:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Noterdam’ın kamburu 
Taner Aydın   ( taner145@hotmail.com )


Paris’te işlerimi tamamladığım 8. günün akşamı artık Türkiye’ye döneceğim.
Kendi adıma, benim yurt dışı seyahatlerim oldukça yoğun ve koşturmaca içinde geçer.
Paris’e her gelişimde de böyle olur.
Ancak bu sefer nasıl olduysa Paris seyahatimin son 8. günü bana kaldı.
Sabah otelimde kalkıp balkondan dışarı bakarken, hemen otelimin karşısındaki tarihi Gard Del Est garının üzerinde, etrafı seyreden zırha bürünmüş, eli kalkanlı, başı kasklı Verdun heykeliyle göz göze geldik.

Paris her tarafı tarih ve edebiyat kokan güzel bir şehir.
İnsan kendine sormadan edemiyor,
Ahmet Hamdi Tanpınar burayı da görse, acaba 5 şehir kitabına alır mıydı?
Paris’e varışımdan birkaç gün sonra, gece saat 9’dan sonra Paris’i dolaşıyoruz.
Tarihi Opera meydanından, geniş Parlamento meydanına uzanıyoruz.
Parlamento binasının karsında, Elyesse sarayının önünde duraklıyoruz.
Fransa tarihiyle yaşıt denebilecek bir saray.
Önümüzde geniş bir meydan uzanıyor.
Şehir geceleyin gerçektende bir başka bir güzel.
İlerde parlayan Eiffel kulesi tarihe göğüs gerercesine, tüm ihtişamıyla gökyüzünü kucaklıyor.
Işıl ışıl yanıp sönerken, hemen ayaklarının altından geçen Sen nehri’nin kenarında dimdik duruşu, şehre korumalık yapar gibi…
1899’da yapmışlar.
Her tarafı kaynak kullanmadan, vida ve somunlarla birbirine tutturulmuş.
110 katlı bir bina yüksekliğinde.
En tepesine çıkmak için, gece bile yaşanan sıra hem şaşırtıyor, hem de insanı yoruyor.
Saat 23,30 kadar açık.
Sonunda asansörüyle tepesine çıkıyoruz.
Paris ayaklarımızın altında rengârenk bir renk cümbüşü ve birazdan uyuyacak.
Sen nehri ise şehrin içinde yılan gibi kıvrılıp gidiyor.
Alman orduları ikinci dünya savaşında Fransa’yı işgal ederken, Paris belediye başkanı Kamalı Haçlı ES ES subaylarına şehrin anahtarlarını kendi eliyle teslim etmiş ve “ Şehrime dokunmayın” demiş.
Hitlerde bu jeste karşılıksız kalmamış ve şehri bombalatmamış.
Dahası, şehrin içinde tek bir mermi bile sıktırmamış.
Normandiya çıkartmasıyla da şehir Alman çizmelerinin işgalinden kurtulmuş.

