:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Tatil dediğin böyle olur … 
Nadide Ü.Altıparmak   (  )

Bu yazı, farklı bir yazı olacak. Neden mi? Size tatilde olduğum Adana’nın yaylasından, atalarımın yaşadığı, ait olduğum topraklardan bu yazıyı yazıyorum… Her ne kadar Türkiye’nin her karışı, vatan toprağı olsa da insanın köklerinin var olduğu topraklar daha bir başka oluyor. Bu yazıyı farklı kılan bir diğer durum ise; diğer yazılarımı en fazla yarım saatte, bir saatte yazıp gönderirken belki de ilk defa düşünerek, rahat bir ortam yazıyor olmamdır.

Memur çocuğu olmam hasebiyle, ömrüm hep gurbette geçti, sılaya hasret büyüdüm… Farklı illerde zamanımın çoğu geçse de Adana’yı kutsal toprağım olarak gördüğüm için, gönlümde değeri bir başka oldu. Tatil dönemlerinde sayılı günde geldiğim memleketimde en güzel günlerimi geçirdim. O günlerde ruhumun daha bir özgür olduğunu hissetmişimdir. Sayılı zamanda kusurlarını görecek vaktim olmadığı için belki de hep iyi yönleri aklımda kalmıştır.

Şuan öyle bir yerde tatil yapıyorum ki. Doğayla baş başayım. Halbuki buraya antipatim bile vardı. Neden mi? Senelerce Toroslar üzerinden Konya’dan Adana’ya gelene kadar yolda kitap okurken dikkatimin dağıldığı, wolkmanim de müzik dinlerken mecburen bakmak zorunda olduğum, onlarca kez annemin bak kızım burada teyzenlerin yayla evi olacak bak bak diye zorlamasıyla, soğuduğum yerdeyim. Baktığım yerde değilmiş ayrıca. Annem yanlış yeri gösteriyormuş her defasında.
İlk defa geçen sene gelmiştim buraya. Bu sene daha bir güzel geldi gözüme. Toroslar ana kucağı gibi sarmış evin etrafını, orman karşınızda… çamların mis gibi kokusu, usul usul esen rüzgar ruhunuzu dinlendiriyor. Her nereye başınızı çevirseniz ihtişamlı Toroslar heybetiyle güven veriyor.

Hele de hamakta sallanırken gün batımı ve ay ışığı bir harika oluyor. Dağın başına gelen bulutların yavaş yavaş dağın eteklerine dağılmasını izlemek, yaratanın kudretine insan doğada daha bir şahit oluyor.
İlk geldiğimiz günlerde teyzem ve annemin bazlamalarının kokusuyla uyanmak, sıkmaları yerken, konu komşuyu çağırmaları, günümüzde unutulmuş komşu haklarını yaşatmaları beni daha bir mest etti. Burada topu topu on ev var ve hepsi ya tanıdık yada akraba, eniştemin kirve diye seslenmesi, bir araya gelmeleri o kadar samimi ki.

Sağ olsun eniştemin, kuzenlerimin kirvesi olmadan boğazından bir şey geçmiyor. Zaten akşamları mutlaka bir araya geliniyor, gündüzleri erkekler komşu yaylalara eş dost ziyaretine gidiyorlar. Burada aklımda kalan en kötü anı, akşam erkekler tüfekle atış yaparken kuzenimin kıymetli köpeklerinden birinin saçmalarla yaralanmış olmasıydı. Boz ve Roz bu civarın maskotuydu.

Roz, şaçmalardan kurtulmuştu ama kamyon altında kalınca, Boz çok mahzun kaldı. Mahzunluğu benim kedime yarıyor, onun gölgede yatışını meraklı gözlerle pencereden takip etmesi, tüylerini kabartması, bahçeye çıkardığımızda telaşla evin içine kaçması bizim için ayrı bir eğlence sebebi.
Adana’ya yakın bir yaylada olmamıza rağmen burası oldukça serin buda memleketimizin ayrı bir güzelliği, geceleri serin oluyor, cırcır böceklerinin sesleri ile ormanın büyülü sessizliği ve geceye eşlik eden ay… ay ışığında gökyüzünü izlemek, sessizlikte kitap okumak ayrı bir zevk. Birde bahçede gezmek, annemlerin bahçe düzenlemelerini seyretmek, toprağın kendine has kokusu, bahçeden toplanan yiyecekler… kısacası burada hayat çok duru, doğal yaşam bir harika.
Böcekler olmasa daha iyi olacak ama… yapacak bir şey yok.

