:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Konyalı-Kastamonulu Çanakkale’de Şehadet Arkadaşı  
H.Tekin Gökmenoğlu   ( htgokmen@hotmail.com )


“Haberkonya”da yazdığımı ilk başlarda haber verdiğim Kastamonu’daki bazı akraba ve dostlarım bir önceki yazıma, özellikle de başlığına, yarı şaka yarı gerçek serzenişte bulundular. Ama şu var ki, “Tescilli Konyalı” olmak toprak-Kastamonu’lu olmaya engel değildir. Her ne kadar bazı dostlarım “dep! dep!” diye tezahüratlarla bana takılsalar da, bundan gocunmak bir yana gurur duyarız. Çünkü Eski Türklerde, bugünkü futbol benzeri oyunun adı “depük” veya “tepük”dür. “Depmek”-“tepmek” fiilinden türeyen bir oyunu, futbolla özdeşleştirip, öp-öz Türkçe bir tezahürat kavramı kazandıran Kastamonulular’a selam olsun!...

Çanakkale Savaşı’nın 90. yıldönümünü yaşadığımız bu günlerde medyadaki şu heber umarım dikkatinizi çekmiştir:
“…Çanakkale Savaşları’nda en çok şehit veren ilimiz Bursa’dır. Bursa’dan 3274 şehit verilmesine karşılık, Balıkesir’den 3003, Konya’dan 2683, Kastamonu’dan 2527 ve Denizli’den 2258 şehit verilmiştir. Diğer taraftan en fazla şehit veren köy ise Kastamonu’nun Güzlük Köyü olup, bu köyden 25 şehit verilmiştir. Çanakkale Türküsü olarak bilinen ve “Çanakkale içinde vurdular beni” diye başlayan türkünün Kastamonu kaynaklı olması Kastamonulu şehit sayısının fazlalığını belirten diğer bir göstergedir…”

Evet Çanakkale’de atalarımız Bosna’dan Bağdat’a ve en başta da yukarıdaki haberde adı geçen illerden onbinlercesi“şehitlik arkadaşı” olmuşlar. Orası onların “şehadet kanlarının” birbirine karıştığı topraklar haline gelmiş.

Aklıma şöyle bir şey geldi. Her evde, bu milletin birlik-beraberliğini canlı tutmak için, oradan “bir avuç toprağı” bir vazoya koyup, uygun boyutta bir “Albayrağa”da sap takarak o vazoya bırakmak lazım. Meseleyi yeni yetişen nesillere en somut biçimde belki bu şekilde anlatabiliriz. Daha önce oraya gitme fırsatım olduğu halde henüz bu dediğimi henüz kendim yapmış değilim. Çünkü oraya gittiğimde, belki de ayrılık çanlarının sesi bu kadar yükselmediğinden böyle bir şey aklıma gelmemişti.

Hiç kimse merak etmesin bu dediğim dinen caiz olmayan bir bid’at falan değildir. Vatanımızın diğer yerleri de en az Çanakkale kadar kutsaldır ama yakın tarihimizin en yoğun şehadetinin yaşandığı ve şehitlerimiz için milli şairimize, ”Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber” dedirten yer burasıdır. Çanakkale adeta “Şehit Kanları Çanağı” olmuştur artık.

Evet yukarıdaki haberde geçen Kastamonu Güzlük Köyü, benim ilçem olan Araç Kazası’nın küçük bir köyüdür. Kayıtlara köye bu küçük köyden tam 25 şehidimiz vardır.

Çanakkale türküsü de, Kastamonu’da o günlerde yakılmıştır. Anadolu’da türküler bestelenmez, yakılır. Çünkü yanıktır bizim türkülerimiz.

Buradan Meram Belediyesi Kültür Dairesi müdürü öğrencim sevgili Sefa ZORLU’ya da bir mesaj ve ikazım var. İki yıldır Çanakkale ruhunun diri tutulması için gösterdiği çabayı takdirle karşılıyorum. Ama hem geçen yıl bizzat izlediğim, bu yılda aynısını dostlardan duyduğum ve bizzat kendisinin sahnelediği kesitlerden birinde “Çanakkale’den bir babanın şehit olarak memlekete dönüşü” anlatılıyor. Yok böyle bir şey!... Çanakkale şehitlerinin hepsi orada yatıyor. Konya’ya, Kastamonu’ya ancak gaziler dönebildiler. Sanırım sevgili öğrencim, günümüzde teröre göğsünü siper eden şehitlerimizin memleketlerinde toprağa verilmesi olayından etkilenerek o sahnenin senaryosunu yazmış.

Kastamonu yine, Milli mücadele sırasında lojistik destek açısından liman olan İnebolu’dan Ankara'ya erzak, cephane ve insan akışında büyük fedakarlıklar göstermiştir. Kurtuluş savaşında en fazla şehit veren üçüncü il olan Kastamonu 'nun benim ilçem olan Araç ilçesi, Türkiye’de nüfus oranına göre en fazla şehit veren ilçedir. Necati Cumalı’nın “Devlet Malı” başlığıyla hikaye ettiği olay, İnebolu-Ankara yolunda Kastamonu’lu bir kadının sözüdür. Bu hikayeyi okuma fırsatı bulamamış olanlar için olayı özetleyeyim. Necati Cumalı, bahsettiğim yol güzergahında, kağnısında hem cephane hemde küçük çocuğu olan bir kadını görür. Hava soğuk, kar atıştırmaktadır. Çocuğun elbiseleri zayıf, ayakları çıplaktır. Necati Cumalı dayanamaz. -Yorganı çocuğu üstüne çeksene!.. Kadın bakar, cevap verir. -Yorganı çocuğa örtersem altındaki devlet malıdır ıslanır!.. der. Kadın cephane taşıdığının, ıslandığında onun işe yaramayacağının bilincindedir.



Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2007.07.23 -  Büyük Birlik AKP de Gerçekleşti
 2007.07.19 -  Zamane gençliği
 2007.07.06 -  Bereketli, Hareketli, Heyecanlı Temmuz
 2007.06.14 -  Bir Kazan Kaynar Su
 2007.06.05 -  Şimdi de Millet Konuşacak
 2007.05.30 -  Sınavlar ve öğrencilerin geleceği
 2007.05.22 -  Oy Kullanmayacağım!.. Ta ki…
 2007.05.15 -  Arşivini Silen- Suçundan Kaçan Anket Kurumları
 2007.05.07 -  Mumcu ve bir Temel fıkrası
 2007.05.02 -  İktidarı Vaftiz Ettiler
 2007.04.25 -  HAYIRLI OLSUN
 2007.04.17 -  BBP Ne Yaparsa, Ne Yapar?
 2007.04.10 -  Hukuksuz Siyaset
 2007.04.03 -  Halimiz ve Kutlu Doğum
 2007.03.28 -  Bugünkü Konya
 2007.03.20 -  Konyalı-Kastamonulu Çanakkale’de Şehadet Arkadaşı
 2007.03.13 -  Tescilli Konyalı
 2007.03.06 -  Yeni Vatan-ı Aslî Konya
 2007.02.27 -  Her Ay Konya-Ankara (Konya'da çeyrek asır 3)
 2007.02.20 -  Ankara'daki Konya (Konya’da Çeyrek Asır 2)
 2007.02.13 -  KONYA’DA ÇEYREK ASIR (I)
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com