:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

İnadına gülümsemek 
Memduh Nihat Ada   ( memduh_nihat@mynet.com )

Yasin 30 yaşlarında gürbüz ve dalyan gibi delikanlıdır. Kırmızı yanakları,
gülümseyen gözleri, kısacık saçları değildir onu sevimli kılan. Sevimli ve
cana yakın oluşu dostça ve güven veren yaklaşımıdır. Merttir.
Beş yıl önce babasından miras ufak tarlayı da haraç-mezat satarak Ankara'ya
göçmüştür. İki kız kardeşi ve anacığı. Bir gecekondu alır elinde kalan son
parasıyla. Ve düşer Ankara sokaklarına. Kız kardeşlerini okutacak ve
anacığına bakacaktır. Günün yirmi dört saatinin ha neredeyse yirmi saatini
çalışarak geçirir. Tutunur Ankara'ya. Kardeşleri okuyordur. Kendisi
külüstürde olsa bir araba ile pazarlama yapıyordur. Pazarlama dediğime
bakmayın. Ne bulursa satar. Kömür taşır. Havlu satar. Yazın kavun karpuza
dadanır.
Hayat devam ediyordur. Anası ''Seni evlendirelim oğul'' der. ''Sen bilirsin
ana'' olur cevabı. Gelin adayı hazırdır. Malatya'da, komşu köyden, teyzenin
kızı ile nişanlanır. Teyze sara hastasıdır. Düğün -teyze yüzünden- uzadıkça
uzar. Teyze, yani gelin annesi de kendi hastalığının düğünü ertelediğinin
farkındadır ve bu durum onu daha da üzer. Düğünün bir an önce yapılmasını
arzu eder. Israrcıdır. İmece usulü ve usulüne uygun yapılır düğün. Damat ve
gelin gerdeğe gireceklerdir. Teyze yeni bir krize tutulur ve ölür.
Ölen ölürde kalanlar perişandır. Gelin depresyona girer. Delilenir. Yasin
aylarca doktor doktor gezdirir eşini. Doktorlara, hocalara gider. Sevginin
yerini acımak alır. Eşidir. Akrabasıdır. Arkadaşıdır. Yarı yolda komak var
mıdır?
Tedaviye müspet karşılık vermeyen gelin giderek Yasin'i istemediğini belli
etmeye. Yasinden uzaklaşmaya başlar zaman içinde. Ve gün gelir aile
meclisinin de onayıyla gelin İstanbul'a dayısının yanına gider.
Yasin peşini bırakmaz eşinin. Paralar gönderir doktora götürülmesi, bakımı
ve harcamaları için. İki yıl geçer. Boşan der aynı aile meclisi. Yasin
boşanmaz. Bekleyeceğim der ve bekler.
Bu arada Yasin gecekondularının sokağa bakan bir odasını onarır ve küçümen
bir bakkala çevirir. Ekmek, peynir, zeytin, çay, şeker, yağ, sigara koyar.
Bakkalda daha çok annesi durur. Kız kardeşleri de yardım ederler annelerine.
Yasin bütün hızıyla çalışmakta Ankara denilen gurbete kök salmaya
çalışmaktadır.
Bisküvi toptancısına para verirken meydana çıkar hile. Sahte yüz milyonluk
vardır paraların içinde. Ki tektir yüz milyonluk. Annesi düşünür taşınır,
kimin verdiğini hatırlaması zor olmaz. Mahalleden olmayan gençten bir
delikanlı gelmiş sigara ve gazoz almış ve yüz milyonluğu vermiştir. Aradan
fazla bir zaman geçmez. Yeni bir sahte yüzmilyonluk daha düşer kasaya. Yine
yabancı bir simadır. Bu sahte para olayı aralıklarla ve değişik şahıslar
aracılığıyla dört kez tekrarlanır. Sonradan şu anlaşılacaktır. Aslında bu
değişik şahıslar aynı ekibin elemanlarıdır.
Yasin o gün işe çıkmamıştır. Evde keyif yapıyordur. Bahçe kapısından çıkar,
dükkana gelir. Takılır annesine. ''Yüz milyonluğun var mı?'' Şaka gerçeğe
dönüşür. Var der anası. Kasaya saldırır Yasin. Yüz milyonluk oradadır. Sahte
para olduğu anlar Yasin. Ne yaptın ana der. Parayı alışveriş yapıp bozduran
şahıs sokağın ucuna varmamıştır daha. İşte şu giden der anası. Yasin önce
koşmaya yeltenir. Kalpazanda arkadaşıyla buluşmuş fakat Yasin'i fark
etmişlerdir.