Geldiğim günün ertesi, anne tarafının asıl yaylası Tekir’e gittim. Tekir’in namını Adana’ya yolu düşenler bilir. Gerçi eskisi gibi değil artık, beton yığını olmuş her yer. Bence,yayla evleri betondan olmamalı, doğallığı kalmıyor… Akraba ziyaretleri çok zevkliydi. Büyüklerin ellerini öpüp, hayır dualarını almak, sıla-i rahim ile rahmete gark olmak, o huzur bambaşka. Şimdi tatil denildi mi ya tatil köyleri akla geliyor, yada sahil… doğayla baş başa, akrabalarla geçen tatilin huzuru daha bir başka, tavsiye ederim.

Yaşadığınız stresli ortamdan el etek çekiyorsunuz. Gözünüz gökyüzü ve yeşille dinlenirken, sevdiklerinizle geçen zamanda, samimi ortamda yaşama daha bir sıkı tutunuyorsunuz. İş ortamlarında yaşadığınız yalan, ikiyüzlülük ve oyunlardan uzak sıcak sohbetler, hala bu devirde bir şeyleri yitirmemiş olmanın mutluluğu bir başka …


Kısacası günün birinde işlerden el etek çekip, kitap yazmayı düşündüğüm hayallerimi süsleyen yerdeyim. Hep böyle bir yerde kendimi dinlemeyi, yazarlığa adım atmayı, kitap yazmayı hayal etmişimdir. Burada tek sıkıntım sevdiğim, değer verdiğim dostlarımdan uzak kalmak.


Beni tatilde de yalnız bırakmayan, Msn’den görüştüğüm, zamanlarını ayırıp mail gönderen okurlara, teşekkür etmek istiyorum. Hakimiyet gazetesinde başlayan köşe yazarlığımda elde ettiğim okuyucu kitlesi, Haberkonya.com sitesiyle Türkiye geneline yayıldı. Bu vesileyle, Lokman Bey’e ve ekibine kaliteli okuyucu kitlesini elde etmekte gösterdikleri başarıdan dolayı teşekkür etmek isterim.


Bazen kendinizi hayat koşuşturmasından kenara çekip dünyanın sizsiz de döndüğünü görmemiz lazım. Her şeyin boş olduğu bu dünya’da kendinize ve sevdiklerinize vakit ayırmayı unutmayın…

Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 9 yorum yapılmış )

