:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

İktidarı Vaftiz Ettiler 
H.Tekin Gökmenoğlu   ( htgokmen@hotmail.com )


Son bir haftadır, siyâset ve demokrasi tarihinde ender görülecek çok garip olay ve tutumları ibret ve hayretle canlı canlı izliyoruz.

Maalesef ne “sözde değil özde demokrat bir ana muhalefet, ne de hukuka saygılı, muhalif siyasetçi portresi görebildik.

Yüksek mahkeme kararına saygılıyız. Bu karar, Anayasa Hukuku disiplininde araştırma yapacak müstakbel akademisyenlere bu kararı olumlu veya olumsuz eleştirecek çok bakir bir alan, tez ve makale konusu olarak imâra açılmış oldu.

Ayrıca en kısa zamanda seçim göründü. Aslında seçimler, geçmiş sonuçlara bakılırsa iktidarların yıpranmışlığının hesabını ödediği, dolayısıyla genelde oy kaybettiği demokratik enstrümanların en başta gelenidir.

Bu iktidara oy vermemiş ve daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi bir başka partinin üst düzey yöneticiliği yapmış olmama rağmen, acizane birikim ve tecrübelerimle iddialı olarak söyleyebilirim ki, son bir haftadır yaşanan süreç, iktidar partisini deyim yerinde ise “vaftiz” etmiştir. Kendine oy veren ama beklediğini bulamayan seçmen nezdindeki yıpranmışlığı eski halinden daha kaliteli biçimde “tamir” etmiştir. Hatta daha sonraki yıpranmayı da oldukça yavaşlatacak biçimde iktidar üzerine vernik çekmiştir.

“Hukuk” ve “demokrasi” çağdaş ve hukukun üstünlüğüne inanan siyasetin “kanı” gibidir. Günübirlik siyâsi ihtiraslar ve kaprisler yüzünden sulandırılmamalıydı. Bu günler ve krizler siyâsî tarih içinde çabucak geçer gider ama gök kubbede bırakılan “hoş” veya “bed” seda, vicdanlarda hak ettiği biçimde aksetmeye asırlarca tarih boyu devam eder.

Yüksek mahkeme kesinlikle etkilenmemiştir ama, muhâlefet lideri, Anayasal bir suç işleyerek, yargıya düşmüş bir konu hakkında “çatışmaya yol açma” imâsı ile özde değil sözde hukukçu olduğunu izhar etmiştir.

Sayın Mumcu ve Ağar, yılların siyâsetçileri olmalarına rağmen parti tabanlarını da sükût-u hayâle uğratarak zayıf bir sınav vermişlerdir. Karnelerini en kısa zamanda milletten sandıkta alacaklardır.

Bu süreçte hakkı teslim etmek gerekirse iktidar partisi “siyâseten” en ağır eleştiriyi BBP den alırken; demokrasi ve hukuka saygı gereği en büyük desteği de yine BBP vermiştir. Sayın Yazıcıoğlu’nun BBP internet sitesinde de halen yayında olan değerlendirmesindeki şu kesitler adeta Milletin sağduyusu ve vicdanının sesi olmuştur:

“…Türk askerinin başına çuval geçirilirken bile, Güney sınırlarımızın bitişiğinde millî varlığımıza hasım bir siyasî ve askerî güç, gözlerimizin önünde adım adım büyütülüp karşımıza çıkarılırken bile; Türkiye Cumhuriyeti global güçlerin Büyük Ortadoğu Projesi’ne, milletin iradesi hilâfına mevcut AKP iktidarı tarafından açıkça angaje edilirken bile, AB’ye üyelik süreci adına Mustafa Kemal Atatürk’ün en az laik cumhuriyet ilkesi kadar mühim ve belki ondan da öncelikli mirası olan tam bağımsızlık, millî ve üniter devlet yapısı ilkeleri sistemli bir şekilde yok edilirken bile, Kıbrıs gibi millî namusumuz haline gelmiş bir davada AKP iktidarının başından beri her türlü taviz verilirken bile, millî iktisadî varlıklarımız uluslar arası sermayeye haraç mezat satılırken bile kullanılmayan ölçüde sert ve tehditkâr bir üslûpla, Kur’an-ı Kerim okuma yarışmalarını, kız çocuklarının ilâhi okumasını, okul müdürlerinin Şanlı Peygamberimizin Kutlu Doğum gününe katılmalarını rejim tehlikesi gibi görmenin gerçekte en büyük millî tehlikelerden biri olduğuna inanıyoruz.
Cumhuriyetimizin laik karakterini, büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda, Kur’an okuma, ilâhi söyleme ve yahut Hz. Peygamber’in doğumunu kutlama gibi manevî geleneklerin karşısına koyma şeklinde anlaşılmaya çok müsait bir üslûp ve zihniyetin hem laik düzene hem de millî birlik ve bütünlüğe fayda değil, telâfisi imkânsız biçimde zarar vereceğine inanıyoruz.