Yasin arabasına atlar ve deli gibi sürer. Arabayı yanlarında durdurduğunda
her iki şahısta farklı yönlere doğru kaçarlar. Birinin peşine düşer Yasin.
Çok geçmeden de yakalar adamı.
Gırtlağına sarılır. Tokatlar. Adam bıçak çeker. Yasin bıçağı adamın elinden
düşürür ve son model bir arabanın kapısını göçertecek kadar hırsla savurur
adamı. Polis gelir. Yasinin büyük katkısı ile kısa zamanda dört kişilik çete
toplanır. Yasin adamlardan şikayetçidir. Adamlardan Yasinin hırpaladığı da
yedi gün iş göremez raporu ile Yasin'den şikayetçidir.
Yasin kalpazanı savurarak zarar verdiği arabanın kapısını bütünüyle
değiştirmek zorunda kalır. Masraf bir buçuk milyardır. Kalpazanlardan tek
kuruş alamaz. Ayrıca davalıdır da. Kalpazanlar kısa bir süre sonra
salıverirler. Yasin kalpazanın kendini dava etmesi nedeniyle mahkeme
yollarına düşer. Ortada ne kalpazan ne avukatı hiç kimse yoktur.
Yasin yanıma uğramıştı mahkeme çıkışı. Yorgundu. İnanamıyordu. Ve her şeye
rağmen hala gülümsüyordu.
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 4 yorum yapılmış )

kumsal [ 2007/12/05 18:15 ]
işte o yasinlerinin ayağının altını öpmek gerektir eşine herşeyden önce insan olarak değer verdiğiiçin sahip çıktığı için...kaldı ki yılalarını veripde küçücük bir kusurla terkedilmiş yalnız bırakılmış insanlarında hakkı olmalı eşlerinin yanında.bütün insanlar hakeder bir parça sahip çıkılmayı .günümüzün tek sorunu galiba insanların sabır dereceleri azaldı birbirine tahammülü kalmadı çok çabuk tüketiyoruz.yazık allah rızası gözeten yasin sahip çıkan anasına kardeşine eşine ...herkes birbirine sahip çıksaydı insnalar bunalıma girmezdi bunca zarar olmazdı kanımca.zarardayız vesselam.
nil_su [ 2006/10/19 11:28 ]
yazı çok güzel.. köşen hayırlı olsun.. başarılar diliyorum..
nil [ 2006/10/19 11:22 ]
bu hayat yasin gibiler sayesinde çekilir haldedir...kaybediyor gibi görünsede kazanan odur..kazandığını sanan taa baştan kaybetmiştir aslında..elinde olanlar yekun tutsada..ama acı olan adaletin kefesi eğri kararları yürek acıtandır..dünya zıtlıklar dengesi üzerine kurulmuştur..iyi kötü güzel çirkin..iyi ile kötünün mücadelesi ezeli ve ebediidr..gülümsemeniz hiç eksik olmasın herşeye rağmen..!
evet_isyan [ 2006/10/17 10:04 ]
Yasinler hayata hep uzaktan ve hep hüzünle bakarlar. Çünkü onların pişirdiği aş beyazların sofralarında, onların sevdiği kızlar genç kızlığını ve kadınlığını bilemeden ya el kapılarında ya kliniklerde, onların kitapları kelimelerini onursuzluğuna sermaye eden adamların koltuk altlarındadır. Ağlanası bir talanın serüveni, gülümseyişler trajedisi.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.02.12 -  Otur oturduğun yerde
 2008.12.12 -  Kumar oynamıyor musun?
 2008.12.02 -  Biz aşkı Orhan Gencebay’dan öğrendik...
 2008.11.25 -  Su akar yatağını bulur...‏
 2008.09.09 -  Beyaz mendil
 2008.08.16 -  Su toplayan yerimiz, neremiz?
 2008.07.31 -  Yeşil taşı arıyorum
 2008.07.19 -  Yakınlık ne anlama gelir?
 2008.07.01 -  Ben korkağın tekiyim…
 2008.06.23 -  Ninem, ağzına sağlık...‏
 2008.06.16 -  Getire getire bunu mu getirdin?
