:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Kardeşimdi... 
Memduh Nihat Ada   ( memduh_nihat@mynet.com )

Yorgunluk, sıkıntı ve sıcaktan uyuyamadım. Yola erken çıktım. Yol: Evimden yürüyerek 25 dakikada ulaştığım havaalanı yolu. Saat gecenin tam ortası. 03.00. Dağıtım arabasını bekleyeceğim.

Belki azıcık kestirebilirim umuduyla boyuma kısa, durağın birindeki demir oturaklara –sırt çantamı yastık yaparak- uzanıyorum. Uyumak zor. Gece çok sesli. Arabalar son sürat, sarhoşlar pervasız, pezevenkler pür dikkat!... Köpekler sürü halinde dolaşıyorlar. “Keyfim yok, bana ilişmeyin!...” diye sesleniyorum köpeklere. Duyuyor ve uzaktan geçiyor, tek bir taş ile dağılan güruh.

Son notlarımın fotokopisini çektirdim. Üzerlerinde çalışacağım. Artık “yazar” olmamın zamanı geldi!...

“Körleşme” ve “Zeno’nun Bilinci” isimli kitapları nihayet edindim. Uzun süre ikinci el olarak aramış, bulamamıştım. Ki dört beş kitapçıdan şunu duymuştum bu arayışlarım esnasında. Bu sıralar üç-beş kişi “Körleşme”’yi sordu!...

Tanımadığım ama aynı izi takip ettiğim insanlar bunlar. Aynı gizli örgütün mensupları!...

Bu sabah Kosinki’nin “Şeytan Ağacı” isimli romanını bitirdim. Hiçbir numara yok! Aynı yazarın daha önce okuduğum “Boyalı Kuş”, “Adımlar” ve “Bir Yerde” isimli romanları iyiydi. Ve vakit geçirmeden Albert Camus’un ünlü eseri “Veba” ya başladım. Sahi ben bu arada Camus’un “Yabancı” isimli romanını da okudum.

Davul sesleri geliyor kulağıma. Dalıyorum.

Ramazan ayları… Mevsim meyvelerin coştuğu mevsim… Dallar yere eğiliyor… Öğleden sonraları nerde ne kadar meyve var ise Emine ablamla, üç çeşit armut, beş çeşit elma, iki çeşit üzüm… birkaç çeşit incir… erik… Efendi babam ve Rabia nenem gülerlerdi bize… “Uşuğum yenmez bunlar…” Ama her gün aynı şey tekrarlanır ve biz çocuk oruçlarımızı Rabbin verdiği onlarca tattaki meyve ile tatlandırırdık.. Yine o Efendi babam, Rabia nenem, Emine ablam ve benim köyde olduğumuz Ramazan ayında… iftara bir saat kala köyün içinde şimdilerde adını unuttuğum yaşlı mı yaşlı bir nenecuğede yemek ve özellikle kokulu üzüm getirirdik Emine ablam ile… Çok iyi hatırlıyorum… O nenecuk öyle dua ederdi ki dönüşümüzde ayaklarımız yere değmeden geri dönerdik sanki… Duadan yapılma uçaktı o buğulu gözlerin sahibinden bize verilen…

İstanbul’da bir iftardayız. Türkiye’nin
değişik illerinden gelmişiz. Masanın ağır abisi, şair İsmet Özel. Herkes
birkaç cümle ile kendini tanıtıyor. Ahmet Başak Urfa, Kaya Yeşilkaya
Eskişehir, Mehmet Altın Ankara… Son söz İsmet Özel’de…
“Ben İsmet Özel
Türkiye!...”

Başında beyaz tülbent, dilinde dua bizleri iftarlara bekleyen
annelerimiz bizi beklemiyorlar mi simdi...yoksa biz mi gitmiyoruz...
Kalabalık şehirlerin o sekli...o suni ve gösteriş kokan iftarlarının
yanında... Yer sofralarında diz dize..ayni tabağa uzanan ellerimiz nerde
simdi...?!
O.D.T.ܒlü kadim sevgilimle konuştum gece… Sesi kırıktı. Sesi yaralıydı. Söyledim. “Toparlayamıyorum” dedi. Asıl yanlışın, toparlama gayreti olduğunu söyledim.

Bir trendeyiz ve tren son sürat gidiyor. Ara sıra camdan dışarıya bakmak var. Oturup televizyon seyredip, çekirdek çitlemek var. Kitap okumak var. Uyumak var. Ayak parmaklarını kaşımak var. Bunları yapmayıp, başını dışarı çıkarıp, daha çok görmek ve daha çok anlamaya çalışmak da var. Görmeye ve anlamaya çalışan ne zaman mutlu olmuş ki?!... Biz dedim galiba… “Biz en az uyku ile idare edip en çok görüntüyü yakalamaya çalışanların kaderidir, toparlayamamak… Sen şimdi bırak toparlama safsatasını da türkü söylemeye bak” dedim.

“Yazıya devam…” dedi.

“Sevmeye ve dağılmaya devam…” dedim.

Kapatıyorduk.

“Beni aldattığını hissediyorum” dedim…

“Senden öğrenmişimdir!…” dedi…

“İhanet!...?” dedim…

“İnadına sevmek…” dedi.

Sustum. Sustu. Gökte yarım bir ay. Beş on yıldız.. Oradaydı. İçimde, en içimde bir yerlerde hep olmuştu. Sevdiğimdi. Sevenimdi. Kardeşimdi.



Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 3 yorum yapılmış )

Gülüm [ 2006/10/12 14:45 ]
Başarılarınızın devamını diliyorum. Daha iyiye, daha güzele, selametle..........
evet_isyan [ 2006/10/12 11:13 ]
Yağmur önce senin yüreğine sunar kederini, şehre sonradan.
Gün doğdu, gün battı. Kaçakçıya tedirginlik, çocuklara kuş uykusu, şaire atlas kelimeler, aşıklara mor sancılar bırakarak dağıldı güz. Dehrin kuyusundan sana ne düştü Memduh? Bir sürmene pıçağıyla kalbine attığın çizik mi?
Kıl Necmi [ 2006/10/11 14:41 ]
Haberkonya'da bir kırık hikayeci.Hayırlı olsun.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.12 -  Otur oturduğun yerde
 2008.12.12 -  Kumar oynamıyor musun?
 2008.12.02 -  Biz aşkı Orhan Gencebay’dan öğrendik...
 2008.11.25 -  Su akar yatağını bulur...‏
 2008.09.09 -  Beyaz mendil
 2008.08.16 -  Su toplayan yerimiz, neremiz?
 2008.07.31 -  Yeşil taşı arıyorum
 2008.07.19 -  Yakınlık ne anlama gelir?
 2008.07.01 -  Ben korkağın tekiyim…
 2008.06.23 -  Ninem, ağzına sağlık...‏
 2008.06.16 -  Getire getire bunu mu getirdin?
 2008.06.09 -  Esin Abla ile Halil Emmi
 2008.06.04 -  Bin kaç oluyor?
 2008.05.22 -  Ne budala bir oyun!
 2008.05.14 -  Nasıl kıskanmam?
 2008.04.22 -  Hakemi gözüm ısırıyor!..
 2008.04.08 -  Ellerimi bir çocuğa verdim...
 2008.03.31 -  Çay daveti
 2008.03.24 -  Başka cumartesi
 2008.03.19 -  Bir Zeynep vardı...
 2008.03.15 -  Bacanak kardeşim (2)
 2008.03.06 -  Bacanak kardeşim (1)
 2008.02.29 -  Gül kanayarak açar!
 2008.02.23 -  Kelam bilmeden “kelam” etmek
 2008.02.19 -  Seninle…
 2008.02.16 -  Çiçekçilere uğrayın
 2008.02.11 -  Şenlik yapılsın!...
 2008.02.08 -  Biz ona masal deriz
 2008.01.31 -  Yükseklere nişan alanlar‏
 2008.01.26 -  İnsan bolluğu
 2008.01.17 -  Bataklık bekçileri
 2008.01.09 -  Yorgancı ile kuyumcu
 2008.01.03 -  Geceler içimde hece
 2007.12.28 -  Gülüm
 2007.12.18 -  İş teklifi...
 2007.12.17 -  Korkmak...
 2007.12.12 -  Zarlar atılmıştır!
 2007.12.05 -  Sevgilim olmayan uyku
 2007.11.29 -  Bu kitaplar kaça?-2
 2007.11.19 -  Bu kitaplar kaça?-1
 2007.11.12 -  Nedir baktığın dede?
 2007.11.06 -  Meşguldüm dönemedim, yoğundum yazamadım
 2007.10.29 -  Kızım sana söylüyorum!
 2007.10.21 -  Kalbime sordum
 2007.10.15 -  Rıfat
 2007.10.08 -  Eylül, yine gel
 2007.06.18 -  Hoşçakalın
 2007.06.02 -  Yaşamak galip geliyor
 2007.05.29 -  Orman yanıyordu
 2007.05.25 -  Söyleyeceklerim Var 2
 2007.05.22 -  Söyleyeceklerim var 1
 2007.05.17 -  Üşüyorum kapama gözlerini...*
 2007.05.14 -  Siyah yıldızlar
 2007.05.10 -  Sarhoştan yağ çıkarmak
 2007.05.07 -  İnsan değil misin usta?
 2007.04.30 -  Bir başka zemin...
 2007.04.28 -  Tabanca ile gösterilen penaltı...!
 2007.04.23 -  Güller mi düşüyor gözlerinden?
 2007.04.16 -  Bazı Aşkların Ölümdür Kafiyesi"*
 2007.04.09 -  Her tebessümün kankardeşi
 2007.04.01 -  Ömrümü içine alan parantez
 2007.03.26 -  Bizim mahallenin abisi
 2007.03.19 -  Yandı,bitti,kül...
 2007.03.13 -  Meşgul görünmekten bıktım.
 2007.03.05 -  Cesaretsiz adamın notları 2
 2007.02.27 -  Cesaretsiz adamın notları 1
 2007.02.22 -  Kaç tavuğunuz var?
 2007.02.12 -  Karakış
 2007.02.05 -  Geri dön çocuk!...
 2007.01.30 -  Ya taş, ya kuş...!
 2007.01.22 -  Uykusuzluk neler yazdırıyor insana…
 2007.01.16 -  Güzel abim...
 2007.01.08 -  Güneşin kızını isteyen fare
 2006.12.25 -  Doğum günüm
 2006.12.19 -  Çıldırın!
 2006.12.09 -  Yağmurumuz var
 2006.12.04 -  Bol nahtarlı bir hikaye
 2006.11.27 -  Temayül ve uçurum
 2006.11.20 -  Yazı ve hüzün
 2006.11.13 -  Ve sen...
 2006.11.06 -  Geceydi
 2006.10.30 -  Bir Türk Dört Japon
 2006.10.26 -  Bekliyorum…
 2006.10.16 -  İnadına gülümsemek
 2006.10.11 -  Kardeşimdi...
 2006.10.09 -  Başlarken…
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com