK֒nün aldığı kararlar neyse Hamas’ın kararları da şimdi aynı.
İş böyle olunca, İsrail’de 73 savaşını hatırlatıyor. 1969’da FK֒ye terörist dediği gibi bugünde Hamasa’da terörist diyor.
Hamas’ın bu sıfattı üzerinden çıkarıp atması için Arafat’ın tecrübelerini göstererek, haydi Arafat’ın yoluna gir diyor.
Hatta bunun içinde tüm Filistin’e bir kez daha ağır bedeller ödetmeye hazırım diyor. Hem de 1 eksik 500 fazla hiç fark etmez diyerek.
Bunları yaparken de ABD her zamanki gibi en büyük destekçisi.
Acaba Hamas faydacı davranıp önce İsrail’i tanıyıp Arafat’ın kaldığı yerden devam mı etmeli yoksa ölümüne İsrail ile savaşmalı mı?
Hamas içinde bu soruya yanıt arıyor.
İsrail sorunun yanıtını veriyor.
Kendimce hiç razı olmasam da Hamas’a Arafat’ın kaldığı yerden kerhen devam etmesini tavsiye ediyorum. En azından bir Filistin Devleti kurulana kadar.


Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 2 yorum yapılmış )

P.Loti [ 2006/07/18 23:20 ]
Ortadoğuda yaşanan İran - İsrail çatışmasıdır.Amerika ve İsrail nereye bir askeri müdahalede bulunsa sonuçta o bölgede İran'ı görüyoruz.Afganistanda , Güney Irakta,Lübnanda...Filistinde El fetihin yerini alan hamas...Yani sevgili yazar; olaya daha geniş bir perspektiften bakarsak sanırım sorunun İsrailin Filistin tarafından tanınması ya da Hamasın Arafat yolunda devam edip etmemesinden daha vahim olduğunu görebiliriz diye düşünüyorum.Bakış açımızı biraz daha genişletirsek İsrailin saldırıları ile PKK nın saldırılarının aynı zamanda haber bültenlerinde yer alması size neyi düşündürüyor.?
özkan [ 2006/07/15 20:07 ]
Kanla yazıldı kanla silinecek ortadoğuyu kan bastı ey avrupa nerdesin sen hala endülüste bıraktığım yerdesin Uyanır elbet asımın nesli hermillet yaptığının hesabını verecek unutmayalım ölmesini bilene ölüm yaşamak olur inancımızda yaşamak ve ölmek sionizmin sonu olur hamasi nutuklarla sergilerle değil şehadet şerbetinde sıraya girerek destek zamanı

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.01.30 -  Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
 2008.12.31 -  Filistin’de barışın tek formülü
 2008.11.28 -  IMF’ye gerek yok batmayız?
 2008.11.12 -  Sevsinler
 2008.10.24 -  Ekonomi, Aktütün, ve Ergenekon
 2008.08.12 -  Rus- Gürcü savaşı nasıl sonuçlanır?
 2008.07.07 -  Demek hukuka herkesin bir gün ihtiyacı oluyormuş
 2008.06.21 -  Ve Viyana düştü
 2008.06.06 -  Yağ çıkaracak deve
 2008.05.01 -  Ünal Karaman, sezon başında Konyaspor’un yeniden başında
 2008.04.01 -  Ağlama duvarı
 2008.01.23 -  Kürtleri ne yapmalı
 2007.10.30 -  Recep Konuk’da bir öğretmenmiş
 2007.09.28 -  Sudiye Kasapçopur’un hikayesi
 2007.09.24 -  Alışacaklar
 2007.09.14 -  Luis Washington Konyaspor'da ne yapar?
 2007.09.10 -  Türkiye devrim yaşıyor
 2007.09.06 -  Nerde kalmıştık…
 2007.07.20 -  Oyumu vereceğim parti
 2007.07.03 -  Seçim anketleri doğru mu?
 2007.06.22 -  Zeyno Baran olayı
 2007.06.17 -  Filistinliler hepinize yazıklar olsun!
 2007.06.07 -  Aday listelerine nerden bakıyorsunuz?
 2007.05.28 -  Meclis’te seçim sonrası iki parti olur
 2007.05.22 -  Konya’nın milletvekili adayları sönük kaldı
 2007.05.11 -  Kim nereden aday, eskiye rağbet olsaydı !!!
 2007.05.05 -  Sizce neyin seçimi
 2007.04.28 -  Gibisi fazla bunun adı “muhtıradır”
 2007.04.13 -  Büyükanıt paşa Tayyib Erdoğan’a Çankaya yolunu açtı
 2007.04.03 -  Demirel’den artık iyice sıkıldım
 2007.03.20 -  Helalinden iş, helalinden eş!
 2007.03.05 -  Konyaspor yazısı…
 2007.02.26 -  Melekler şehri terk edince
 2007.02.07 -  Kıyamete beş mi var?
 2007.01.29 -  Hırant Dink’in toprağı neden mi bol olsun?
 2007.01.24 -  Hrant Dink nasıl katledildi?
 2006.12.25 -  İyi seneler
 2006.12.02 -  Atina’da 3 gün
 2006.11.08 -  Noterdam’ın kamburu
 2006.11.01 -  Paris’ten insan manzaraları
 2006.10.11 -  Askerin tepkisi
 2006.09.26 -  Liverpool’da bir Galatasaray anısı
 2006.09.19 -  Öğrenmeyi öğrenmek
 2006.09.09 -  Lübnan’a asker gönderilmesi kime yaradı?
 2006.08.26 -  Konyaspor başkanı Ahmet Şan’a davet
 2006.08.15 -  Lübnan Hizbullah’ı
 2006.07.21 -  Cevap veriyorum…
 2006.07.13 -  Hamas ve 3 Şart
 2006.07.06 -  Zidan’ın ardından
 2006.06.19 -  Ahmet Davutoğlu ile dış politika turu (2)
 2006.06.12 -  Ahmet Davutoğlu ile dış politika turu
 2006.06.02 -  Türk Solu hastalıklı bir soldur.
 2006.05.24 -  Kasımda seçim olur mu?
 2006.05.13 -  Ermeni soykırım yasa tasarısı ve Türkiye Ermenileri
 2006.05.06 -  BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ NEDİR?
 2006.04.29 -  ABD’Yİ MUSEVİ CEMAATİ YÖNETİR
 2006.04.19 -  TERÖRİST KİMDİR ?
 2006.04.10 -  Şahinlerden güvercin olur mu?
 2006.03.31 -  ARAFAT’IN RÜYASI
 2006.03.28 -  Körler Ülkesinde Görmek İdamlık Suç mudur?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com