 2008.06.09 -  Esin Abla ile Halil Emmi
 2008.06.04 -  Bin kaç oluyor?
 2008.05.22 -  Ne budala bir oyun!
 2008.05.14 -  Nasıl kıskanmam?
 2008.04.22 -  Hakemi gözüm ısırıyor!..
 2008.04.08 -  Ellerimi bir çocuğa verdim...
 2008.03.31 -  Çay daveti
 2008.03.24 -  Başka cumartesi
 2008.03.19 -  Bir Zeynep vardı...
 2008.03.15 -  Bacanak kardeşim (2)
 2008.03.06 -  Bacanak kardeşim (1)
 2008.02.29 -  Gül kanayarak açar!
 2008.02.23 -  Kelam bilmeden “kelam” etmek
 2008.02.19 -  Seninle…
 2008.02.16 -  Çiçekçilere uğrayın
 2008.02.11 -  Şenlik yapılsın!...
 2008.02.08 -  Biz ona masal deriz
 2008.01.31 -  Yükseklere nişan alanlar‏
 2008.01.26 -  İnsan bolluğu
 2008.01.17 -  Bataklık bekçileri
 2008.01.09 -  Yorgancı ile kuyumcu
 2008.01.03 -  Geceler içimde hece
 2007.12.28 -  Gülüm
 2007.12.18 -  İş teklifi...
 2007.12.17 -  Korkmak...
 2007.12.12 -  Zarlar atılmıştır!
 2007.12.05 -  Sevgilim olmayan uyku
 2007.11.29 -  Bu kitaplar kaça?-2
 2007.11.19 -  Bu kitaplar kaça?-1
 2007.11.12 -  Nedir baktığın dede?
 2007.11.06 -  Meşguldüm dönemedim, yoğundum yazamadım
 2007.10.29 -  Kızım sana söylüyorum!
 2007.10.21 -  Kalbime sordum
 2007.10.15 -  Rıfat
 2007.10.08 -  Eylül, yine gel
 2007.06.18 -  Hoşçakalın
 2007.06.02 -  Yaşamak galip geliyor
 2007.05.29 -  Orman yanıyordu
 2007.05.25 -  Söyleyeceklerim Var 2
 2007.05.22 -  Söyleyeceklerim var 1
 2007.05.17 -  Üşüyorum kapama gözlerini...*
 2007.05.14 -  Siyah yıldızlar
 2007.05.10 -  Sarhoştan yağ çıkarmak
 2007.05.07 -  İnsan değil misin usta?
 2007.04.30 -  Bir başka zemin...
 2007.04.28 -  Tabanca ile gösterilen penaltı...!
 2007.04.23 -  Güller mi düşüyor gözlerinden?
 2007.04.16 -  Bazı Aşkların Ölümdür Kafiyesi"*
 2007.04.09 -  Her tebessümün kankardeşi
 2007.04.01 -  Ömrümü içine alan parantez
 2007.03.26 -  Bizim mahallenin abisi
 2007.03.19 -  Yandı,bitti,kül...
 2007.03.13 -  Meşgul görünmekten bıktım.
 2007.03.05 -  Cesaretsiz adamın notları 2
 2007.02.27 -  Cesaretsiz adamın notları 1
 2007.02.22 -  Kaç tavuğunuz var?
 2007.02.12 -  Karakış
 2007.02.05 -  Geri dön çocuk!...
 2007.01.30 -  Ya taş, ya kuş...!
 2007.01.22 -  Uykusuzluk neler yazdırıyor insana…
 2007.01.16 -  Güzel abim...
 2007.01.08 -  Güneşin kızını isteyen fare
 2006.12.25 -  Doğum günüm
 2006.12.19 -  Çıldırın!
 2006.12.09 -  Yağmurumuz var
 2006.12.04 -  Bol nahtarlı bir hikaye
 2006.11.27 -  Temayül ve uçurum
 2006.11.20 -  Yazı ve hüzün
 2006.11.13 -  Ve sen...
 2006.11.06 -  Geceydi
 2006.10.30 -  Bir Türk Dört Japon
 2006.10.26 -  Bekliyorum…
 2006.10.16 -  İnadına gülümsemek
 2006.10.11 -  Kardeşimdi...
 2006.10.09 -  Başlarken…
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com