:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

HAYIRLI OLSUN 
H.Tekin Gökmenoğlu   ( htgokmen@hotmail.com )

Aylardır süren merak ve beklenti nihayet sona erdi. Ülkemizin 11. Cumhurbaşkanı adaylarından en güçlü ve seçilmesi kesin görünen adayı belli oldu.

Sayın Abdullah GÜL, partili olsun olmasın AKP hatta meclis içinde en sempatik isim. Agresif değil, sakin, soğukkanlı, birikimli, tecrübeli. Medyada yer alan fotoğraflarının % 90 ında güleç yüzlü ve tebessümlü. Kendine güvenli ama alçakgönüllü tipik bir Anadolu evladı.Umarız seçilirse Çankaya’dan milletimizi “buz” gibi bir yüzle izleyip SEZMEZ, o kendinden emin ama mütevazi duruşuyla “sıcak” duygularla izler GÜLER ve GÜLLER atar. Ve bu sayede yine milletin Çankaya’ya bakışı ve onu algılaması büyük ölçüde değişir.

Aday açıklaması vesilesiyle bile bir muhalefet lideri kendisini bu kadar yıpratabilir. Sayın Baykal, aday açıklanmasından sonra yaptığı grup konuşmasında, Sayın Erdoğan için, “aday olmadıysa millet onu istemediği içindir” ifadesini kullandı.

Hukuk literatüründe “evleviyet ilkesi” diye bir kavram vardır. Anlamı şudur. Bir mükafatı hak etme, yahut bir cezaya müstahak olma durumuna yol açan, daha olgun veya ağır sebepler karşısında, bu mükafat ve ceza öncelikle öngörülür.

Şimdi bu durumda, eğer Sayın Erdoğan, Baykal’ın dediği gibi gerçekten istenmiyorsa, mevcut veri ve argümanlara göre kendisi “hiç istenmeyen adam” durumundadır. Sayın muhalefet lideri bu söylemi ile zımnen bunu itiraf etmiş olmaktadır. Zaten önümüzdeki birkaç ay içinde -erken veya olağan- genel seçim yapılacaktır. Kendisi ve Sayın Erdoğan’ın halk tarafından istenme oranları belli olacaktır. Eğer Erdoğan’dan daha az oy alırsa ve bu sözü kendisine hatırlatılırsa ne cevap verir, doğrusu merak ediyorum.

Halbuki, Sayın Baykal ana muhalefet lideri olduğu kadar, aynı zamanda çok eski bir Siyaset Sosyolojisi doçenti olarak şu hususu Türkiye’de en iyi bilenlerden biridir. Demokrasilerde bir siyasi şahsı mutlak istek veya mutlak ret söz konusu olamaz. Bu nispîdir ve bu nispetlerin geçerliliği periyodiktir. Yani iki seçim dönemi arasıdır. Mesela mehrum Sayın Ecevit 1999 da halk tarafından %22 nispetinde isteniyordu. Fakat üç yıl sonra 2002 yılında halkın kendisini isteme nispeti % 1,22 lere düştü. Yine mesela bugün % 2-3, 5 vs ler de olan bir partinin bir sonraki seçimlerde halkın ne ölçüde isteğine mazhar olacağını belirleyemezsiniz. Çünkü halkın iradesine demokrasilerde ambargo koyamazsınız.

Yine ifade ediyorum Sayın Baykal, bu iddiasında samimi ise ilk seçimlerde Sayın Erdoğan’dan daha az oy aldığı takdirde, kendi tabiriyle “istenmeyenden” daha da istenmeyen bir siyasetçi olarak bu işleri bırakmalıdır.

367 meselesinden sonra bir de, Sayın Gül’ün adaylığı açıklanmasından sonra Sayın Cindoruk “şibh-i grup kararı” tabiri ortaya atıldı. Bilindiği gibi Anayasamıza göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasi partiler grup kararı alamazlar. AKP deki bu aday belirleme süreci “grup kararı” alma süreci gibi lanse ediliyor. Halbuki AKP den Sayın Yarbay adaylığını çok önce açıklamış ve partinin ilgili organları bu üyesine karşı herhangi bir müeyyide talebiyle harekete geçmemiştir.
Diğer taraftan grup kararının parti tarafından milletvekillerine parti tarafından yazılı veya sözlü açıkça tebliğ edilmesi gerekir. Grup kararına aykırı davranmanın bedeli vardır. Sanırım Sayın Cindoruk bu süreç için bu şartları taşımadığı için “şibh- grup kararı” yani grup kararı benzeri tabirini kullanmıştır. Anayasada böyle bir tabir ve bunun yasaklanması yoktur.

Artık demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla kabullenme ve gereğini yapma, çıkan sonuca razı olma vakti gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde demokrasinin daha gelişmiş şekli, tıpkı şu günlerde Fransa’da yapıldığı gibi ilk iyi adayın ikinci turda yeniden yarıştığı “iki turlu” halkoylaması seçimidir. Bu nedenle ilk fırsatta Anayasa değişikliği yapılarak halkın kimi isteyip istemediğini ortaya çıkaracak düzenleme getirilmelidir. Evet Fransa’da “başkanlık sistemi” var ve o nedenle cumhurbaşkanı halkoylaması ile yapılıyor. Fakat bizdeki “parlamenter sistem”in içinde yer alan Cumhurbaşkanı”nın bazı yetkileri -çok iddialı değilim ama- sanırım çoğu başkanlık sisteminde başkanın yetkileri içinde yoktur.







Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız
Şu ana kadar yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2007.07.23 -  Büyük Birlik AKP de Gerçekleşti
 2007.07.19 -  Zamane gençliği
 2007.07.06 -  Bereketli, Hareketli, Heyecanlı Temmuz
 2007.06.14 -  Bir Kazan Kaynar Su
 2007.06.05 -  Şimdi de Millet Konuşacak
 2007.05.30 -  Sınavlar ve öğrencilerin geleceği
 2007.05.22 -  Oy Kullanmayacağım!.. Ta ki…
 2007.05.15 -  Arşivini Silen- Suçundan Kaçan Anket Kurumları
 2007.05.07 -  Mumcu ve bir Temel fıkrası
 2007.05.02 -  İktidarı Vaftiz Ettiler
 2007.04.25 -  HAYIRLI OLSUN
 2007.04.17 -  BBP Ne Yaparsa, Ne Yapar?
 2007.04.10 -  Hukuksuz Siyaset
 2007.04.03 -  Halimiz ve Kutlu Doğum
 2007.03.28 -  Bugünkü Konya
 2007.03.20 -  Konyalı-Kastamonulu Çanakkale’de Şehadet Arkadaşı
 2007.03.13 -  Tescilli Konyalı
 2007.03.06 -  Yeni Vatan-ı Aslî Konya
 2007.02.27 -  Her Ay Konya-Ankara (Konya'da çeyrek asır 3)
 2007.02.20 -  Ankara'daki Konya (Konya’da Çeyrek Asır 2)
 2007.02.13 -  KONYA’DA ÇEYREK ASIR (I)
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com