:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Ortadoğu’ya Londra’dan bakmak  
Mustafa Kara   ( mustafakaraa@gmail.com  )



Ortadoğu’da bugün yine savaş var…

Dünyaya kafa tutan bir devlet –ki diğer devletlerin büyük çoğunluğunun, bazı İslam ülkeleri de dahil, bundan rahatsız olduğu söylenemez- bir örgütü yok etmek için sivilleri öldürüyor, binaları çökertiyor, yakıyor, yıkıyor.

“İsrail yine orantısız güç kullanıyor…”

Bu söz bana ait değil… Bazı siyasetçilerimiz böyle söylüyor. Bir ülkeyi işgal edenler, dahası çocukları öldürenler için kullanılan ‘mimsiz medeniyet’in lafıdır bu “orantısız güç kullanımı…” Ama söyleyenlere sorsanız diplomatik bir dildir.

Ne derseniz deyin, bu sözün ağızdan çıkması hatadır. Yalnız şunu da kabul etmek gerekir ki bu hatayı ne sadece bugünkü siyasetçilerimiz yapmaktadır ne de tamamen sorunun kaynağı onlardır. Sanırım böyle bir sonuç, dış politikamızın 18. yüzyılda başlayan ve Cumhuriyet döneminde resmen devlet politikası haline gelen kayıtsız şartsız batılılaşma idealiyle birlikte yaşamaya başladığımız terimsel ve kavramsal bulanıklığımızla ilgilidir. En bariz örnek “Ortadoğu” terimini sorgulamayarak iyice kanıksamamız, lise ve üniversitelerimizde bunu genç beyinlere yerleştirmemizdir.

Türkiye’nin Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz ve Körfez-alt bölgesindeki ülkelerden oluşan alandaki yeri ve rolüne ilişkin belirsizlikler ve karışıklıklar da Türkiye ile bölgedeki ülkeler arasındaki ilişkiler üzerinde önemli etkilere sahip olmayı sürdürmektedir. Çünkü Türkiye “Ortadoğu” diyerek aslında bulunduğu bölgeyi Londra’dan görmektedir.

“Ortadoğu” kendine göre dünyayı siyasi, ekonomik ve coğrafi bölgelere ayıran Avrupa patentli bir terimdir. İkinci Dünya Savaşı sırasında Mısır’daki askeri birliklerini “Ortadoğu Komutanlığı” olarak adlandıran İngilizler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu hiç şüphesiz, o dönem İngiliz Genel Kurmayı açısından önem taşımaktaydı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan önce beş büyük deniz bölgesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun egemen olduğu alanı tanımlamak için daha farklı bir terim kullanılıyordu: Yakındoğu.

Osmanlı’nın en sıkıntılı yüzyılı olan 19. yüzyılda, imparatorlukla ilgili diplomatik, askeri ve ekonomik konular “Yakındoğu Sorunu” olarak adlandırılmaktaydı. Çin’in uzaklığı düşünüldüğünde Osmanlı topraklarının yakınlığı “Yakındoğu” adını hak etmekteydi.

Dönem dönem bu topraklar için “Beş Deniz Bölgesi”, “Orta Bölge” ve “Merkezi Bölge” gibi bazı ifadelerin kullanılması da gündeme geldi. Ancak bu terimlerin hiçbiri tutmadı. Kısacası “Ortadoğu” ve “Yakındoğu” terimleri dünyayı ve özellikle Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz ve Körfez-alt bölgesindeki ülkeleri Londra’dan bakan birinin bakış açısından bir anlam kazanır hale geldi.

Ondandır İsrail’in Lübnan ve Filistin’deki katliamları için “orantısız güç kullanıyorlar” ifadelerini kullanmamamız.

Ondandır, Osmanlı’nın gerileme ve hatta çöküş yıllarında daha çok Avrupalı olması…

Londra’dan görmemizdir, güya ağabeyliğe oynadığımız topraklardaki politikamızın durağanlığı ve belirsizliği…

Ondandır İsrail’deki Türk büyükelçisinin hala geri çağrılmaması…


















Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 2 yorum yapılmış )

Vatandaş [ 2006/08/15 23:10 ]
İster Yakındoğı ister Uzakdoğu ister Ortadoğu. İşaret sıfatlarının hangisini kullanırsanız kullanın Londra yada ABD ye göre doğu her zaman kanının emileceği bir yer olarak gördü. Bir zamanlar bu kan ticaret mallarıydı. Şimdi ise petrol. Yani bu bölgede kan ve karışıklık tarihiyle eşdeğer. Mezopotomya uygarlıklarında beri bu bölgeyi ele geçirmek isteyenlerin ayak oyunları bu bölgede kan kokusunu eksik etmedi. Bugün petrol yarın başka birşey. Bu bölgede yaşayan insanlar birlikte hareket etmediği sürece bu kan durmaz
süveyda [ 2006/08/13 23:15 ]
Osmanlı Devleti Dünyayı Şark ve Garp olarak tanımlamış , devlet politikasını da bu tanımlamaya uygun olarak şekillendirmişti.Batılı devletler söz sahibi olmaya başlayınca Kuzey yarım küreyi masa başında yaptıkları planlarla Ortadoğu Yakındoğu gibi sömürü ve paylaşım politikalarına uygun olarak isimlendirdiler.Hernekadar kabullenemesek de bu tabirlerin içerisine Türkiye de dahil maalesef.Hatta Türklerle Arapları birbirinden farksız ,aynı millet sayanlar bile var batı ülkelerinde.Yani hoşumuza gitmese de batının gözünde Londra dan Ortadoğu olarak görünüyoruz.Bizim rüyalarımız kenar mahellenin cam kenarında kendini Hollwood yıldızı olarak görmek isteyen gençkızınkine benziyor değil mi?Bu tabirin altında ezilmemek için kendi bakışımızı ortaya koymalıyız fakat bunu yaparken biraz gerçekçi olalım.İsrailden Türk büyükelçisinin çağrıl(a)mayacağını siz de çok iyi biliyorsunuzdur. (((( Ayrıca bişey daha! ordan oraya atlamanız ve muğlak ifadeler kullanmanız yazınızın akıcılığını bozmuş.Uzun cümle kurmak marifet değildir.Düşünceleriniz , anlatmak istedikleriniz ifade bozukluğuna kurban gitmiş ))))

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2007.01.29 -  2 önemli konu
 2006.11.27 -  Ziya Gökalp ve Felsefe Dersleri
 2006.10.16 -  Birinci tehdit
 2006.09.04 -  Konya’nın Meydanı neresi?
 2006.08.12 -  Ortadoğu’ya Londra’dan bakmak
 2006.07.06 -  Joan Baez'de gelsin
 2006.06.05 -  Sosyal Demokratlar nereye koşuyor?
 2006.05.09 -  Sarısını yitirdi Fener
 2006.04.07 -  "Kudret” Meselesi
 2006.03.14 -  Akif’in Oğlu
 2006.02.28 -  28 Şubat’la Yüzleşmek
 2006.02.14 -  Cemal Kutay ve Tarihçilerimiz
 2006.01.31 -  Üsküdar Vakası ve İlahiyatçılar
 2006.01.24 -  Kaybedilen ne? Futbol mu seçim mi?
 2006.01.18 -  Türkiye tarihin neresinde?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com