Başta dedim ya bu seyahatimin son günü benim.
Zenginler kaldırımı La Fayette Caddesi hiç çekici gelmiyor, Şanzelize’yi de birkaç gün evvel hızlı da olsa gece gezmek daha güzeldi.
Ne yapayım derken Sen Michael’deki, Notredam kilisesine gitmeye karar verdim.
Victor Hugo’nun ünlü romanına isim veren Notredam Kilisesine…
İspanyol Çingenesi Esmeralda’nın önünde raks ettiği, zangocu kamburlu olan kiliseye.
Metro çıkışı yürürken, dar sokalar arasındaki sahaflar, birbirinden güzel Fransız mutfağını sunan restoranların arasından geçiyorum.
Birazdan karşıma Sen nehrinin yanında duran 13. yüzyıl da yapılmış muhteşem yapıyla yüz yüze geliyoruz.
Azizlerin heykelleri kilisenin önünde insanlara selam dururcasına sıralanırken, oluklardan sarkmış iblis kafalarıyla enteresan bir tezat oluşturuyorlar.
Hemen kilisenin önündeki bahçede, bronzdan yapılmış eski Fransa krallarından biri atının üzerinde yürürken, atının gemini tutan iki askeri de, ellerindeki kısa saplı batlarıyla krala eşlik ediyorlar.
Heykel, hemen biraz ilerdeki, yolun karşısındaki, daha sonra Fransız Emniyet Müdürlüğü olduğunu öğrendiğim, tarihi binaya doğru yürümeye çalışır gibi.
Kilisenin avlundan içeri doğru giriyorum.
Notredam’ın içini gezerken gözlerimin tuhaf bir şekilde, Esmeralda’ya yardım eden kilisenin kamburlu zangocunu arar gibi.
Dua edip mum yakan insanları, birbirinden enterasan duvardaki sfenksleri biraz izledikten sonra, dışarı çıkıp kiliseyi Sen nehrinin kenarından biraz daha seyredip, ilerdeki bir kafede küçük fincanda, sert, filtre kahvemi keyifle içiyorum.
Artık dönüş vakti yaklaşıyor. Otele gidip dönüş hazırlığına başlamam lazım,
Üç saat su gibi akıp geçti.
Hesabı ödemek için garsonu çağırıyorum, “mösyö 2.20”diyor.
Paris gerçekten inanılmaz pahalı bir şehir.
Geldiğim, ara sokaklardan geçerek tekrar yeraltı tren istasyonuna doğru yollanıyorum.
Aklımda hala Victor Hugo’nun “Notredam’ın Kamburu” romanı var,
Ama Paris’ten ayrılmak zor gelmiyor,
Çünkü saatler gece yarısını vururken, uçağımın lastikleri dünyanın en güzel şehrine konuyor olacak,
7 tepeli İstanbul’a…
Şairin dediği gibi, bekle beni İstanbul…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 7 yorum yapılmış )

Tiyatrocu [ 2008/12/14 13:00 ]
ben bir edebiyat aşığı ve özellikle VİCTOR HUGO hayranı olarak böyle bir şeyi bu kadar güzel anlattığınız için tebrik ediyorum ama keşke kilise hakkında daha da fazla bilgi verseydiniz.
BABYGİRL [ 2008/11/27 20:27 ]
i hos guzel ama 400 sayfalık kıtap cok kısa ozetlenmıs ya oğretmen bilgisayardan yazdığımı anlarsa napcaz o zaman neyse yapmıs olmak ıçin yPAMISTIM ZATEN THANKYOU
sema [ 2007/09/04 16:03 ]
Yazınızla tekrar, paris sokaklarında hissettim kendimi.......teşekkürler:):)
erkan [ 2006/12/02 10:41 ]
ya kardesim ii hosta bize ne bundan.tamam kahve içmissin kilisenin yanında.niye keyifle yazıyosunki?havan kime.
bnck [ 2006/11/19 14:47 ]
haber konya yazarlarına bu günlerde neler oluyor anlam veremiyorum??? Türkiye'de tonlarca problem varken bence daha ciddi konulara değinmelisiniz.biz okuyucular olarak sizlerden bunu bekliyoruz. Başarılar...
Meltem [ 2006/11/10 11:47 ]
Taner bey o kadar güzel anlatmışsınız ki ,insanın kalkıp oralara gidesi geliyor.İyi ki son gün size kalmış ,biraz daha kalsaydınız kimbilir daha neler anlatırdınız.
fatihuslu [ 2006/11/08 20:59 ]
valla hocam ne diyeyim çok güzel bir betimleme sanatı kullanılmış ayrıca istanbul gibi aşıklar şehri gercekten yok daha...slm ve dua ile..tebrikler

