:. Haberler
  Bilişim
  Dünya
  Eğitim
  Ekonomi
  Kültür Sanat
  Politika
  Sağlık
  Spor
  Yaşam

  :. Gruplar
  Hava
  Söyleşiler
  Yazarlar

Sizce neyin seçimi 
Taner Aydın   ( taner145@hotmail.com )


Geçtiğimiz hafta içinde
Yüksek seçim kurulu 22 Temmuz’u erken seçim için, en uygun takvim olarak verdi.
Mecliste çoğunluğuyla bu takvime evet deyince, Türkiye yaz aylarının ortasına doğru 4 yıl 9 ay aradan sonra yeniden sandık başına gidecek.
Büyük olasılıkla anayasa değişikliği yetiştirilir de, Sezer’in onayına sunulacak olan Cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayacak, 5+5 yasa teklifi veto yemezse 22 Temmuzda önümüze çift sandık konacak.
Ahmet Necdet Sezer’i bu 7 yıllık görev süresinde biraz tanıma fırsatım olduysa eğer, o da bu kararı mutlak suretle veto eder derim.
Tam koca 7 sene, bir büyük krizin ateşleyicisi–2001-, AKP iktidarı döneminde de hükümete kaynanalık yaptı.
Beni hayal kırıklığına uğratacağına inanmam.
Keşke uğratsa.
Adı gibi biliyor ki halkın yapacağı bir Cumhurbaşkanı seçiminde halk Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtacak.
Hal böyle olunca bu yasa değişikliğini Sezer onaylamaz.
Bir kulp bulup mutlak suretle taslağı meclise geri gönderir.
Gelelim seçime,
Türk halkı ne yapacak?
Alışagelmiş bildik tepkisini vererek,
Asker muhtırasına karşılık AKP yi yukarılara mı taşıyacak yoksa gerçekten Cumhuriyet yok oluyor korkusunu yayarak, ev sahibini bastırmaya çalışan yavuz hırsızı sandığa mı hapsedecek?
Kim ne derse desin bu seçim demokrasi, halk iradesi, çoğunluk, uzlaşı yanlılarıyla, dayatmacı, tepeden inmeci, kendinden olmayanı ötekileştiren, toplum mühendisi, darbe yanlılarının sandıktaki rekabeti olacak.
Olay artık AK parti, CHP-ANAP-DYP mücadelesi yâda Cumhurbaşkanı kim olsun sorgulamasını çoktan aştı.
Tercih demokrasiyle, dayatmaya razı olup olmama mücadelesidir.
Bundan tam 6 ay önce yazdığım bir yazıya “askerin tepkisi” başlığını atmış ve şunları yazmışım;
……

Asker yönetimden el çekmek istemiyor.
Siyasetin askersizleşmesi halinde, Cumhuriyetin yok olacağı hezeyanını yaşıyor…
...................

Kavga “merkez” kavgası.
Sosyolojik vaka, ağır aksak kendi sürecini yaşıyor.
Düne kadar şehir varoşlarında oturan, köylerde Demirel’e oy veren sesiz çoğunluğu oluşturanlar, artık kendisini temsil edenlerin kendisini yönetmesini istiyor.
O da yönetenler arasına girmek istiyor.
Çok kanallı TV’ler de onların gözlerini baya açmış.
Onlar da yönetime talip oluyorlar.
Düne kadar başörtüsüyle hastane koridorlarına pas pas yaparak gezen ve laiklik adına sorun olmayan kadının kızı, hastaneye annesi gibi ama bu sefer türbanıyla doktor sıfatıyla girmeye kalkıyor.
Hem de gözü bir yandan başhekimin koltuğunu keserek.
Merkez buna hazır değil, dahası tahammülü de yok.
Merkezin çevresini oluşturan çevre halka, meslek odalarına, sivil toplum örgütlerine, belediyelere birer birer sahip çıkıyor.
Dahası kendi burjuvazini de oluşturdu
Merkezin şu an çekirdeğinde oturanlar da işte bu değişime ne razı, ne de tahammülü var.
Ama değişim her şeye rağmen devam ediyor.
Siyasetin askersizleşmesi sadece çerçeve halkanın merkeze daha hızlı yürümesini hızlandırır.
Asker bunun farkında,
Hem de, AB’den, AKP’den çok daha fazla farkında.
……….
O gün yazdıklarım galiba bugün biraz daha net,
Hepinize iyi pazarlar…
Köşe Yazısı Hakkındaki Yorumlarınız ( Toplam 1 yorum yapılmış )

muri [ 2007/05/06 15:38 ]
Tanercim, bu ne güzel tespitler böyle... Yazında eksik kalan tek şey, 2 kutuplu gücün keyiflerine göre sürdürdükleri iktidar kavgasında bir kaza olursa, bunun sorumlusu yine gariban vatandaş mı olacak. Böyle bir kaza olursa ne türbanıyla başhekimin koltuğunu kesen başörtülü doktor, ne de kılıcını sağa sola savuran yıldızlı general zarar görecek, gene benim halkımın anası ağlayacak. Yok öyle, her 2 taraf da akıllı olacak, sorumlu davranacak, uzlaşacak kardeşim. Bunun başka yolu yok, bu kafayla giderlerse bugün o galip gelir yarın sen, uzlaşmadan başka çıkar yol yok. Ne sen onun Atatürkçülüğüne dil uzatabileceksin, ne de o senin başörtüne bişey diyebilecek. Kavgayla, 'benim ötekimle' bir yere varılmaz. Orta nokta bulanacak, aynı hataları sen de yaparsan, ''benim gibi düşünmeye yaşam hakkı tanımam'' diyenden ne farkın kalır.

