:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Sonuç mu? Süreç mi? 
Abdullah Öksüz   ( abdullah_oksuz@hotmail.com )

Her süreç istenilen sonuçları doğuramayabilir. Her sonuç da planladığınız süreçlerle gerçekleşmeyebilir. Süreçsiz bir sonuca ulaşılamaz, ulaşılan her sonucun bir süreci elbet vardır.

Evet. Süreçlerle sonuçlar arasında sıkı bir bağ var. İstediğiniz bir sonuca ulaşabilmeniz için gereken temel şart sürecin uygunluğudur. Uygun şartları süreç içerisinde sağlayamazsanız istediğiniz sonuçlara ulaşmanız zordur. İş dünyasından siyasete, bürokrasiden toplumsal hayata her alanda süreç ve sonuç bağlantılı olarak hareket edilir. Bu normaldir de. Hatta olması gereken de budur.

Ancak, günü yaşayan insanlar süreçten çok sonuç odaklı olurlar. Oysa ki hiçbir insan hangi süreçte olursa olsun, hangi hedefte olursa olsun, hangi stratejileri geliştirmiş olursa olsun sonucun tayininde taktir makamı değildir. Sadece ve sadece sonuca ulaşılırken iyi bir vesile yani aracı olduğundan bahsedebiliriz.

Hayatımıza baktığımızda bunun belki de binlerce örneğini görebilir, yaşayabiliriz. Mesela iş hayatına atılırsınız. Ticaret ve sanayinin herhangi bir dalında faaliyete başlarsınız. Ürün veya hizmet üretiyorsunuzdur. Hedefiniz sadece para kazanmak değil, bunun ötesinde sosyal ve ahlaki temelli değerleriniz ve bu değerler ışığında hedefleriniz vardır. Girdiğiniz sektörü belki de iyi araştırmışsınızdır. Alanınızda en iyilerden de olmuş olabilirsiniz. Ama bir gün gelir ki karşınıza hiç de aklınızda olmayan, belki hayalini bile kurmadığınız açılımlar çıkıverir. Bir de bakmışsınız ki çıktığınız temelden çok da uzaklardasınız veya hedeflerinizin zirvesindesiniz. Müthiş sonuçlara ulaşmışsınız. Bu çapta bir açılımı siz bile hesap etmemiştiniz. Eğer süreç böyle gelişir ve başarılı bir sonucu elde etmişseniz ilk çıkıştaki hedef ve gayelerinize samimiyet imtihanınız başlamış demektir.

Dedik ya; her süreç aynı sonuçları doğurmayabilir. Yine ön araştırmalarınızı yaptınız. Kendinize göre doğru parçaları bir araya getirdiniz. Müthiş bir azim ve kararlılıkla mücadelenize giriştiniz. Ama doğru gitmeyen bir şeyler de hep sizi buluyor. Hesap etmediğiniz sorunlar bir bir karşınıza çıkıyor. Bir araya getirmekten dolayı nefsinizi okşayan doğru parçalar arasında uyumsuzluklar baş gösteriyor hatta parçalardan bazıları zayıf halka olma yolunda hızla ilerliyor. Ve bir de bakmışsınız ki; üzerinde ne hayaller kurduğunuz, ne hedefler yüklediğiniz, ne sonuçlar beklediğiniz girişiminiz kötü bir tecrübe olarak hafızanızın hatıralar kısmında yerini alıyor.

İktisadi bir organizasyon için düşündüğümüz bu iki açılımdan bireyler, aileler, sivil toplum kuruluşları hatta devletler açısından benzer gelişme ve sonuçlar da doğabilir elbette. Başarı yolunda hızla ilerlerken farkına sonradan varılan ve ilerleyen süreçte telafi edilemeyecek geriye gidişler veya başlangıçta kötü giden işlerin süreç içerisinde iyileşmesi ve büyük başarılara imza atılması gibi…

Hedef ve strateji belirleme ile eyleme geçmede mantık; istenen sonuçlara ulaşmaktır. Sonuca giderken: Hedefsiz ve stratejisiz yol haritaları, plansız ve programsız eylem süreci, ahlaksız, ilkesiz ve prensipsiz hayat anlayışı, hedef için her yolu mubah sayan bir süreç ile yürünen yolda adaletten çok zulüm, sevgiden çok nefret, barıştan çok savaş, insanlıktan çok barbarlık ve işte bu sürecin sonunda da; hem tertemiz bedenlerin, hem tertemiz yüreklerin, hem de insanlığın utanılacak katliamları vardır. Tıpkı; rahat koltuklarımızda çay veya kahvelerimizi yudumlarken içimiz burkularak! İzlediğimiz insanlığın -sonuncusu olmayan ama adına savaş mı yoksa tek taraflı katliam mı denileceğine dahi karar verilememiş- son savaşı gibi.
Vesselam… 01.08.2006

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2006.09.13 -  Cesaretin kaynağı...
 2006.08.29 -  Olan biteni anlamak
 2006.08.01 -  Sonuç mu? Süreç mi?
 2006.07.18 -  Dünyanın uslu vatandaşı olmak...
 2006.07.11 -  Konya'nın fırsatı
 2006.07.04 -  HAYATIN DALGASI
 2006.06.28 -  DEVLET OLMAK VE GELİŞİM
 2006.06.06 -  GÜNCELİN MALİYETİ
 2006.05.30 -  Üstad hiç bir yerde böyle anılmadı
 2006.05.23 -  SOBE
 2006.05.16 -  X İLİŞKİLER
 2006.05.09 -  YA NEREYE DÖNECEKLER?
 2006.04.25 -  GÜÇLERİN HESABI
 2006.04.19 -  O’NA DAİR…
 2006.04.11 -  GÜÇ VE CESARET…
 2006.04.04 -  DOSTLARA SELAM
 2006.03.21 -  GÜÇ VE KORKU
 2006.03.14 -  KONYA’YI KONUŞMAK…
 2006.03.07 -  DUYGU YÖNETİMİ
 2006.02.21 -  BİZ ONLARDAN DEĞİLİZ…
 2006.02.14 -  İfade Özgürlüğü mü İftira Özgürlüğü mü
 2006.01.25 -  TOPLUMSAL GRİP
 2006.01.05 -  YILBAŞI KUTLAMALARI VE KÜLTÜR
 2005.12.15 -  Kimlik parçalanması ve Aidiyet bütünlüğü
 2005.12.05 -  Kavram kargaşası ve niyet okuma
 2005.10.10 -  Köşeler mi Köşe Taşları mı
 2005.09.12 -  SİZ HİÇ DOLMUŞA BİNDİNİZ Mİ?
 2005.09.05 -  hayata ilk sesleniş:ANNE
 2005.08.16 -  DEĞER İKTİDARI MI? BİREY İKTİDARI MI?
 2005.08.08 -  CANAVARLARLA BARIŞMAK
 2005.07.23 -  Zamane Hainleri ve Tarih Bilinci…
 2005.07.07 -  ERDEMLİ OLMAK MI?
 2005.04.29 -  HAYATIN ÖZNESİ OLMAK…
 2005.03.01 -  Sevgi Medeniyetinin Başşehri...
 2004.12.25 -  Manzara Hayatlar ve Ressamlar...
 2004.12.18 -  Sevgideğer Olmak.
 2004.11.26 -  SESSİZ GEMİ…
 2004.11.09 -  Kedilerin Beyliği
 2004.10.30 -  Doğru yönetenler yada yanlış yönetilenler
 2004.10.19 -  Bir Lokma Bir Hırka mı? Daha Fazlası mı?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com