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.01.30 -  Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
 2008.12.31 -  Filistin’de barışın tek formülü
 2008.11.28 -  IMF’ye gerek yok batmayız?
 2008.11.12 -  Sevsinler
 2008.10.24 -  Ekonomi, Aktütün, ve Ergenekon
 2008.08.12 -  Rus- Gürcü savaşı nasıl sonuçlanır?
 2008.07.07 -  Demek hukuka herkesin bir gün ihtiyacı oluyormuş
 2008.06.21 -  Ve Viyana düştü
 2008.06.06 -  Yağ çıkaracak deve
 2008.05.01 -  Ünal Karaman, sezon başında Konyaspor’un yeniden başında
 2008.04.01 -  Ağlama duvarı
 2008.01.23 -  Kürtleri ne yapmalı
 2007.10.30 -  Recep Konuk’da bir öğretmenmiş
 2007.09.28 -  Sudiye Kasapçopur’un hikayesi
 2007.09.24 -  Alışacaklar
 2007.09.14 -  Luis Washington Konyaspor'da ne yapar?
 2007.09.10 -  Türkiye devrim yaşıyor
 2007.09.06 -  Nerde kalmıştık…
 2007.07.20 -  Oyumu vereceğim parti
 2007.07.03 -  Seçim anketleri doğru mu?
 2007.06.22 -  Zeyno Baran olayı
 2007.06.17 -  Filistinliler hepinize yazıklar olsun!
 2007.06.07 -  Aday listelerine nerden bakıyorsunuz?
 2007.05.28 -  Meclis’te seçim sonrası iki parti olur
 2007.05.22 -  Konya’nın milletvekili adayları sönük kaldı
 2007.05.11 -  Kim nereden aday, eskiye rağbet olsaydı !!!
 2007.05.05 -  Sizce neyin seçimi
 2007.04.28 -  Gibisi fazla bunun adı “muhtıradır”
 2007.04.13 -  Büyükanıt paşa Tayyib Erdoğan’a Çankaya yolunu açtı
 2007.04.03 -  Demirel’den artık iyice sıkıldım
 2007.03.20 -  Helalinden iş, helalinden eş!
 2007.03.05 -  Konyaspor yazısı…
 2007.02.26 -  Melekler şehri terk edince
 2007.02.07 -  Kıyamete beş mi var?
 2007.01.29 -  Hırant Dink’in toprağı neden mi bol olsun?
 2007.01.24 -  Hrant Dink nasıl katledildi?
 2006.12.25 -  İyi seneler
 2006.12.02 -  Atina’da 3 gün
 2006.11.08 -  Noterdam’ın kamburu
 2006.11.01 -  Paris’ten insan manzaraları
 2006.10.11 -  Askerin tepkisi
 2006.09.26 -  Liverpool’da bir Galatasaray anısı
 2006.09.19 -  Öğrenmeyi öğrenmek
 2006.09.09 -  Lübnan’a asker gönderilmesi kime yaradı?
 2006.08.26 -  Konyaspor başkanı Ahmet Şan’a davet
 2006.08.15 -  Lübnan Hizbullah’ı
 2006.07.21 -  Cevap veriyorum…
 2006.07.13 -  Hamas ve 3 Şart
 2006.07.06 -  Zidan’ın ardından
 2006.06.19 -  Ahmet Davutoğlu ile dış politika turu (2)
 2006.06.12 -  Ahmet Davutoğlu ile dış politika turu
 2006.06.02 -  Türk Solu hastalıklı bir soldur.
 2006.05.24 -  Kasımda seçim olur mu?
 2006.05.13 -  Ermeni soykırım yasa tasarısı ve Türkiye Ermenileri
 2006.05.06 -  BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ NEDİR?
 2006.04.29 -  ABD’Yİ MUSEVİ CEMAATİ YÖNETİR
 2006.04.19 -  TERÖRİST KİMDİR ?
 2006.04.10 -  Şahinlerden güvercin olur mu?
 2006.03.31 -  ARAFAT’IN RÜYASI
 2006.03.28 -  Körler Ülkesinde Görmek İdamlık Suç mudur?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com