 


Yazarın Tüm Yazıları
 2009.01.30 -  Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
 2008.12.31 -  Filistin’de barışın tek formülü
 2008.11.28 -  IMF’ye gerek yok batmayız?
 2008.11.12 -  Sevsinler
 2008.10.24 -  Ekonomi, Aktütün, ve Ergenekon
 2008.08.12 -  Rus- Gürcü savaşı nasıl sonuçlanır?
 2008.07.07 -  Demek hukuka herkesin bir gün ihtiyacı oluyormuş
 2008.06.21 -  Ve Viyana düştü
 2008.06.06 -  Yağ çıkaracak deve
 2008.05.01 -  Ünal Karaman, sezon başında Konyaspor’un yeniden başında
 2008.04.01 -  Ağlama duvarı
 2008.01.23 -  Kürtleri ne yapmalı
 2007.10.30 -  Recep Konuk’da bir öğretmenmiş
 2007.09.28 -  Sudiye Kasapçopur’un hikayesi
 2007.09.24 -  Alışacaklar
 2007.09.14 -  Luis Washington Konyaspor'da ne yapar?
 2007.09.10 -  Türkiye devrim yaşıyor
 2007.09.06 -  Nerde kalmıştık…
 2007.07.20 -  Oyumu vereceğim parti
 2007.07.03 -  Seçim anketleri doğru mu?
 2007.06.22 -  Zeyno Baran olayı
 2007.06.17 -  Filistinliler hepinize yazıklar olsun!
 2007.06.07 -  Aday listelerine nerden bakıyorsunuz?
 2007.05.28 -  Meclis’te seçim sonrası iki parti olur
 2007.05.22 -  Konya’nın milletvekili adayları sönük kaldı
 2007.05.11 -  Kim nereden aday, eskiye rağbet olsaydı !!!
 2007.05.05 -  Sizce neyin seçimi
 2007.04.28 -  Gibisi fazla bunun adı “muhtıradır”
 2007.04.13 -  Büyükanıt paşa Tayyib Erdoğan’a Çankaya yolunu açtı
 2007.04.03 -  Demirel’den artık iyice sıkıldım
 2007.03.20 -  Helalinden iş, helalinden eş!
 2007.03.05 -  Konyaspor yazısı…
 2007.02.26 -  Melekler şehri terk edince
 2007.02.07 -  Kıyamete beş mi var?
 2007.01.29 -  Hırant Dink’in toprağı neden mi bol olsun?
 2007.01.24 -  Hrant Dink nasıl katledildi?
 2006.12.25 -  İyi seneler
 2006.12.02 -  Atina’da 3 gün
 2006.11.08 -  Noterdam’ın kamburu
 2006.11.01 -  Paris’ten insan manzaraları
 2006.10.11 -  Askerin tepkisi
 2006.09.26 -  Liverpool’da bir Galatasaray anısı
 2006.09.19 -  Öğrenmeyi öğrenmek
 2006.09.09 -  Lübnan’a asker gönderilmesi kime yaradı?
 2006.08.26 -  Konyaspor başkanı Ahmet Şan’a davet
 2006.08.15 -  Lübnan Hizbullah’ı
 2006.07.21 -  Cevap veriyorum…
 2006.07.13 -  Hamas ve 3 Şart
 2006.07.06 -  Zidan’ın ardından
 2006.06.19 -  Ahmet Davutoğlu ile dış politika turu (2)
 2006.06.12 -  Ahmet Davutoğlu ile dış politika turu
 2006.06.02 -  Türk Solu hastalıklı bir soldur.
 2006.05.24 -  Kasımda seçim olur mu?
 2006.05.13 -  Ermeni soykırım yasa tasarısı ve Türkiye Ermenileri
 2006.05.06 -  BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ NEDİR?
 2006.04.29 -  ABD’Yİ MUSEVİ CEMAATİ YÖNETİR
 2006.04.19 -  TERÖRİST KİMDİR ?
 2006.04.10 -  Şahinlerden güvercin olur mu?
 2006.03.31 -  ARAFAT’IN RÜYASI
 2006.03.28 -  Körler Ülkesinde Görmek İdamlık Suç mudur?
Aslan Korkmaz gelirken, Tuzcuoğlu giderken…
Lokman Koyuncuoğlu
Çokeşliliğe “hayır” mı diyorsunuz?
Mert Aslan
Otur oturduğun yerde
Memduh Nihat Ada
Davos Krizi; Erdoğan milat attı, Perez yavuz hırsız.
Taner Aydın
Affan Dede'ye para saydım
Mustafa Azılıoğlu
Boya boya çek
Huriye Karnap
Her ıslanan anlamaz!
Semra Hoyraz
MÜSİAD Farkı
Aydoğan Deveci
Davos ve sonrası…
Dr.Ali Can
Anlatma Sanatı
Alev Ayyıldız
Yapboz
Nadide Ü.Altıparmak
Göçmen Kuştu Kalbim
Hakan Bahçeci
 

Bu Site Konda İletişim ve Medya Grubunundur.
E-Posta: bilgi@haberkonya.com