... Bu günden itibaren Türk siyasî hayatının içine gireceği süreçte, demokrasi ve hukuk dışı hiç bir tasarruf ve dayatmaya destek vermeyeceğimizi ısrarla vurguluyor ve bilhassa 12 Mart döneminde görüldüğü tarzda Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında kurulacak ve milli iradenin tecelligâhı olan Meclis’i devre dışı bırakacak her türlü iktidar ve hükümet formülünü gayrî meşrû ve hukuk dışı sayacağımızı şimdiden ilân ediyor, Büyük Türk Milleti’ni birlik ve beraberlik içinde davranmaya, vekar ve sükûnetini muhafaza etmeye davet ediyoruz.

Bu satırları yazarken bir tarafta da TV de Baykal-Uzan görüşmesinin ve seçim işbirliğinin yollarının arandığını izliyorum. Bu görüşme mi insanımıza çok hayret ve heycan verici, yoksa demokrasi adına yapılacak bir Erdoğan-Yazıcıoğlu görüşmesi mi? Heralde bu görüşme olursa demokrasiyi zayıflatır. Çünkü yapılacak seçimde ana muhalefet meclise girse dahi grup bile kuramaz.

Neyse siyaset bizim işimiz değil!.. Yapanlara bırakalım!..





Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 3 yorum yapılmış )

Yaman Adam [ 2007/05/07 16:42 ]
Vaftiz kelimesi yabancı ve dini açıdan da pek hoş kaçmamış gerçi ama, AKP'yi suya batırıp çıkarmak suretiyle yaptığı yanlış ve işlediği günahlarından dolayı ''ak''ladılar anlamında kullanılıyorsa, burada bir yanlışlık var demektir. Ben o zaman bu parti liderinin kime ve neye iman ettiğine bakarım! Yani AKP ve kurmayları yüreklerini millete ve inandıkları davaya adayıp adamadıkları burada önem arzediyor. Burada aslolan inanmak ve iman etmektir. Ya değilse vaftiz, verilmiş bir kararın sadece törensel kısmıdır.
Abdullah [ 2007/05/04 11:27 ]

Tespitler çok yerinde. AKP ne kadar uğraşsa böyle uygun şartlarda seçime gidemezdi. İktidar döneminde yaptıklarının ve vaad edipte yapmadıklarının hesabının sorulacağı bir seçim süreci yaşamaktansa ''ya bizdensin ya onlardan'' kolaycılığı ile sandığa gitmek herhalde arayıp da bulamadıkları bir imkan oldu.
Bahsettiğiniz görüşme gerçekleşebilse ve (en azından) temel konularda istikamet birliği temin edilebilse, bu günlerde yaşanan daralmanın aşılması adına önemli bir kapı açılmış olur. Ama tabii bunu öncelikle sorumluluk makamında bulunanlar akledebilmeli ve daha da önemlisi hazmedebilmelidir. Muhabbetle..
denka [ 2007/05/02 15:12 ]
demokrasi kurallar manzumesi dir ama bazıları çelik çomak oynamak zannederek ekmeklere yağ sürmeyi yeğlerse sonuç halk açısından nefret düzlemi olur ölede olacak galiba

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2007.07.23 -  Büyük Birlik AKP de Gerçekleşti
 2007.07.19 -  Zamane gençliği
 2007.07.06 -  Bereketli, Hareketli, Heyecanlı Temmuz
 2007.06.14 -  Bir Kazan Kaynar Su
 2007.06.05 -  Şimdi de Millet Konuşacak
 2007.05.30 -  Sınavlar ve öğrencilerin geleceği
 2007.05.22 -  Oy Kullanmayacağım!.. Ta ki…
 2007.05.15 -  Arşivini Silen- Suçundan Kaçan Anket Kurumları
 2007.05.07 -  Mumcu ve bir Temel fıkrası
 2007.05.02 -  İktidarı Vaftiz Ettiler
 2007.04.25 -  HAYIRLI OLSUN
 2007.04.17 -  BBP Ne Yaparsa, Ne Yapar?
 2007.04.10 -  Hukuksuz Siyaset
 2007.04.03 -  Halimiz ve Kutlu Doğum
 2007.03.28 -  Bugünkü Konya
 2007.03.20 -  Konyalı-Kastamonulu Çanakkale’de Şehadet Arkadaşı
 2007.03.13 -  Tescilli Konyalı
 2007.03.06 -  Yeni Vatan-ı Aslî Konya
 2007.02.27 -  Her Ay Konya-Ankara (Konya'da çeyrek asır 3)
 2007.02.20 -  Ankara'daki Konya (Konya’da Çeyrek Asır 2)
 2007.02.13 -  KONYA’DA ÇEYREK ASIR (I)
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com