kazım [ 2006/10/15 21:32 ]
nadide hanım umarım her gününüz tatil günü gibi olsun. fakat bundan sonraki yazılarınızı yarım saat içinde yazmayın veya okuyucularınıza hissettirmeyin en kısa zaman da yazacagınız kitapda buluşmak üzere
Westerner [ 2006/09/04 00:27 ]
Ne guzel yazmissiniz, hemen tatile cikasim geldi..
yörükoğlu [ 2006/08/30 19:17 ]
nadide hanım yazınızla bizleri de dinlendirdiniz galiba yörük yaylalarında idiniz bende bir yörük olarak öyle tahmin ettim şu yaz günlerinin sıcaklığında biraz serinledik teşekkürler....
ilayda [ 2006/08/12 21:32 ]
yazınızı ve yorumunuzu çok beğendim. türk turizmini yaygınlaştırmak lazım.ailemle beraber bu yaz adanaya gideceğiz. yaylaları özellikle tekiri çok merak ettik
ferdanur [ 2006/08/11 21:29 ]
Nadide Hanım yazınızı okuyup da 'keşke ben de ormanın büyülü sessizliğinde ,mis kokulu çamların arasında olabilseydim' demeyen yoktur herhalde.Doğup büyüdüğünüz yerleri özlem ve samimi duygularınızı da katarak çok güzel tasvir etmişsiniz bence.Ayrıca başarılı bir yazar bulunduğu her ortamı değerlendirip; kendi bakış açısına uygun çıkarımlarda bulunmalı.Umarım ileğiniz gerçekleşir ve böylesine güzel bir yerde yazacağınız kitap da en az bu yazınız kadar zevk verici olur.
handikap [ 2006/08/11 20:24 ]
abla gerçekten hakettiğiniz tatili yaşıyosunuz tadını çıkarın ama abla benim gibi garibanları da düşünerek bu kadar ballandırarak anlatmasaydınız keşke öle bi canım tatil çekti ki neyse artık inşallah bi ze de nasip olur .grüşürüz abla iyi tatiller ha bu arada bende böceklerden korkarım.. ayyyy tüylerim diken diken oldu :)
FENDER [ 2006/08/11 20:10 ]
abla hakettiniz siz bu tatili hem de çok ama abla bu kadarda ballandıra ballandıra anlatmayın yani uzaklarda konyalarda canı çekenler olabilir :) gerçi siz orda bile çalışıyosunuzdur da neyse 21 ine daha çok var abla iyi keyifler size
cenker [ 2006/08/11 15:28 ]
nadide hanım bende mail atmak istedim yerel köşe yazarlarını elimden geldiğince takip ediyorum her defasında yok belediyeler yok odalar yok açılışlar sıkılmıştık, bence yazarların yaşamlarından ve kendi değerlerinden de bir şeyler katması lazım bunu da en güzel siz yapmışsınız nadide hanım yazınız çok güzel inanın etkilendim tşk ederim saygılarımla
hikmet [ 2006/08/11 12:38 ]
Benim takıldığım nokta normalde yazılarınızı en fazla yarım saatte yazıyor olmanız..bakın ne güzel yaylaya çıkınca demekki düşünerek yazma fırsatı bulmuşsunuz.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2008.12.15 -  Yapboz
 2008.11.09 -  MUSTAFA
 2008.04.02 -  Adile Sultan
 2008.03.11 -  ASIM'IN NESLİ ve 120
 2008.02.13 -  Belediye Mevlana’yı tam anlatabildi mi?
 2008.02.05 -  Reklamcılar Sonunda Haber Oldu
 2008.01.29 -  2016 yılında Türkiye Süper Güç olacak
 2008.01.08 -  Kadınların gerçek dünyası üzerine bilinmeyenler
 2007.12.18 -  Konya’yı Değiştiren Adam
 2007.12.06 -  Fincan ve Kahve
 2007.11.27 -  Hollywood ve Türkler
 2007.07.24 -  Ulvi olan sükuttur, gayrisi zaaftır…
 2007.07.18 -  AKP- DP ve rakamsal gerçekler
 2007.07.02 -  Seçim ve Propaganda
 2007.05.10 -  Cumhura rağmen AKP CHP çıkmazı!
 2007.03.21 -  Er kişi niyetine !!!
 2007.01.30 -  Usul usul ve İstanbul - Musul
 2007.01.05 -  Keklik, Kahır ve Saddam!
 2006.12.29 -  BAYRAM ve CHRİSMİS
 2006.12.22 -  DERLEME
 2006.11.29 -  SALI 20:30 KINALI KUZULAR
 2006.10.18 -  KORKU VE CESARET
 2006.09.26 -  Kaldığımız yerden devam
 2006.08.09 -  Tatil dediğin böyle olur …
 2006.07.13 -  Çağın Dede Korkut'una
 2006.07.05 -  Kimin umurunda?
 2006.06.22 -  4. Türkçe Olimpiyatı’nın ardından ...
 2006.06.08 -  BİZ TÜRKLER
 2006.06.02 -  Fare Öyküsü ...
 2006.05.25 -  Üstad
 2006.05.18 -  Yorum Sizin! ...
 2006.05.08 -  Öyle bir lider ki...
 2006.04.26 -  Terazinin Bir Kefesinde Tesettür Bir Kefesinde Mayo
 2006.04.20 -  Kutlu Doğumun ardından ....
 2006.04.05 -  Ne günlere kaldık!
 2006.03.22 -  18 Mart bu yıl farklıydı....
 2006.03.15 -  Geliyoooor geliyor! İthal doktor Geliyoor!
 2006.03.07 -  ‘Medeniyet’ dediğin tek dişi kalmış canavar!
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com